Ana içeriğe atla

ANTRENÖR ADAYLARINA TAVSİYELER 2





Alt yapı uzun vadeli bir iş diyenlere inanmayın. 

Daha önce yaşadığım tecrübelere göre 14 yaşında basketbola başlayan bir oyuncu 18 yaşında birinci ligde oynayabilir. Bunun için sadece dört yıl yeterlidir.

Alt yapıda çalışan birçok antrenörün anılarında , muhakkak çok iyi olmasını beklediği bir oyuncunun çeşitli sebeplerden dolayı erkenden basketbolu bıraktığına dair bir hikaye vardır.

Bu sebeple tek bir oyuncuya odaklanmayın .

Sisteminizi kurun ve sistem oyuncusunu size versin.

Alt yapı çalıştırdığım dönemlerde ilginç bir olay tespit ettmiştim:

Alt yapı takımlarında herkesin gözü skorer bir yıldız adayının üzerindeyken, aynı takımda onunla birlikte iyi bir savunma oyuncusu yetişirdi .

Hatta ilerleyen süreçte skorer yıldız bekleneni veremezken, savunma oyuncusu ileri seviyelerde kendi kabul ettirirdi.

Doğru öğretebilmek için önce sizin doğru öğrenmeniz daha sonra nasıl öğretebileceğinizi öğrenmeniz lazım.

Temek teknik hareketlerini yavaş bile olsa gösterebilmeniz ve gösterirken tarif edebilmeniz gereklidir.



Larry Shyatt antrenmanda hücum faul nasıl alınır gösteriyor.





Altyapıda çalışan koçlar , çok iyi bildiğinizi düşündüğünüz bir atışı oyuncularınıza göstermeden önce , nasıl tarif edeceğinizi detaylı olarak bir kağıda yazın .

Daha önce fark etmediğiniz yeni bilgilerin ortaya çıktığını göreceksiniz.


Küçük yaşlarda oyunculara aşırı baskı yapılırsa basketbolu bırakabilirler. Aşırı baskı oyuncuların eğitiminde her zaman kötü sonuç doğurur. Bırakın oyuncular insiyatiflerini kullansınlar.




Takımınızdaki dominant oyuncuyu rakibiniz olarak görmeyin, netice olarak siz koçsunuz o da oyuncu , ona yeteneklerini ortaya çıkarması için yardımcı olun. Belki elinizde son zamanlarda pek sık rastlamadığımız kalitede bir yıldız oyuncu vardır .

Resim yazısı ekle
Herkesin , hatta basketbol ile ilgisi olmayan kişilerin de fikirlerini alın , oyuncularınızı sabırla dinleyin onlardan çok yararlı bilgiler edinebilirsiniz .
Detaylara girdikçe büyük resmi göremezsiniz . Basketboldan hiç anlamayan annenizin veya babanızın basit bir sözü size hiç farkında olmadığınız bir gerçeği gösterebilir .
Oyuncularınıza antrenmanlarda ne verirseniz maçlarda onları alırsınız.

Maç sırasında , daha önce antrenmanda çalışmadığınız bir savunma çeşidini oyuncularınızın uygulamasını beklemek nasıl anlamsızsa , yeterli dripling çalışmamış bir oyuncudan prese karşı top getirmesini beklemek o kadar yanlıştır.

Okuyun , okuduğunuz kitap hangi konuda olursa olsun öğrendiğiniz bilgileri basketbol içinde bir yerlere oturtabilirsiniz. Eğitim, motivasyon, istatistik, taktik gibi konular için sayısız yarar sağlarsınız.


Taktik içermeyen strateji başarıya giden en yavaş yoldur. Strateji içermeyen taktik hamleler mağlup olmadan önceki son gürültüdür.

Küçük farklarla biten maçlar hazırlık sırasında ihmal ettiğiniz küçük detaylarda kaynaklanır.

Çoğumuz , son saniyede yediğimiz bir basketle veya son saniyede kaçırdığımız bir atışla maçı kaybedersek ne kadar şansız olduğumuzdan yakınırız . 


Şu olmasaydı, bu olmasaydı..gibi sözlerle kendimizi avutmaya çalışırız . Enderde olsa bazılarımız son saniyede aldığımız kararın yanlış olduğunu kabul eder , bazılarımız ise hakeme veya bir oyunuya yüklenir. 



