Modern dönemde sadece sonuçlar insanları etkiliyor. Çok az insan o başarının geliş şeklinden etkileniyor.
Paris’in aldığı sonuçlar da bir şekilde basketbolla ilgilenen insanları etkiledi. Fakat son dönemde birkaç kez üst üste kaybettiler.
2005 Yılında SUNS NBA'de aynı basketbolu oynamış hatta bu basketbol kitaplaştırılmıştı.
Bu konuyla ilgili bir bölümü sizinle paylaşıyorum.
SUNS normal sezon için kurulmuş bir takımdı, onlar için her play-off maçı zordu, Suns hücum ile yaşıyordu, sadece üçlük atışa bağlı takımlar her maçta yenilebilirler. Genelde söylenmez ama herkes bilir ki play-off zamanı geldiğinde takımlar oyun şekillerini değiştirirler.
Play-off zamanı geldiğinde takımlar geçmişteki sekiz ay içinde yaptıkları ile iyice ayrılırlar. Biz bunu tersine çevirmek, yeni ve zirvede bir başlangıç yapmak istiyorduk. Bu başlangıç herkesi çok şaşırtacaktı.
Sadece bir maç kaybederek tüm serileri geçecek ve şampiyon olacağımızı düşünüyorduk.
Ancak genel kanı bizim gibi hızlı tempoda oynayan takımların play-off larda ilerleme ihtimali olmadığıydı.
Bu süreçte ister istemez tempo kendiliğinden düşüyor ve sisteminiz başarısız oluyordu.
Bir sezon önce Spurs takımına yenilene kadar batıda yenilmeden finallere kadar ulaştığımız için, bu iddada bulunan NBA yorumcuları fast break takımlarının finalde başarılı olmayacağını söylemeye başladılar.
Ancak final lerde Detroit’e yenilince bu defa fast break takımları finallerde hiç kazanamaz şeklinde bir genelleme haline geldi.
Olaya sürekli olarak bakan Antoni bu yorumları duydukça biraz karamsarlaşmaya başladı.
Koç istatistiklerin finallerde gösterdiği skorun düşmesini kabulleniyor ve bunu finallerde daha fazla rekabet olmasından kaynaklandığını söylüyordu.
Ancak bu durumda en uygun hücumun düşük tempolu olduğu konusuna inanmıyordu.
Antoni bir gün bana “koçlar duyalar, inanırlar ve yaparlar.” Ve beklentiler bu yolla oluşur ancak ben buna inanmıyorum, bu “taş üzerine kazınmış bir gerçek değildir” demişti.


Yorumlar
Yorum Gönder