
Herkes altyapıda oyuncuların daha donanımlı ve daha hızlı gelişmesi için temel teknik çalışmalarını tercih ediyor.
Ancak hücumda ve savunmada kullanılması gereken düzenlerin seçimi de aynı derecede dikkat isteyen bir konu.
Bu yazımda hücum konusunu ele alacağım.
Geçtiğimiz gün U16 kategorisinde oynanan final maçlarından birini seyrettim.
Oyuncuların büyük çoğunluğu stop, turnike, dripling, pas ve şut gibi temel teknik hareketlerini öğrenmeye başladıklarını memnuniyetle gördüm.
Ve seyrettiğim maçta, “zorluk derecesi düşük olan pozisyonlarda” bu hareketleri kolayca yapabiliyorlardı.
Zorluk derecesi kelimelerinin ne anlama geldiğini kısaca açıklamaya çalışayım;
Alan savunmasına veya gömülü adam adamaya karşı dripling yapmak ve pas vermek kolaydır ancak baskılı tam saha prese karşı dripling ile top getirmek pek kolay değildir.
Driplinge başlamak ,topu korumak ,adamı geçmek ,aniden stop yapmak , hareket halindeyken pas vermek , hareket halinde ve baskı altında topu alabilmek, bunların hepsi savunmanın şiddeti ,oyuncunun hızı ve takım arkadaşlarının bulunduğu bölge ile doğru orantılıdır.
Bu durumda, antrenörlerin önüne iki farklı yol çıkıyor ;
benim için ideal olanı, antrenörlerin oyuncularına öğrettikleri temel teknikler ile paralel düzeyde düzenler bulmak.
Ve yaptıkları her yeni ilave ile bunları geliştirmek.
Ancak sınırlı temel teknik bilgisine sahip olan oyunculara algılamayacakları seviyede ( A Takım ) hücum düzenleri yaptırılması maalesef en çok karşılaştığımız uygulama.
Ama benim seyrettiğim maçta ,sahada gördüğüm bu iki örnekten biraz daha farklıydı.
Öncelikle her iki takımın antrenörünü kutlamak lazım çünkü çoğunluğun tercih ettiği kolay yolu, pick and roll ‘ü tercih etmemişlerdi, yani “iki oyuncu oynar diğer üçü seyreder” oyununu!
Her iki takım pasif elden ele paslar sonrasında içeri atak ederek iç veya dış atış bulmaya çalışıyorlardı.
Özelikle bir tanesinde, backdoor katı oyunun bir parçasıydı ki, o opsiyondan oldukça fazla sayı buldular.
Maç sonunda yaptığım konuşmalar sonunda, oyuncular heyecanlandıkları için devamlı setler oynayamadıklarından bahsedildi ve bu nedenle ( penetere pas ) serbest oyunu tercih ettiklerini söylediler.
Hak vermemek imkansız , o yaşta adrenalinin tavan yaptığı düşünülürse oyunculardan sürekli olarak belirli bir kombinasyonu sürdürmelerini istemek biraz fazla iyimserlik olur.
A takımları düşünün, ne kadar sete bağlı kalsalar da, maç sonlarında yine birebir veya en fazla ikiliye dönüyorlar.
Bu konuşmadan sonra, genç koçlara hak verdim ve seminerlerde ısrarla tavsiye ettiğim devamlı setler yerine, en azından devamlı setin en önemli parçasını bir defa uygulamalarının daha verimli olacağını düşündüm.
Eğer bu bölüm sayı ile neticelenmezse, oyuna yine hali hazırda yaptıkları gibi ,içeri atak ederek atış veya sayı pası ile devam edebilirler.
Bundan sonraki postumda bu hücum düzenlerini grafikler ile çizerek yayımlayacağım.
Ve imkan bulursam önümüzdeki hafta video çekimlerini yaparak sizinle paylaşmayı düşünüyorum.





Bu düzeni, anlatmak ve inandırma konusunda fikirleriniz nelerdir Kısa zamanda başarı bekleyen veli ve sporcu profilleri var iken zoru başarmak denilebilir mi?
YanıtlaSil