Şöyle bir düşünün, 40 dakika süren maçın içinde defalarca lehimize neticelenen pozisyonlardan sadece bir tanesini daha önce yaptığımız küçük bir hazırlık ile lehimize çevirme imkanımız yok muydu?


Herkes oyuncuların özelliklerini sayarken çok iyi şutör olduğundan, çok iyi ribaunt aldığından bahsedebilir ancak bu özellikleri istatistiklerden takip etmek kolaydır.

Bizim koç olarak , takımdaki ve rakip takımdaki oyuncuların maç içindeki reaksiyonlarının neler olabileceğini tahmin edebilmemiz gereklidir. Bazı oyuncular son saniyelerde mesuliyet almaktan kaçar , bazıları ise son saniyelerde top kullanmak ister . Bazı oyuncular maç sonunda faul sokamazken bazıları için maçı sonu başı hiç fark etmez.

Altyapı da ise kendine güveni olmayan genç oyuncular baskı altındayken en uygun opsiyonu beklemek yerine ilk fırsatta pas vermeye çalışır.


Maç içinde oyunculara süreyi paylaştırmak .Alt yapı antrenörlerinin en önemli sorunlarından biridir.

İstinasız tüm genç oyuncular hiç çıkmadan kırk dakika sahada kalmak ister .
Yıllar önce genç milli takım antrenörlüğü yaparken özellikle İskandinav ülke koçlarının iyi oynayan oyuncularını dinlendirmek için kenara almalarını "kötü coaching" olarak değerlendirirdim.

O zamanlar benim için iyi oynayan oyuncu her ne olursa olsun sahada kalmalıydı, çünkü basketbol oynadığım dönemlerde , tecrübeli oyuncuların maçın temposunu kendi yorgunluk durumlarına göre ayarlamalarına koçlar karışmazlardı.

Artık basketbol maçlarının temposu o kadar yükseldi ki günümüzde hiçbir oyuncu 40 dakika sahada kalamıyor . 

Eğer böyle bir sorununuz varsa takımınızı yüksek tempoda oynatın ( Oyuncu kendisi değişmek isteyecektir.)


ÖZÜR: Başlarken bu kadar uzun bir yazı olacağını düşünmediğim için direkt olarak blog sayfasına yazmaya başladım ardından aklıma gelen her yeni konuyu ayrı bir sayfaya koymak yerine bu yazıya ilave ettim ve sanırım bu blogdaki en uzun yazı oldu .
Blogdaki yazıyı denetleyen her hangi bir program yok veya var da ben kullanmasını beceremiyorum , bu nedenle her zamankinde daha fazla hata ile karşılaştığınızı tahmin ediyorum.
Bu nedenle sizden özür dilerim.

CEM AKDAĞ

PS:  Yorumlarınız bekliyorum. 


















Yorumlar

  1. Emeğinize sağlık hocam.

    Bloger'ın kendi metin editöründe bir " syntax checker " olmayabilir, fakat bir takım eklentiler ya da kod blokları yardımı ile istediğiniz şekile çevirilebilir.

    Bunun yanında, direkt Gmail hesabınız üzerinden Google Docs's a bağlanılıp; içeriği orada oluşturduktan sonra ( size uyarılar verecektir. ) bu tarafa aktarma yöntemi tercih edilebilir. ( ki başarılı olacaktır.)

    Son olarak da Open Live Writer gibi bir uygulama kurulup; bütün içerik orada hazırlandıktan sonra Blogger üzerine tekrar aktarılabilir.

    Tüm bu hususlar ile alakalı dileiğiniz zaman -adım, adım- yardımcı olabilirim. ( Daha önce buna benzer bir konuda görüşmemiz olmuştu; mail hesabınızdan aratarak veyahut ahmetcansolmaz1 [at] gmail.com üzerinden tekrar ulaşabilirsiniz hocam. Zaman ve enerji ayırmaktan memnuniyet duyacağım. )

    Ana içeriğe de kendimce katkıda bulunmak isterim.

