Hiçbir antrenör basketbolun tüm öğelerine eş zamanlı ve eşit şekilde önem vermez, veremez.
Yıllardır Hollanda da yaşan ,eski basketbolcu antrenör Kültürel Antropolog Sami İnal’ın spor-araştırma-inceleme türündeki Basketbol üretilmiyor tüketiliyor! adlı eseri.
Basketbol ile ilgili her şeyi okumak, herkesin ne düşündüğünü öğrenmek, kendi süzgeçimizden geçirerek daha iyi nasıl yapabilirim sorusunu sormanın çok önemli olduğuna inanıyorum.
Bir Antropologun basketbol ile ilgili bilgilerini okumak çok bilgilendirici oldu.
Aşağıdaki alıntıların sizlerin de hoşunuza gideceğini düşünüyorum.
Antrenörün iki temel yetisi vardır: basketbol bilgisi ve oyuncuyu anlamak.
Gerçek bir basketbolcu, belirli bir gelişme evrimi geçirir. O, önce insan, sonra sporcu ve daha sonra da basketbolcu olma özelliklerini taşıyan bir bireydir.
Oyuncunun başarısından söz ederler; ancak bunun nasıl, yani hangi yöntemle sağlandığını yorumlamazlar ve ne anlama geldiğini de gündeme getirmezler.
Antrenör ve oyuncu birbirlerinin bilgi, deneyim ve yaşam değerleri hakkında ne biliyorlar?
Bireylerin kendi aralarındaki iletişimlerini toplumsal yapı ile ilişkilendirmeden yapılan çözümlemelerle basketbolu anlama olanağı yoktur.
Bir oyuncunun çalışma sırasında ya da maç anında neden sinirlendiğini, antrenör veya arkadaşını istemeyerek de olsa kırdığını açıklayamayız.
Basketbol severlerin çoğu maç sonuçlarına bakarak antrenör ve oyuncunun başarısını değerlendirirken, bunların asıl sıkıntılarının ne olduğunun farkına varmaları kolay değildir.
Kısacası canla başla ve bütün isteği ile çalışan antrenörlerin ve kendi bireysel çıkarıyla takım çıkarları arasında sağlıklı bir denge bulmaya çalışan, çalışkan, dayanışmayı benimsemiş oyuncuların işi zordur.
Bunların takımda diledikleri değişimi sağlamaları kolay değildir.
İletişim insanlar ara
sında birbirlerine gereksinim duyduklarında ortaya çıkar.
Oyuncu antrenör ile laf olsun diye konuşmaz.
Birçok kişi ikili buluşmaların, insanların birbirine “sevgi” göstermeleri koşuluyla, toplumsal değişime katkı sağlayabileceğini farkında değil.
Antrenör yaptığı işten sadece maddi değil oldukça önemli ruhsal doyum da sağlar.
Örs, sadece takım arkadaşları ile rekabet edebilen, ağır çalışma programlarını kaldırabilen yetişmiş oyuncuların üst düzeyde basketbol üretimine katlıda bulunabileceğini ileri sürer.
Kim bilir “sıradışı hedef, “hayal gücü” ve “içe dönüklük” oluşu arasında, onun yaratıcı enerji kaynağını oluşturan, benim açıklayamadığım bir bağ vardır.
Olumsuz atmosferde oyunculara onların ne kadar değerli olduklarını hatırlatmak için kendilerine olan güvenlerini geri getirmek için geçmişte oynadıkları başarılı maçları izlettiririm.
Eleştirileri iyi anlara, işler biraz düzeldiği zamana ertelerim.
Disiplin olmayan yerde kaos kaçınılmazdır.
Oyunculara önemli maçlar arifesinde, hedefin büyüklüğünden bahseder oraya odaklanmalarını sağlarım.
Hücumda paylaşma savunmada yardımlaşma.
Basketbol altyapıdan itibaren antrenör veya oyuncu odaklı değil insancıl ve ortaklaşmacı özelikleri olan karşılıklı yöntem ile yönetilmelidir.
Takımla ilişkili en küçük bir sorunu bile mümkün olan en kısa sürede ele alarak büyümesine izin vermemeli.
Basketbol antrenörleri arasındaki kalite farkı bilgiden çok, takımlarına uygun gördükleri yöntem ile iletişim modelini seçme ve hayata geçirme meselesidir.
Almanya’da bir futbol maçında depar sayısı 240 iken Hollanda da sadece 110 tanedir.
Farklı kültürden oluşan kalabalık gruplarda yeni bir kültür değil birçok kurnaz ortaya çıkar.
Oyuncuların taktikleri uygulayabilmesi için teknikleri geliştirmesi lazım.
Çok çalışmayı sevenler genellikle dayanışmayı seven oyunculardır.
Zekâ farklılıkları kalıtımdan ileri gelir.
Zekâ farklılıkları bireyin içinde yaşadığı çevreden ortaya çıkar.
Antrenörlerin en büyük sorunları tembel oyunculardır.
Antrenörlerin bu oyuncular ile arası mesafelidir. Birbirlerine pek güven doymazlar. Konu güven olunca yazacak çok şey var. Antrenörlerin bu oyucuları motive etmesi ayrı bir konu olduğu gibi içsel motivasyonu çok yüksek olan oyuncuları motive etmeye çalışmanın olumsuz etkisi bile olabilir.
Ben bir soruna ayırdığım bir saatlik sürenin, sorunun ne olduğunu anlamak için yarım saat, çözümü için yarım saat ayırırım
Sorunun ne olduğunu tam anlamadan, kesinlikle çözümümü düşünmeye başlamıyorum.
Sonradan gelen oyuncu sayısı yerli oyuncu sayısının takımın yarısına ulaştığında sorunlar başlar.
Yabancılar aralarındaki mesafeyi kullanmaya çalışırken yerlilerin onları farklı görmesine neden olur.
Koçların yönetim kurulu üyeleri ile ilişki kurmasının yararından çok zararı vardır.
Altyapıda teknik mi taktik mi?
Takım mı oyuncular mı?
Jenerasyon değişikliği sorun değil mi?
Farklı yorumlar yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Ülkemizde çoğu insan daha çok tek neden -tek sonuç düşünce yapısıyla hareket ediyorlar.
Oysa bu düşünce yapısının gerilerde kaldığı tek bir sonucun birden fazla nedenin olabileceği fark edilmelidir.
Türklerin duygusallıklarının, onların akılcılıklarını bastırdığı söylenir.
Avrupalılar akılcıdır, Türkler duygusal.
Karşındaki bir Türk’se duygusal ol.
Türkler alınırlar.
Bir şeyi nasıl söylediğine filan takılırlar.
Bazen biçim üslup ne söylediğinden bile önemlidir.
Bence bu duygusallık ve hassaslık, Türkler için büyük güç hem de onlara çok zarar veren şey.
Yorumlar
Yorum Gönder