Eski milli oyuncular ,Remzi Dilli ve Necati Güler ile bir araya geldiğimizde anlattıkları güzel bir hikaye vardır .
Yaşları ellinin üstünde olanlar hatırlayacaktır , bir zamanlar çok iyi bir Romen Milli takımı vardı.
Bu milli takımın en önemli özelliği, yirmi saniye top çevirip ardından kalan on saniye içinde topu kullanmalarıydı.
( Eskiden hücum süresi 24 değil 30 saniyeydi. )
Remzi diyor ki; "Ne zaman Romenlerle oynasak, hücuma başladıklarında sadece karşılarında dururduk ve sürenin geçmesini beklerdik ,ancak yirminci saniye gelip çatınca ,hep birlikte bağırırdık; haydi arkadaşlar savunmaya başlıyoruz!”
Gerçekten şaka değil, bu hücum tarzı eskiden bir stratejiydi. Örneğin, ilk milli takım antrenörlük tecrübemde, yıldız milli takımı çalıştırırken “Uyut” adlı bir setimiz vardı .
Potaya topu atmadan önce bu seti yapardık, hemen ardından esas setlerimizden birine geçerdik.
Pasif paslaşma, tehdit etmeyen paslarla vakit geçirmek..
Bugüne dönersek ; günümüzün en çok kullanılan hücum kombinasyonu “Erken pick and roll “sırasında, bir oyuncu perde yaparken diğeri o perdeyi kullanmakta.
Eğer yardım gelmezse ya top elinde olan oyuncu topu kullanıyor ya da içeri roll eden uzuna asist yapıyor.
Paslaşma ancak savunma oyuncularından biri yardıma gelince başlıyor ve oyunculardan herhangi biri boş kalana kadar paslaşmaya devam ediyor , hatta sıklıkla duymaya alıştığımız ekstra pasa kadar..
Aslında bunlar mecburiyetten yapılan paslaşmalar , boşsan at, doluysan pas ver.
Bu iki farklı paslaşma şekli (pasif paslaşma ve mecbur kalınca pas ver) , takım olmak , birlikte hareket etmek anlamına gelen “topu paylaşmak” ile alakası yokmuş gibi geliyor.
Peki topu paylaşmak nedir ?
Ben kendi adıma şöyle tarif ediyorum;
Oyuncunun, takım arkadaşına, onun da asist yapacağını bilerek verdiği ve dışarıdan pasif gibi gözüken paslardır.
Bu paslaşma hem yarı sahada hem de hızlı hücum sırasında yapılabilir.
Eğer hızlı hücumdan bir örnek vermek gerekirse;
Ribaunt alındıktan sonra ,zaman kaybetmeden çok çabuk verilen bir “ilk pas” , pası alan oyuncunun rakip savunmanın dağınık olduğunu bilincinde olarak, yarı saha civarına attığı paslar, daha sonra gelecek olan asist ve basket kadar önemlidir. Atıştan önce bilinçli olarak yapılan üç pas.
(Birçoğumuzun çok beğendiği Litvanya basketbolu , Avusturalya basketbolu ve İspanyol basketbolunda olduğu gibi.)
Bence, genç koçların oyuncularına, dışarıdan bakınca kolay kolay anlaşılmayan , bu pasların ne kadar değerli olduğunu anlatması lazım.
Ve bu paslar sayesinde basketbol zekalarının artacağını ayrıca takım olabileceklerini....
Onlar da belki velilerine anlatırlar..




Yorumlar
Yorum Gönder