Ana içeriğe atla

KUVVET ŞART BİR DE AKIL GEREK



BSL başlamadan önce hazırlık maçlarını seyrederken aklıma garip bir hikâye geldi.

Yıllar önce çok sevdiğim bir basketbol idarecisi abiyle yurt dışına seyahate gitmiştik. Milano’da, hiç alakam olmamasına rağmen onun ısrarıyla bir at yarışına gittik.

Abi bahis oynamak için gittiğinde ben de çimlerin üzerine uzanmıştım. Yarışacak atlar da yanımdan geçiyordu. Dikkatimi çeken, yarışacak dört attan ikisinin çok iri ve kuvvetli, diğer ikisinin ise oldukça zayıf olmasıydı.

Belki bazıları sürpriz olsun diye zayıf atlara oynayabilirdi ama bana göre bu, gerçekleşmesi oldukça zor bir ihtimaldi.

Abi kuvvetli atlardan birine oynarken ben de “Neden diğeri olmasın?” diye düşündüm ve diğer kuvvetli ata oynamasını söyledim.

Benim tercih ettiğim at kazandı.

Böylece çok istediğim Le Coq Sportif ayakkabıları hak etmiş oldum.

Şimdi bunun nereden aklıma geldiğini anlatmaya çalışayım.

Basketbolda fizik ve kuvvet elbette çok önemli. Ama daha önemlisi, sahip olduğunuz fiziksel özellikleri sahaya yansıtabilmek.

Biz bunu genellikle “sert oyuncu” ve “yumuşak oyuncu” diye ayırıyoruz.

Bazı antrenörler sertliğin o kadar önemli olmadığını, rakibin sertliğini adeta judodaki gibi akıllarıyla kendi lehlerine çevirerek başarılı olabileceklerini düşünüyorlar.

İşte burada at yarışındaki o dört at aklıma geliyor.

Zayıf atların çok akıllı olduklarını, yarışı nasıl koşmaları gerektiğini çok iyi bildiklerini düşünelim. Yine de kuvvetli atlarla aynı dereceyi yapmaları kolay değil.

Çünkü yarışın sonunda yalnızca akıl değil, sahip olduğunuz fiziksel kapasite de belirleyici.

Basketbolda da buna benzer bir durum var.

Oyuncularınızın çoğu yumuşaksa, onlara ne kadar iyi basketbol oynatmaya çalışırsanız çalışın, ne kadar doğru şeyler düşündürürseniz düşündürün, fiziksel olarak güçlü ve sert takımlarla uzun süre başa çıkmanız çok zor.

Yumuşak oyuncularınız varsa, aklınızla bunu telafi edebileceğinizi düşünmeyin.

Akıl, kuvvetin yerine geçmez.

Kuvvetli atlar zaten zayıf atlardan daha iyi bir derece yapma ihtimaline sahiptir. Ama yarışın birincisini belirleyen, kuvvetli atlar arasındaki farktır.

Basketbolda da bence durum böyle.

Önce elinizdeki oyuncuların mücadele edebilecek, temasın içine girebilecek, sertliği karşılayabilecek ve kendi sertliğini ortaya koyabilecek oyuncular olması gerekir.

Ondan sonra akıl devreye girer.

İki güçlü takım karşı karşıya geldiğinde hangisinin daha doğru oynayacağı, hangisinin daha iyi karar vereceği, hangisinin rakibinin zaaflarını daha iyi kullanacağı önem kazanır.

Ama elinizdeki oyuncular fiziksel mücadeleden kaçıyorsa, bunu yalnızca taktikle çözebileceğinizi düşünmek bana pek gerçekçi gelmiyor.

Kısacası, akıl sizi kuvvetli atların arasından birinci yapabilir. Ama zayıf atınızı güçlü atların önüne geçireceğini düşünüyorsanız, biraz fazla iyimser davranıyorsunuz demektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...