Eğer fizik kuralları spordaki tüm atışların, tüm yakalamaların temelini
oluşturuyorsa , dünyanın en çok para kazanan basketbolcuları neden serbest atış
kaçırır?
( Diğer sporlar için, serbest atışı kelimesini değiştirerek bu soruyu
sormanız mümkün. )
Yıllardır tartışılan ancak cevabını bir türlü bulamadığımız bir soru .
Şu ana kadar verilen cevapların büyük çoğunluğu “fizik kurallarını dikkate
alarak çok çalışmak ve çok tekrar etmek ” şeklinde .
Daha önceki bir postta itirazlara yol açan farklı bir yaklaşımdan
bahsetmiştim.
Bazen şut atarken top elinizden çıktığı an, siz zaten o topun çemberden
geçeceğini hissetmişisinizdir. İşte o hissi sürekli yakalamak için çalışmak!
Ancak yazıdan sonra gelen yorumların büyük çoğunluğu bu fikrin klasik
çalışmaların yerini tutamayacağı ,mekaniğin ve fizik kurallarının her şeyden
önemli olduğu yolundaydı.
Birçok basketbol adamı motivasyon dışında kalan konularda his, duygu gibi
soyut kavramlara kuşku ile bakıyor.
Belki bundan sonra his veya duygu kelimeleri yerine “yaptıklarımız” kelimesini
kullanırsak yeniliklere ön yargıyla bakanların hışmından kurtulmuş oluruz .
Ünlü nörolog David Eagleman “ Yaptıklarımızın , düşündüklerimizin,
hissettiklerimizin çoğu bilincimizin kontrolü dışındadır diyor .”
Eagleman “Örtülü bellek beyninizin , zihninizin açık biçimde erişemediği
bir bilgiyi sakladığına işaret eden bir kavramdır.
Bisiklete binmek , ayakkabı bağlamak , klavye ile yazmak veya elinizde
yemek tepsisi kalabalığın arasından kolayla yürüyebilmeniz gibi.
Zihninizin devreye girmesi için ortada farklı bir şeyler olmalıdır örneğin
yerlerin kaygan olması ..”
BEYZBOLDAN BİR ÖRNEK ( INCOGNITO / DAVID EAGLEMAN )
Fizikçiler hareketi, konumun zaman içinde değişimi olarak ele alırlar .
Ama beynin kendine özgü bir mantığı vardır ; bu nedenle hareketi
nörobilimci olarak değil de fizikçi
olarak irdelemek , insanlardaki zihinsel işleyiş ile yanlış izlenimlere neden
olacaktır.
Beyzbolda yükseğe atılan topları yakalamaya çalışan dış saha oyuncularını
düşünün . Topu yakalamak için hangi noktaya koşacaklarına nasıl karar verirler
? Büyük olasılıkla beyinleri topun yerini anbean temsil etmektedir: İşte şimdi
orda , şimdi yaklaştı, şimdi daha yakında .
Doğru mu? Yanlış
Öyleyse oyuncunun beyni topun hızını hesaplıyor olabilir
mi ? Hayır .
Belki de ivmesini? Yine Hayır.
Bilimci olduğu kadar beyzbol meraklısı da olan Mike McBeath işte bu yukarı
atılan topları yakalamada devreye giren gizli sinirsel hesaplamaları anlatmak
için kolları sıvamış ve dış saha oyuncularının, hangi noktaya değil, yalnızca
nasıl koşacaklarını onlara söyleyen
bilinç dışı bir programdan yararlandıklarını keşfetmişti.
Oyuncular öyle yer değiştiriyordu ki , aslında parabolik bir yol izleyen top, oyuncunun bakış açısından hep düz çizgi üzerinde ilerliyormuş gibi görünüyordu. Yol düz bir çizgiden sapar görünmeye başladığı anda, oyuncular da koştukları yönü değiştiriyordu.
Bu basit program , dış saha oyuncularının doğrudan topun iniş noktasına
fırlamak yerine , orya ulaşmak için farklı türden bir eğim izledikleri gibi
tuhaf bir öngörüde bulunmaktadır. McBeath ve meslektaşları havadan çekilmiş
video filmleriyle de doğruladıkları
üzere , oyuncuların tam da yaptığı budur.
B
Bu koşma stratejisi topla kesişme noktasının yeri hakkında herhangi bir bilgi vermeyip yalnızca oraya ulaşmak için nasıl bir hareket çizgisi izlemek gerektiğine temellenmiştir.
Bundan hareketle , söz konusu programda oyuncuların yakalanamaz topları yakalayayım derken neden sıklıkla duvara tosladıklarını da açıklamaktadır.
Böylece görüyoruz ki sistemin yakalamak ya da hedefle kesişmek için konum , hız ya da ivmeyi ille de açık biçimde temsil etmesi gerekmiyor.
Bu bir fizikçinin ön göreceği bir durum değildir olasılıkla; bunun da
ötesinde , iç gözlem yoluyla sahne gerisinden olup bitenler hakkında anlamlı
denilebilecek pek az kestirimde bulunabileceğinin altını çizer .
Ryan Braun ve Matt Kemp gibi büyük dış saha oyuncularının , zihinlerinde
böyle bir programın işlemekte olduğunda haberleri bile yoktur elbette ; onlar
yalnızca programın ve sayesinde kazandıkları paranın tadını çıkarmaya bakarlar.
Sizce "yakalamak" kelimesi yerine "atmak" kelimesini koyarsak,bu konuda da beynimizin kendine özgü bir mantığı olması muhtemel değil mi?







Coach çok hoş bir yazı.NLP ile paralel bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.sanırım linguistik sinir sisteminin programlanmasında (hareketin mükemmelleştirilmesi ve otomatikleştirilmesi) çok önemli. (Hareket öğretimi açısından)
YanıtlaSilTeşekkürler Can , aslında işin öğretim bölümü en zor ve en enteresan kısmı . ( Çeşitli örnekler var ) Bu işi en iyi yapanın gözetiminde sadece onu taklit ediyorsun . O kişi sana doğru ve yanlış yaptın şeklinde geri bildirimlerde bulunuyor. O SADECE GERİ BİLDİRİMDE BULUNUYOR anlatmıyor tarif etmiyor çünkü o da neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyor ! ( faul atamayan oyuncuna en iyi faul atan oyuncunu taklit ettirerek bir çalışma yaptırıp, atamayanın gelişim gösterip göstermediği denenebilir :) ))
YanıtlaSil