Ana içeriğe atla

"OYUNUN BİLMEK" KAVRAMI ÜZERİNE




“Oyunu Bilmek” Kavramının Göz Ardı Edilmesi Üzerine

Türkiye’nin önde gelen kulüplerinden birinin altyapısında defalarca şampiyonluk yaşamış, ardından yurt dışında bir-iki yıl geçirerek tecrübesini artırmış bir oyuncu… Ülkeye döndükten sonra da BSL’de Türk koçların yönettiği takımlarda az da olsa süre alma fırsatı bulmuş. Ancak bu sezon, aynı oyuncunun neredeyse hiç süre alamamasının nedeni sorulduğunda, takımın yabancı koçundan gelen cevap tek kelime: “Anlamıyor.”

Bu cevap ilk bakışta dil problemine yorulabilir. Nitekim oyuncu daha önce yurt dışında hiç bulunmamış olsa, “lisan bilmediği için anlamıyor” demek makul olabilirdi. Ancak burada kastedilen bambaşka bir şey: “Oyunu anlamamak.”Yani koçun oyun planını, sahadaki düzeni ve görevlerini yeterince kavrayamadığı için sahaya yansıtamamak.

Bugün A takım seviyesinde beklenti içine girilen pek çok genç oyuncu ve onları destekleyen çevre, “oyunu bilmek” gibi bir özelliğin önemini çoğu zaman göz ardı ediyor.
“Fiziği iyi, atletizmi üst düzey, yetenekli, şutu var, savunması sağlam; daha ne olsun?” diye düşünebilirsiniz. Ancak modern basketbolda bunlar tek başına yeterli değil.

Bunu dile getiren de herhangi biri değil; ciddi bir ücret karşılığında Türkiye’nin büyük kulüplerinden birinde görev yapan yabancı bir koç…

Altyapıda kazanmak, oyunu öğretmenin önüne geçiyor

Altyapıda tek amaç olarak “kazanmak” görüldüğünde, oyuncular oyunu gerçekten öğrenmeden de şampiyon olabiliyor. Ancak A takım seviyesine gelindiğinde durum tamamen değişiyor. Oyunu bilmeyen oyuncu, maalesef kenara oturuyor ve oradan kalkması kolay olmuyor.

Bu yüzden, yetiştirdiğiniz oyuncular A takıma çıktığında, hangi ülkeden hangi koç gelirse gelsin, sahada ne istenildiğini anlayabilecek bir basketbol zekâsına sahip olmalı.

U18 seviyesi kritik bir eşik

Bunun yolu ise özellikle A takıma en yakın yaş grubu olan U18 kategorisinde, oyuncuların küçük yaşlarda öğrenemedikleri temel teknik eksikleri tamamlamak ve modern basketbolun gerektirdiği bilgiyle donatılmalarını sağlamaktan geçiyor.

Sonuç olarak; fiziksel özellikler, atletizm ve yetenek ne kadar değerli olursa olsun, “oyunu bilmek” profesyonel basketbolda en az bunlar kadar belirleyici bir unsur hâline gelmiş durumda. Oyuncu gelişiminin merkezine bu anlayışı koyamayan sistemler, yetenekli gençlerin A takım seviyesinde kaybolmasına engel olamıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...