Ana içeriğe atla

ÜÇ MAÇ VE TEMPO


Genelde güncel konular ve maçlar hakkında pek yorum yapmayı sevmiyorum. Ancak bu hafta süper ligde seyrettiğim üç maçta, benim özel ilgi alanıma giren “yüksek tempo” baş roldeydi.



KHEM BİRCH ( UŞAK )

İSTEDİĞİMİZ ZAMAN TEMPOYU YÜKSELTEBİLİRİZ

Bu üç maçı derinlemesine incelediğimizde ;Bilinçli olarak tempoyu her an yükseltebileceğimizi gördük.

Bununla birlikte yükselen tempoyu sürdürebilmenin önünde iki tane engel olduğu da gözüktü :
 
Takımın fizik gücü, yükselen tempoyu ne kadar sürdürmemize izin veriyor?

Bu konu, takımın fizik kondisyonu ,rotasyon derinliği ve bu tarz basketbolu oynayabilecek oyuncu miktarı ile ilgili .

Diğeri engel ise ; belirli bir süre sonunda rakibin tempoyu düşürmesinin kaçınılmaz olması.

Bu nedenle yakaladığımız serinin ne kadar uzun olduğu, maçın hangi anında yaşandığı önemli.





UŞAK - FENERBAHÇE 

Uşak Fenerbahçe maçının sadece ilk devresini seyretmeme rağmen, tempo açısından en kolay yorumlanacak olan maçın bu olduğunu söyleyebilirim

Uşak takımının planı, agresif savunma ve yüksek tempo ile seyircisinin desteğini arkasına alıp, top getirme konusunda sorun yaşayan ve bu pozisyonda kısıtlı oyuncuya sahip rakibine üstünlük sağlamaktı.

Fark bir ara on dokuz sayıya kadar çıktı . Ancak soyunma odasından döndükten sonra farkın kapanması, kısıtlı rotasyon ile bu tarz oyunu tüm maç sürdürmenin imkansızlığını ortaya koydu.



DARÜŞŞAFAKA - EFES

Darüşşafaka Doğuş, Anadolu Efes maçının sonunda Koç İvkoviçin söylediği gibi, daha önce sürekli yarı saha set basketbolunu tercih eden ev sahibi ikinci periyotta alışılmadık bir şekilde tempoyu yükseltince on yedi sayılık bir seri yakaladı ve öne geçti.
Soyunma odasından döndükten sonra iki takımda normal tempolarına döndüler ve ikinci periyot da yapılan bu seri maçın sonucuna etki etmedi.
Burada da, maç kafa kafaya gitseydi ve son periyotta böyle bir seri yakalansaydı sonuç değişir miydi ? sorusu akla geliyor.



GİRESUN - KARŞIYAKA

Bu maçlar arasında sayı farkı olarak en ilginci her ne kadar Uşak maçı olsa da, bana göre hızlı hücumu strateji açısından en iyi kullanan Akın Çorap Giresun takımıydı.

KSK gibi seyircisi ile bütünleşen ve atletik oyuncuları ile yüksek tempo oynamaya alışık olan bu takıma  karşı, basket yedikten hemen sonra hızlı hücum ile sayı bulma planı ilk bakışta riskli gibi gözükse de iyi sonuç verdi.



Her şeyden önce ( eskiden bizim ekspres basket dediğimiz ) bu hızlı hücum şeklinin genel anlamda tempoyu yükseltmek amacı ile yapılmadığını söylemem gerek. 
Bu hızlı hücumlar kolay sayı bulmak amacı ile daha önceden organize edilmiş bir taktiğin parçasıdır.

Çabuk top çıkarıp ileri erken oyuncu koşturularak ,rakibin basket attıktan sonra geri koşu zafiyeti değerlendirilir.

Bu hücumlar önlem alınana kadar, en fazla üç oyuncunun katılımı ile yapıldığı için geniş rotasyona gerek duyulmaz. 
Ve set temposu ile oynanan maçlarda uygulandığı için oldukça dikkat çekicidir.

Maçın özeline gelince, KSK gibi her maçı yüksek tempo ile oynayan takımlar karşısında, kısıtlı rotasyonun her zaman sorun olduğunu bir daha gördük.


Yorumlar