    Yaklaşık 1.5 senedir, yaşadığım şehirdeki bir kasabanın kız takımını ( U - 15, U - 14 ) çalıştırmaktayım. 26 yaşında, eğitimini gördüğüm işimden feragat edip -bedelini de ödeyerek- oynarken tutku ile bağlı olduğum oyun için katma değer yaratabileceğimi düşündüğümden hayalim olan basketbol antrenörlüğüne adım attım. Hem bunun getirdiği özgüven hem de organizasyounu kendimiz kurduğumuz için ve herhangi bir ekonomik/kurumsal modele tabii olmadığımız için türevlerimizden daha özgür bir yapıda çalışma şansı buluyorum ( bir işi gönüllü ve adanarak yapmanın tek artısı bu sanırım fakat inanılmaz değerli. Öyle ki Milli bir sporcumuz ve lige kendi başına katılmaya hazır bir takımımız var ). Bu noktada, oyuncuğu kaynağım sınırlı olsa dahi " felsefe " geliştirme kısmını daha aktif yorumlama şansına sahibim.

    Tempoyu ve alan paylaşımını " bilen " bir oyuncu grubunun ikamesi özellikle süre dağılımı açısından oldukça avantajlı hale geliyor öyle ki daha fazla hucüm ve dolayısı ile bu aksiyonlara dahil olacak daha fazla oyuncu demek de olabiliyor. Tempoyu hisseden oyuncu kendini dinlendirmek istiyor ve bekleyen sporcular yetenekleri kısıtlı dahi olsa oyuna entegre olabiliyor çünkü bence tempolu fakat kontrollü ofans yapısı doğru öğretildiğinde ( Front & back court ) ekstra motivasyon çarpanına çok fazla iş düşmüyor.

    Bir diğer husus da bence " mental beslenme ". Atletik aksiyonları ve tekrarları eksiksiz bir oyuncu grubu için " daha fazla " antreman 5. kademeden 4. kademeye sıçramayı sağlıyorsa, mental çalışmalar 5'ten, 2'ye hatta 1'e çıkartacak etkiyi yaratabiliyor diye düşünüyorum.

    Video günleri,saatleri dışında; Ayın MIP'sine kitap hediye edip, sonra kendi aralarında değiştirerek okumalarını sağlamaya çalışıyorum mesela veyahut özenle ve dikkatli seçtiğim müziklerden oluşan bir liste var. Bunu her antreman için ( duruma bağlı tabi ki ) " günün/antremanın melodisi " şeklinde paylaşmaya çalışıyorum tek tek.

    Motivasyon katsayısı ne olur bu aksiyonların ya da elinizdeki oyuncu grubuna göre ne kadar sapma gösterir bilemiyorum fakat mental yapıya katkı sağladığını düşünüyorum.

    Umarım ciddi bir klişeyi ya da hatayı tekrarlamıyorumdur hocam ?

    Ürettiğiniz veriler için teşekkürler.






    YanıtlaSil
  2. Ahmet , öncelikle yardım talebin için çok teşekkürler ,şimdilik world dosyasına yazıp oradan bloga aktarıyorum, bazen yazıları değişiyor, işler karışıyor ama açıkçası yazı konusuna fazla zaman ayırmak istemiyorum, sanırım bu kadarı da yetiyor, bloga her gün giren insan sayısı 1000 civarında,Bir milyon tıklamaya yavaş yavaş yaklaşıyor. Seni tebrik ediyorum,gerçi basketbolu bu kadar sevdikten sonra yapamayacağın bir şey yok . Hangi kasabadasın bilmiyorum o taraflara yolum düşerse takımını ziyaret etmek isterim. Sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Rica ederim Hocam. Ben teşekkür ederim.

    Tabii hocam memnuniyet duyarım. Ben de kendi kendime karalayacağım bir basketbol platformu yaratıyorum yavaş yavaş. Oradan da blogunuza yönlendireceğim uğrayanları. Zaten devamlı takip ve paylaşım halinde olacağım burada da.

    İzmir'in Kuzeydoğu'sunda kalıyoruz.

    Kemalpaşa - Ören Köyü diye geçiyor. Yazın çok güzel bir atmosfere sahip oluyor hocam yakınında da şu Yiğitler denilen doğal piknik alanı falan mevcut. Zaten tek bir spor salonu var bölgede. Her zaman beklerim. Sporcular ile birlikte heyecan duyarız.


    Görüşmek Üzere






    YanıtlaSil
  4. Keşke Tüm Antrenörler yazdıklarınızı okusalar.

    YanıtlaSil
  5. Basketbol annesi olarak yazilarini kacirmadan okuyorum. Bu da tam yerine oturdu yine. Harika !!. 14 ve 18 yas arasi bu dort sene en onemli donemlerden biri. Bu donemde iyi altyapi antrenorleri ile calisan ve ucundan da olsa iyi bir takimda oynama firsati yakalayan cocuklar gercekten sansli.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...