Ana içeriğe atla

GELİŞİM SEZONUNDAN /KAYBEDERKEN KAZANMAK







 Çoğu sporcu ve koç maçı kaybettikten sonra, gerçeklerden uzaklaşır ve onun yüzünden, bunun yüzünden, şundan dolayı bundan dolayı diye düşünmeye başlar. 

 

O sporcuyu ve koçu sevenlerde “evet haklısın” diyerek, şikayetçi olan dostunun moralini düzeltmeye çalışır, eminim bunu samimi duygularla yaparlar ama aslında bu dostuna büyük bir kötülüktür. 

 

Kaybedilen maçtan sonra doğru yapılan bir analiz, o takıma, koça ve oyunculara büyük tecrübe ve derstir. 


Hatta antrenmanda kazanılanlardan çok daha büyük bir tecrübedir. 

 

Maçtan sonra soyunma odasında anlattığım gibi karşınızda fizik olarak çok güçlü ve bu işten para büyük paralar kazanan neredeyse babanız yaşında adamlar vardı. 

 

Hatta biri Zafer abiye, gençken “biz de böyleydik dayak yiye yiye öğrendik” demiş. 

 

Bizim dayak yemeden de ulaşacağımız ve onlardan daha büyük hedeflerimiz var.

 

Maça gelince; bireysel olarak ve takım olarak üç periyot çok iyi mücadele ettik. 

Peki, üç periyot sekiz sayı bandında giden maçı neden son periyotta açık farkla kaybettik. 

İstatistiksel olarak cevabı kolay, son periyotta verdiğimiz hücum ribauntları ve prese kaybettiğimiz toplar nedeni ile. Peki neden? 

Hem fiziksel olarak hem de kafaca yorulduk. 

Gücümüz yetmedi. 

İleride güçleneceğiz, kimse bizden hücum ribaundu alamayacak, kısalarımız topu rahatça getirecek ve hakeme kendine yapılan faulü göstermesini öğrenecek. 

 

Ancak bu uzun bir süreç, daha kısa yoldan kazanmak için, şunun yüzünden, bunun yüzünden demek yerine, birinize yardım etmeyi öğrenin. 

 

Bu maçın sonunda, yorulan “abi yoruldum beni çıkar arkadaşımı sok,” deseydi.

 

 Herkes savunma ribaunduna girseydi, herkes, top getirmeye yardım etseydi ve daha da önemlisi kenardaki herkes coşkuyla havlu sallasa, herkes sahadaki arkadaşlarına destek verse, inanın sonuç çok daha farklı olurdu.  

 

Akşam telefonla birbiriniz aradığınızda, o, şöyle oynadı bu şöyle oynadı demek yerine, “abi koçun dediği gibi birlikte hareket edelim, birbirimizi destekleyelim demeyi deneyin.

 

Benden söylemesi, takım olursanız hem bireysel hem de ekip olarak başarıya giden yolunuzu kısaltırsınız. 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...