Ana içeriğe atla

SORUN SADECE YABANCI OYUNCULARDA MI ?



Bugün kadar bu blog'da genellikle bol resimli oldukça kısa çoğu teknik konuları içeren yazılar paylaştım. Bu dafa resimsiz, oldukça uzun, oldukça az teknik içeren bir yazımı koyuyorum.
Umarım bu sıkıcı yazıyı okursunuz. 
Okuyanlardan, ümitsizce de olsa yorumlarını bekliyorum.

SORUN SADECE YABANCI OYUNCU KURALININ DEĞİŞMESİ Mİ? 


Ligler başlamadan önce basketbolun gündemindeki konulardan biri, Milli takımlar alt yapı sorumlumuz Nihat İziç'in bir röportajında belirttiği gibi ; altyapı milli takımlarında oynayan gençlerimiz -her kategoride madalya almalarına rağmen
- A takım seviyesine geldiklerinde bir türlü beklenen performansı ortaya koyamamalarıydı. 

İziç şunları söyledi:

“Maç başına 15-20 top kaybı yaparak serbest atışları yüzde 55, üç sayılık atışları yüzde 18-20 ile atarak oynamamızı unutmamalıyız. Bütün altyapı takımlarımızın tek iyi istatistikleri ribaundlarda gerçekleşti.Oyuncularımızın bireysel gelişimlerinden mutlu değilim. 

Çoğu şu anda bankta oturan gençlerimizin, alt yapı turnuvalarında yendiği  takımlarda oynayan birçok oyuncunun ,bugünlerde birer ikişer kendilerini göstermeye başlamaları, ortada böyle bir sorun olduğunu bir kere daha bizlere hatırlattı.

GLOBALLEŞME VE OLUŞAN ŞARTLAR 

Bu konuyla ilgili olarak bir çok kişi ,ligimizde uygulanan altı yabancılı sistemin gençlerimizin tecrübe kazanmasına mani olduğunu iddia ediyorlar.Ve bu kuralın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyorlar. 
Bu görüşe katılmamak mümkün değil ancak en başta kulüplerin bu öneriye sıcak bakmayacağını hepimiz biliyoruz çünkü; 

Geçtiğimiz sene yaşanan tecrübeye baktığımızda ( KSK şampiyon ) artık tüm kulüplerimiz bu kural sayesinde Türkiye liginde şampiyonluğa ortak olabileceklerini ve Avrupa’daki hedeflerini büyütebileceklerini öğrendiler.

Ben bu kuralın değişmeyeceğini düşünerek, yetenekli gençlerimizin yabancı oyuncular arasında kendilerine yer edinmelerini sağlamak adına basketbol alt yapısında uygulanan eğitim sistemine farklı bir anlayış getirilmesi taraftarıyım.  
 
Altyapı milli takımlarımız bu kadar başarılıyken sorunu Türkiye’deki alt yapı çalışmalarında aramak her ne kadar anlamsız gibi gözükse de, bana göre üç önemli problemi gözden kaçırdığımızı düşünüyorum.

OYUNCU MİKTARI AZ , KALİTE FARKI ÇOK, YILDIZ OYUNCU GELMİYOR

Bunlardan biri ; bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmamıza rağmen basketbolcu miktarının az olması.

İkincisi ; Küçük şehirlerdeki takımlar ile büyük şehirlerdeki takımların ve oyuncuların arasındaki uçurum. 

Üçüncü sorunun ise, mevcut sistemle uzun zamandır A milli takıma yıldız oyuncu veremememiz.


GELİŞİMİ TAKDİR ETMEMEK MÜMKÜN DEĞİL


Basketbol antrenörlüğüne artan talep , basketbol okullarının her geçen gün artması ,altyapılarda daha fazla maç yapılması, Milli takımlarımızın müthiş organizasyonu ve eğitim kurulunun eskisine nazaran çok daha düzenli çalışması gibi gelişmeler tabii ki çok önemli.
Ancak ben yukarıda bahsettiğim sorunların çözülmesi için basketbol eğitiminde birtakım yeniliklerin yapılmasının gerekli olduğuna inanıyorum.   



