Ana içeriğe atla

PAYLAŞARAK OYNAMAK ACABA SORUNUMUZU ÇÖZER Mİ?





 

Altyapı basketbolunun birçok sorunu var.  

Bu sorunları sıralamaya başlarsak, "sonuç odaklı olmak" en başta geliyor. 

Bir taraftarın bunu önemsemesi normal ama, bence yöneticilerin ,koçların, velilerin ve çocukların kazanmaktan başka bir şeyi önemsememesi tüm sorunların kaynağı.

Bugün U10 kategorisinde bile kazanmak her şeyden önemli, kimse sahada neler olduğuna bakmıyor. Koçlar yöneticilerin baskısıyla çocukları kazanmak için zorlarken, veliler tribünde birbirleriyle kavga ediyor. 

İş kazanmaya gelince, en tecrübeli, en güçlü ,en hızlı olan, çocuklara müracaat ediyoruz ve geride kalanları ise yok sayıyoruz.

Hücumda topu eline alan tecrübeli oyuncu çembere gidiyor ve sadece atış yapmazsa pas veriyor. Savunmada ise rakip takım iki hatta üç oyuncu ile top elinde olan hücum oyuncusunun üzerine saldırıyor. 

Biraz daha organize olanlar ise, A takım setlerinde olduğu gibi oyunculara yetenekleri ile orantılı görevler veriyor. 

Genç oyuncu kendini geliştirmek yerine, kendine uygun görülmüş pozisyona sıkıştırılıyor.


Bu kaosu altyapıda her katagoride görebilirsiniz. 


Başta Hurşit Baytok gibi bir çok değerli koçumuz, bu konuyu her defasında vurgulamasına rağmen, kimse oyunun güzelliğine, oyunun akıl kısmına odaklanamıyor. 

Kazanmak ve kaybetmek ekseni içinde kısır bir döngü sürdürüyorlar. 


Altyapıda pas vermek fuzuli bir şey, çünkü pas verdiğinizde daha topu potaya atamadan kaptırma ihtimaliniz var. 

Pas verdiğinizde, diğeri kadar iyi şut atamayan bir oyuncunuzun şut atma tehlikesi! mevcut .

Bu konuyu halletmek için pres yapmak , üç sayı atmak ve zone yapmak yasaklandı ama nafile, bir türlü sonuç alınamadı.


Çözüm olduğuna inandığım bir hücum düzenini bu sene uyguladım. 

Bu düzen şampiyonluk getirmedi ama, çeşitli haftalarda ,dokuz farklı oyuncumuz, BGL liginde haftanın oyuncusu seçildi. 

Bu demektir ki dokuz farklı oyuncu, hünerlerini herkese gösterme şansını ele geçirdi. 

Yönetici memnun, koç memnun, oyuncu memnun, veli memnun,. 

Genelikle yaptıklarımdan bahsetmeyi sevmiyorum ve başkalarının görmesini ve uygun gördükleri takdirde uygulamasını tercih ediyorum.

 Ancak kadın milli takımımızın 60 sayı ortalamasını 80 sayıya çıkarmamıza rağmen şampiyonluk olmadığımız için önemsenmediğini görünce,  bu defa paylaşarak oynamanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyorum ve anlatmaya devam edeceğim. 


Bu yönetemin altyapıda birçok sorununu çözeceğine inanıyorum.

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...