Ana içeriğe atla

NOSTALJİ 1970 - 1980 ALTYAPI

İlginizi çeker mi bilmiyorum ama ,sayısız lider oyuncuyu ortaya çıkaran, geçmiş dönem altyapılarından ve o yıllarda oyuncuların nasıl bir ortam içinde yaşadıklarından biraz bahsetmek isitiyorum.  


O zamanki şartların oluşturduğu bu naif ortam bugünkünden çok farklı. Belki aranızdan bazıları yaşanan bazı sahneleri hayal bile edemeyeceksiniz ama bizim kulübümüz , bizim takımımız ve bizim oyuncumuz diyebilmemiz için , her geçen gün süratle yok olan aidiyet duygusunun bir şekilde kazanılması gerekiyor.



LİDER OYUNCULAR

Öncelikle gelin basketbolu bir yana koyalım ve o zamanın lider oyuncularının özellikleri neymiş bir bakalım.
Mağlubiyeti kabul etmeyen , antrenmanda çok çalışan, kendi kendine antrenman yapan ,aynı hırsı göstermeyen takım arkadaşına kızan, antrenman bittikten sonra salonda kalarak üç yüz, beş yüz şut atan,  kulübünü ve kulüpteki herkesi önemseyen ve takımı için her şeyi veren oyuncular.




 ANTRENÖRLER

Farklı şehirlerde, farklı kulüplerde bile olsa o zamanlar  yaşanan çoğu şey aynıydı.
O dönemde yıldız veya genç takımlarda antrenörlük yapanlar belirli bir yaşın üzerindeydiler. Bugünkü kadar genç antrenör göremezdiniz.


Yöneticiler için tecrübe her şeyden  önce geliyordu. Alt yapıyı tecrübesiz bir gence vermek yerine, basketboldan hiç anlamayan yaşlı bir yöneticiye teslim etmeyi tercih ederlerdi.

Birinci ligde, oyunculuğu bıraktıktan sonra altyapıda antrenörlüğe başlayan ve asıl meslekleri doktorluk , mühendislik olan, birçok yüksek okul mezunu antrenör vardı.



Bu eski oyuncular ,kendi antrenörlerinden öğrendiklerinin üzerine tecrübelerini katarak oyuncu yetiştirmeye çalışırlardı , kendileri eski oyuncu oldukları için, şampiyonluğu oyuncuların getirdiğini iyi bilirlerdi.




A TAKIM  ALTYAPI  İLİŞKİLERİ

Kulüplerde, A takım oyuncuları genç takım oyuncularını tanır, ismi ile çağırır antrenmanlar çakıştığında size bazı temel teknik hareketleri gösterir ve tavsiyeler verirlerdi.
( Kendinizi bir an alt yapı oyuncusu gibi düşünün ve hayran olduğunuz A takımdaki rol modeliniz size bazı hareketler gösteriyor. ..) 

Maddi beklentisi olmayan birçok basketbol meraklısı, kulüp taraftarı veya takım arkadaşlarınızın dostları antrenmanlarınızı izler,  sizinle tanışıp sohbet eder, sizin yanınızda olduklarını hissettirilerdi.


Bazı veliler evde ders çalışmaları için çocuklarını antrenmana göndermedikleri zaman ,antrenör ve idareciler çocukların evlerine gidip, velileri ikna ederlerdi. ( Bu konuşmalarda “Önümüzdeki ay karnesine kırık gelirse bir daha yollamayın” en çok kullanılan cümleydi.)




Eğer biraz yetenekliyseniz ,A takım antrenörü sizi tanır ,sizinle şakalaşır kulübünüz ve oyunculuğunuzu geliştirmeniz ile ilgili unutamayacağınız şeyler söylerdi.

A takım maçlarını seyredebilmek için alt yapı oyuncularına serbest giriş kartı verirlerdi, tüm alt yapı oyuncuları maçlara gider, gördükleri hareketleri antrenmanlarda, taklit etmeye çalışırlardı.


Yöneticiler fanatikti, her konuşmada kulübünüzün ne kadar  özel olduğunu anlatırdı. Ancak oyuncusuna matematik dersi verenleri, kısıtlı imkanlarına rağmen ,oyuncuların ve oyuncu ailelerinin sağlıkları ile yakından ilgilenenleri çok iyi hatırlıyorum. ( Bazen kulüp için olmasa bile, yöneticiniz için oynardınız.)  


O zamanlar herkes A takımda oynamayı hayal ederdi. Kimsenin aklında başka bir kulübe gitmek yoktu. Zaten pek fazla transfer olmazdı. 
Altyapı milli takım kamplarında bu tatlı rekabet sürerdi.

Benim hatırladığım dönemde üç büyükler arasında asla transfer olmazdı. Ancak bu kulüplerde oynayan oyuncuların büyük kısmı çok yakın arkadaşlardı.



KULÜP VE DOSTLUKLAR

Yöneticiler ,malzemeciler, masörler altyapıdaki herkesin abisiydi. Sohbetlerde  kulüp aidiyeti ile ilgili eğlenceli hikayeler anlatılırdı.

Ve bu ortam, genç oyuncularda bugün eksikliğini hissettiğimiz ,
öz güveni, bağlılığı ve amatör heyecanı ortaya çıkarırdı.


Bugün bildiğim kadarıyla 50- 60 yaş aralığında olan bu jenerasyonlardan en az iki, üç arkadaş gurubu, dostluklarını sürdürüyorlar. Birlikte yemeğe çıkıp eski günleri anıyorlar.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...