Pat Riley ve Phil Jackson
Dün TÜBAD ve Tofaş'ın katkılarıyla istanbul'a gelen David Rivers'ın, görmek beni geçmiş yıllara götürdü.
Ve genç koçlarımızla , bugün antrenörlük yapan birçok tecrübeli koçun ve yöneticinin içinden geçtiği süreci paylaşmak istedim
Pat Riley ve Magic Johnson
NBA’de Avrupalı bir oyuncuyu görmenin imkansız olduğu , NCAA takımlarının
Avrupa’dan gelen A mili takımları kolayca yendiği , o zamanki deyimiyle
Edirne’den ötede maç kazanmanın imkansız olduğu yıllardan bahsediyorum.
Altyapıda, ilk gün 16 tanesi elenerek evine dönen ve tam 32 takımın
katıldığı Türkiye şampiyonlarından bu yana çok şey değişti.
Eczacıbaşı ve Anadolu Efes gibi müessese kulüpleri ortada yokken Türk
basketbolunda bir alt yapı vardı.
İstanbul’da, Galatasaray, Darüşşafaka, Beşiktaş, İTÜ, Fenerbahçe ,Kadıköy
Spor, Ankara’da Kolej, ODTÜ, İzmir’de KSK, Çayırlıbahçe.. gibi ismini şu anda hatırlamadığım,
Altyapı turnuvalarına gelmeyi başaran onlarca takım vardı.
Yenişehir, Kolej, ODTÜ, Şekerspor, Beşiktaş, Galatasaray, İTÜ , Kadıköy Spor, İstanbul Spor, PTT, Ege üniversitesi, KSK,
Bu kulüplerin ortak özellikleri, çevrelerinde yaşayan gençler ile minik
,küçük, yıldız ve genç takımlar kurarak
liglere katılmaktı. ( minikler ligi İstanbul’da sadece yaz aylarında ve açık
sahalarda oynanırdı. )
Bu takımlar bulabildikleri açık sahalar ve salonlarda en fazla iki üç antrenman
yaparlardı. Başlarında basketbola çok meraklı yaşlı ve genç yöneticiler ve üst
düzey basketbol oynamamış ancak basketbolu çok seven genç ve çalışkan
antrenörler olurdu.
Malzeme konusu tam bir facia idi futbol veya voleybol malzemeleri ile
sahaya çıkan takımlar çoğunluktaydı.
İşin bu bölümünü fazla uzatmayacağım ancak alt yapı antrenörleri ve
oyuncuları yazılı belge ve internet gibi olanaklara sahip olmadıklarından A
takım maçlarını kaçırmazlardı. Onlar için A takım koçları ile sohbet edebilmek
büyük şanstı.
Daha sonra kulüp takımları altyapı için başka şehirlerden oyuncu transferleri
yapmaya başladı .
O dönemde maddiyat başta olmak üzere birçok ciddi zorluk yaşanıyordu.
İşte, her türlü imkana sahip olan ve oyuncu taramaları yapan, başka
şehirlerden gençleri getiren müessese takımlarının ortaya çıkışı bu zaman
rastlar.
Art arda, Eczacıbaşı, Efes, Tofaş gibi takımlar bu yarışa katıldılar. Buna rağmen
,uzunca bir süre kulüp alt yapılarında anlayış olarak her hangi bir düzelme
olmadı.
Ancak bu ekipler (renk aşkı ve çalışanların bilgi birikimleriyle ) müessese
takımlarına karşı kora kor mücadeleye girdiler .
Bu dönemde kulüp takımlarındaki koçların amacı bir şekilde müessese
takımlarına transfer olmaktı, bu nedenle o takımları yenmek çok önemli bir
hedefti.
Belirli bir süre sonra müessese takımları kulüp takımlarının elinde
olan çok küçük yaştaki yeteneklerini
transfer etmeye başladı ve böylece denge iyice bozuldu.
Bugün liglerde gördüğümüz kulüplerin şartlarını düzeltip en azından makul
bir seviyeye getirmesi ve altyapıda isimlerini kullanarak iyi takımlar kurmaya
başlaması yıllar sürdü.
Ancak bu süre içinde verilen mücadelede onlarca koç ve yönetici yetişti çoğu a
takımlarda görev aldı.
Bugün Sahalarda gördüğünüz başarılı Türk koçların büyük çoğunluğu işte bu
süreçte yetişen koçlardır.





Yorumlar
Yorum Gönder