NASIL BİR EĞİTİM UYGULANMALI

Bazı antrenörleri ve kulüpleri tenzih ederek söylüyorum, ben şu anda basketbolda verilen eğitimin düzensiz olduğunu düşünüyorum . Bu durumu adeta okula yeni başlayan öğrencilere, ilk okul bilgilerinden önce orta okul bilgileri verilmesine benzetiyorum.
Temel teknik hareketlerini tam olarak öğrenmemiş oyunculardan A takımlarda uygulanan düzenleri yapmalarını beklemek ,okuma yazmayı tam olarak öğrenmemiş öğrencilerden kompozisyon yazmasını beklemekten farksız.

A TAKIMLARDAKİ DÜZENLER EĞİTİME DEĞİL BAŞARIYA ENDEKSLİDİR.

Alt yapı takımlarının büyük kısmı, adeta bir A takım gibi antrenman yapıyor ve  maçlarda A takımlarda uygulanan düzenleri uyguluyor . 
Günümüzde son derece normal karşılanan bu yöntemin genç oyuncuların gelişimini yavaşlattığına inanıyorum. 
  
Aslında temel teknik olarak hazır olan üst seviye oyuncular için hazırlanmış bu düzenler, sadece eldeki malzemeyi en verimli şekilde kullanmak için   kurgulanmıştır. Ve amaç sadece maç kazanmaktır.

Halbuki altyapılarda maç kazanmak gerçek amacınıza hizmet ettiği için değerlidir. 

Alt yapılarda yapılan çalışmaların gerçek amacı sadece oyuncu yetiştirmektir antrenör değil. 



Oyuncu yetiştirirken maç kazanmak ve sadece maç kazanmak amacı ile yapılan çalışmaların arasında ne fark vardır ?

Bu iki, iç içe geçmiş konuların arasındaki farkı daha net açıklayabilmek için son yıllarda herkesin dilinde olan pick and roll konusundan bir örnek vermek istiyorum ; 

Muhtemelen A takımda perdelemeyi kullanarak pick and roll oynayacak olan bir oyuncu, eğer alt yapıda perdeleme yapan oyuncu olarak oynuyorsa, o alt yapı amacına hizmet etmiyor demektir.

Bu örnekten yola çıkarak tüm oyunculara ileride karşılaşacakları post-up yapmak veya rakibin post-up’ını  savunmak gibi önemli bilgileri, sadece belirli oyunculara vermek büyük yanlışlardır.

A takımlarda oynanan düzenlerin, altı veya yedi kişilik rotasyonlar ile altyapı da uygulanması ve bu sistemin tek doğru düzen gibi algılanması, basketbolcu olmak için hevesle salonlara gelen çocukları yıldırıyor ve oyuncu miktarının artmasına mani oluyor.

Büyük kulüplerden yetişen, neredeyse A takımdaki profesyoneller kadar çalışan oyunculardan kurulu altyapı milli takımlarımızın aldığı madalyalar, bizlerin bu  önemli sorunları görmemizi önlüyor.

Altyapı milli takım koçlarımızın başarılı stratejileri ile bireysel hataların üstleri örtülüp takım oyunu ile madalyalar geliyor.

Ancak netice olarak madalya kazanan başarılı milli takımlarımızın genç koçları kulüplerde iş bulamazken, madalya kazanan genç milli oyuncularımızda bankta oturmaya mahkum kalıyor.  

A TAKIM SEVİYESİNDE KOPMALAR BAŞLIYOR

Diğer sorun ise madalyaları alan bu oyuncularımızın A takım yaşı geldiği zaman tamamen ortadan kaybolmaları. 
Sanırım bunun cevabını da , ilkokulu okumadan orta okula geçen öğrenci misalindeki gibi oyuncularımızın, önceleri rakiplerinin bilmediği ve onlara karşı kolayca uyguladığı hareketleri daha sonra kuvvetlenen ve bilinçlenen rakiplere karşı tekrarlayamamasında aramak lazım.

Bu nedenle küçük hatta yıldız takımlarda A takım seviyesinde oynan basketbolu taklit etmek yerine, yaş gurubuna göre eğitimin verilmesi gerekmektedir.
Bu fikre karşı ortaya sürülen argüman, genelde koçlarımızın başarılı olmak için bu yolu takip etmek zorunda olmaları şeklinde.

Ben bu fikrin kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum. Oyuncuların yaşlarına göre bir eğitim sisteminin uygulanması halinde; daha çok oyuncunun yer aldığı daha fazla heyecanın yaşandığı ve daha güzel basketbolun oynanandığı bir organizasyon ortaya çıkacağına ve her kulübün kendi A takımında oynayabilecek oyuncuları çıkarabileceğine  inanıyorum. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...