Ana içeriğe atla

HERHANGİ BİR SET HÜCUMU NASIL UYGULANIR?





İlk defa bir takımın sorumluluğunu alıp, oyuncularınıza bir hücum düzeni uygulatmak sanıldığı kadar kolay değildir.

Eğer daha önce yardımcı antrenörlük yaptıysanız ve bir seti öğretirken nelerle karşılaşacağınızı biliyorsanız işiniz biraz daha kolay olabilir. Ancak doğrudan oyunculuktan antrenörlüğe geçiyorsanız, karşılaşacağınız zorluklar sizi ilk etapta ümitsizliğe sevk edebilir.

Gözden Kaçan En Önemli Kriter: Algı Kapasitesi

Takımınız için bir set seçerken, herkesin bildiği gibi elinizdeki oyuncuların fiziksel ve teknik özelliklerini göz önüne almanız gerekir. Ancak burada sıklıkla gözden kaçan asıl konu, oyuncularınızın algı kapasitesidir.

Bu özellikten biraz bahsetmek istiyorum:

Atletizmi, temel tekniği ve savunması gibi bireysel yetenekleriyle "yıldız" konumuna gelen oyuncularda bile karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri, takım oyununun ne olduğunu tam olarak anlayamamalarıdır. Bazen çoğu basketbol meraklısının son derece başarılı bulduğu bir oyuncunun az süre almasının nedeni, işte bu kolay fark edilmeyen algı eksikliğidir.

Tabii ki tecrübe bu konuda önemli bir faktördür; ancak bu durum Süper Lig (BSL) seviyesinde bile karşınıza çıkabilir.

Üç Pası Geçemeyen Yıldızlar

Uzun yıllar önce BSL’de, herkesin çok başarılı bulduğu bir oyuncu sahada olduğunda üç pası bile geçemeyen bir hücum uygulamak zorunda kalıyorduk. Oysa aynı oyuncu kenara çıktıktan sonra, takım olarak istediğimiz setleri kolayca ve akıcı bir şekilde uygulayabiliyorduk.

İş hiçbir zaman dışarıdan gözüktüğü gibi basit değildir. "Ne zaman pas vereceksiniz, ne zaman şut atacaksınız?" soruları işin temelini oluştursa da; bir düzen dahilinde ne zaman ve hangi perdeyi (screen) yapacağınız ya da ne zaman, nasıl kat (cut) edeceğiniz tamamen oyuncunun algı kapasitesiyle ilgilidir.

Dört beş sene önce Obradovic’in, "Bizim 50-60 tane setimiz (opsiyonumuz) var" dediğini hatırlarsınız. O sistemde ve o takımlarda oynayabilmenin ne kadar zor olduğunu tahmin etmek hiç de güç değil.

Altyapı Antrenörleri İçin Bir Sonraki Adım

Bundan sonraki yazım aslında tamamen altyapı antrenörlerine yönelik olacak ve işlerinin esasen ne kadar kritik olduğunu ele alacağım.

Bir sonraki yazımda anlatacaklarımı uyguladığınızda, oyuncularınızın algı seviyesini de artırma imkanı bulacaksınız. Çünkü altyapı sadece kazanmak için değil; özellikle ve öncelikle oyuncuları eğitmek, onlara oyun zekası katmak için var olan bir alandır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...