Bu blog şu ana kadar bir milyon üçyüz elli binin üzerinde tıklanmış ancak şu sırlarda basketbol ile ilgili teknik bilgileri ve videoları Instagram hesabımdan paylaştığım için son aylarda izleyen kişi sayısı ayda yaklaşık beş bin kişiye indi.
Bu nedenle bloğumda, genç koçların eğitim amacıyla ilgileneceği teknik bilgilerinin yanı sıra, ara sıra aklıma gelen bazı fikirlerimi de paylaşmak istiyorum, resimsiz videosuz, tatsız! sadece basketbol ile fikirlerimi içeren paylaşımlara bu yazı ile başlıyorum.
Biraz önce U20 takımın maçını seyrettim ve düşündüklerimi yazdım, buyrun;
Sahada debelenen on, on beş oyuncu arasında eline top gelince sizi heyecanlandıracak birisini arıyorsunuz.
Onu bulursanız! bulduğunuz anın sadece bir başlangıç olduğunu unutmayın.
O oyuncunun sırtındaki yük büyük, koçu takımda uyum sağlamak için çabalarken, takım arkadaşları yarışta geri kaldıklarından dolayı gizli gizli endişe ediyor, bu arada rakip takım ona özel önlemler alıyor.
Bahsedilen oyuncu biraz öne çıktığı için yakınlarının
” Yürü be aslanım” tavsiyesi ile çocuk ne olduğunu pek anlayamadığı bir sürece giriyor.
Bence bu savaştan galip çıkmak çok zor ve bu imtihan çocuğun ve koçunun yapısına ve dışarıdan gelen baskının derecesine bağlı.
Yorumlar
Yorum Gönder