Bir takımın koçu kaybedilen maçın videosunu izlediğinde, öğrettiği (bireysel) savunma ve hücum tekniklerinin başarısızlığını hakem kararlarına bağlıyor ve bu teknikleri oyuncularına aynı şekilde öğretmeye devam ediyorsa bu işte bir sorun var demektir.
Özellikle BGL 'de altı aydan, üç, hatta dört seneye varan yaş farkları fiziksel olarak o kadar etkin ki, hem hakemlerin hem de koçların işlerini çok zorlaştırıyor.
Sertliği küçümsenmeyecek 2. Lig'de mücadele eden bir oyuncunun, karşısında fiziği henüz gelişmekte olan bir oyuncu gördüğünüzde bunu anlamamınıza imkan yok.
Altyapı liglerimizde oynanan maçlarda yapılan savunmaların sertlik derecesi çok yüksek.
Sert ve çabuk temasların hakem arkadaşlar tarafından değerlendirmesi de çok zor oluyor.
Doğal olarak oyunun akmasını isteyen hakemlerimiz bu sertlik dozajını kabullenince oynan basketbolun ne genç oyuncuya ne de genç hakemlere yararı oluyor.
Alt yapı maçlarının hedefi, genç hakemlerin ve oyuncuların eğitimiyken, maçların çoğu, nereyse kavga varan bir kaos ortamında gerçekleşiyor ve bu nedenle yeteri kadar gelişim kaydedilmiyor.
(Sezon başında Rusya'da katıldığımız turnuvaya dayanarak söylüyorum.)
Buna yakın bir sertlik Avrupa’da da var, ancak onların belirli standartları var.
Ve herkes tarafından bilinen bu standartlar, önce hakemlerin sonra koçların ve ardından en önemlisi oyuncuların gelişimine katkıda bulunuyor.
Bizim liglerimizde, maçın başında ve sonunda verilen kararların farklı oluşu, koçların ellerini bağlıyor.
O kadar çok tartışılacak pozisyon oluyor ki, sanırım her koç bu durumla başa çıkmak için farklı savunma anlayışı ve çalışması uyguluyor.
Ligimizde, topu getirmek ve topu almak adeta bir kavga bazen bu kavga ikiye karşı bir şeklinde oluyor, eğer hücumdaki oyuncu bu kavganın sonunda topu kaybetmeyip “bir şekilde” çembere atmayı başarsa da; atış sırasında oyuncunun dengesi ,atışın mesafesi, zamanlama ve hücum stratejisi gibi konulara uygun düşmüyor ve bu nedenle oyuncular basketbolun büyük resmini göremiyorlar.
Yine bu kavgadan kurtulup ortalık sakinleşince, beş tane savunma ile karşı karşıyayken, hemen birebir veya ikili oyun oynanması, “basketbolu oyununu” daha çok genç oyuncunun öğrenmesine mani oluyor.
( Bu durumda biraz daha tecrübeli veya kabiliyetli oyuncu devreye giriyor. Süper lig'de yabancı oyuncuların yaptıklarını
Bu durumda, maç içinde belirli oyuncuların zaten var olan becerilerini konusunda tecrübe kazanmasından başka bir kazancımız olmuyor.
Belki ileri seviyede gördüğünüz, buna benzer sahneler için bana; “ama bak bu seviyede de böyle oynanıyor” diyebilirsiniz.
Ancak bahsettikleriniz “var olan düzenin” içinde, savunmanın zayıflıklarına ve savunmanın aldığı riskleri cezalandırmak için kullanılan kısa ve planlı hücumlar oluyor.
Ve bunların her biri daha önceden, oyuncuya, bölgeye, zamana, hatta savunmanın kabiliyetine ve stratejisine göre hesaplanıyor.
Hiçbiri altyapıda sıklıkla karşılaştığımız tesadüfi pozisyonlara benzemiyor.
Artık basketbolda savunma hücum ile kavga ederken, yüksek tempoda ancak kontrollü bir şekilde oynamak önemli bir hale geldi “yüksek tempo ama kontrol” cümlesi her ne kadar uyumsuz gibi gözükse de artık tesadüfi pozisyon sayısı iyice azaldı.
Hakem kararlarının da yüksek tempoda oynanan bu basketbolu kontrol edebilecek standartta olması en büyük gelişme olacaktır.



Yorumlar
Yorum Gönder