Ana içeriğe atla

TOPU AL GİT VE BASKET OLSUN





Yirmili yaşlarımdayken,  ünlü NBA oyuncusu Oscar Robertson'un koçunun;" Oscar % 60 le hücum ediyor takım ise % 50 ile, o nedenle tüm topları o kullanması mantıki değil mi ?" diye basına demeç verdiğini hiç unutmamam.


Türkiye'de ise; abilerim şimdi ismini veremeyeceğim ünlü bir milli oyuncumuzun devre arasında koçuna "topu bana verin hepiniz sahanın sağ tartına gidin ben skor yaparım merak etmeyin" deyince takım arkadaşı tarafından kovalandığını anlatmışlardı. 


Bunlar basketbolun hiçbir zaman bireysel bir oyun olamayacağını anlatan komik hikayeler.

 

Basketbol bir takım sporu ve hiçbir zaman değişmeyecek.


"Topu al git ve bitir." 


Eskiden hepimizin bunu söyleyecek oyuncuya sahip olmak isterdik. 


Artık pek geçerli değil.

 

Top en kabiliyetli oyuncumuzun elinde, hemen ona bir perde yapıyoruz ve o kabiliyetli genç, bir şekilde ya asist veya başarılı bir atış ile hücumu sonlandırıyor.

 

Bu basit ancak verimli hücum, eskiden kimsenin elini taşın altına koymadığı kritik zamanlarda uygulanırken, bazı koçlar artık her hücumda bu basit hücumu uygulamaya çalıştığı için, herkesin kafası karışmaya başladı.

 

Bahsettiğim hücum sistemi tüm maç boyunca ve her hücumda ağzımız açık tek bir oyuncunun ne yapacağını beklemeye dönüştü. 

 

Basketbol bu değil, takım bir düzen içinde oynar, rakip bu düzeni bozmaya çalışır. 


O zaman, siz güçlü yönünüzü ortaya çıkaracak bireysel hamleler yaparsınız. 

Bunlar maçın gidişine ve oyuncunun ritim bulmasına göre gelişir.

 

 

En ileri seviyede sahada olup bitenleri izlediğiniz zaman ortada bir hikâye olduğunu ve herkesin bu hikâyede bir rolü olduğunu anlarsınız. 


Belki tüm maç baş rolü almasını beklediğiniz oyuncu suskun kalacak, belki bir figüran çıkıp ummadık katkılarda bulunacak ama takım sonuna kadar bir şekilde mücadele edecek.

 

Bu bir takım oyunu ne zaman bireyselliğe dönse işin tadı kaçar. 

 

Tenkit etmesi kolay ancak idaresi zor bir zanaattır koçluk.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...