Uzun zaman sonra popülaritesi iyice artan ve çoğu koçun özel olarak yaptığı "bireysel antrenmanlara" başladım.
Takım antrenörlüğünden çok farklı bir alan. Ancak bir sezon sonra sizin çalıştırdığınız takımınızda oynayacak olan oyuncuyu çalıştırmanın çok ciddi avantajları var.
Daha önceleri dışarıdan izlediğimde velilerin ve oyuncuların maçlar bittikten hemen sonra bu konuda ciddi arayışlara girdiklerini görüyordum.
Hatta bireysel antrenman yapmak için Amerika dahil birçok yabancı ülkeye giden oyuncular olduğunu duyuyordum.
Haklı olarak, herkes, en çabuk ve en yararlı çalışmayı yaparak bir sonraki sezonda bu çalışmaların meyvelerini almak istiyor.
Daha önce defalarca bahsettiğim gibi, genç oyuncular için sadece soyunma odasına girip ayakkabılarını bağlamak bile önemli bir tecrübe.
Salonda yapılan her türlü doğru dripling ve paslaşma ya da atılan her şutun oyuncuya çok şey kazandırdığına inanıyorum.
Ancak, "en kısa sürede en yararlı çalışma" nedir diye sorarsanız işler orada değişiyor.
Bu konuda, oyuncunun yaşı, fiziksel durumu, geçmişte edindiği alışkanlıklar ve en önemlisi hangi takımda ne kadar oynadığı gibi faktörler devreye giriyor.
Eğer çocuğun yaşı 14 ile 16 yaş aralığındaysa henüz fiziksel gelişimi tamamlanmamış demektir.
Ancak büyük bir ihtimal ile gelecekte ulaşabileceği ölçüler için sinyaller vermeye başlamıştır.
Bu sinyalleri aldıktan sonra, oyuncunun geçmişte edindiği alışkanlıkların neler olduğunu anlamak için, antrenmanda yaptıklarından çok, daha önce oynadığı maçlarda aldığı süre içinde neler yaptıklarına bakmamız gerekmekte.
Antrenmandaki performans ile maç içindeki performansların çok farklı olduğunu çoğumuz biliyoruz. Ancak bu konuda hala gözümüzü kapatıp aynı yolda ilerliyoruz.
(Burada sürenin çok veya az olması çok önemli değil.) Basketboldan anlayan tecrübeli bir antrenör, üç beş dakika içinde oyuncu hakkında oldukça fazla bilgiye sahip olabilir.
Daha sonra oyuncu için uygun bazı hareketler
( teşhis ) tespit edilir. Ve çalışmalara başlanır.
Yumurtayı çabuk pişsin diye yüksek ateşte pişirirseniz çatlar, o nedenle kısık ateşte ve daha uzun süre beklemeniz gerekir.
Sizlere salonda boşa zaman harcamamak için vereceğim üç tavsiye , doğru teşhis, sabır ve tekrar.
Tekrarlar gerçekten sıkıcı, bir de hızlı yapılırsa oyuncuyu hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak çok yoruyor.
Bazı koçlar bunu önemsemez ancak onlarda farkında olmadan, yeteri kadar tekrar yapmadan farklı bir harekete geçer. Çünkü o da sıkılmıştır.
Ancak bence işin doğrusu belirli bir hareketi mükemmel olana kadar tekrar etmek.
Bu nedenle tekrarı sürdürebilmek için ,koçların bir yol bulması gerektiğini düşünüyorum.
Örneğin ben eskiden olduğu gibi oyuncuya hareketi uygularken adeta karşısında bir rakip varmış, gibi bir senaryo kuruyorum hatta maçın son atışı yaptığını veya maçın son ribauntunu aldığını, bazen de maçın son smacını yaptığını söyleyerek işi biraz daha eğlenceli bir hale getiriyorum. Sanırım işe yarıyor en azından beni motive ediyor...
Unutmayın iyi seçilmiş az ve öz hareketin geri dönüş garanti oluyor.
Sabır , sabır, sabır...
Yorumlar
Yorum Gönder