Bir seminere gittiğinizde, anlatılanların işinize yaramayacağını düşünebilirsiniz. Hatta bazen anlatılanlar, bildiklerinizin tekrarı gibi gelebilir.
Ama sunumu yapan koçun, konuyla doğrudan ilgisi olmayan tek bir cümlesi bile sizin koçluk kariyerinizde bir şeyleri değiştirebilir.
Eğer basketbolu gerçekten seven bir antrenörseniz, okuduğunuz her kitap — ister tarih, ister felsefe, ister biyografi olsun — antrenörlüğünüze onlarca şey katabilir.
Yeter ki okurken hayal dünyanızı açık tutun. “Acaba bunu basketbola uyarlasam nasıl olur?”, “Bunu oyuncularıma söylesem ne değişir?” diye düşünerek okuyun.
Bu kitabı okurken ise işiniz, anlattığım kadar zor değil.
Çünkü anlatılanlardan bazıları size uyuyorsa, ertesi gün salona gidip ilk antrenmanda uygulama şansınız var.
Bazılarını belki bu sezon, hatta bir sonraki sezon bile uygulamayacaksınız. Ama basketbolda böyle düşüncelerin, böyle yöntemlerin var olduğunu bilmek bile başlı başına bir kazanç.
Yıllar önce okuduğum bu kitabı şimdi yeniden okudum. Bir döneme damgasını vurmuş bu ünlü antrenörün hayatını, basketbol bilgisini ve olaylara bakışındaki farklılığı yeniden hatırladım.
Bu kitap incelemesinin ardından, yazının son bölümünde olduğu gibi, benim ilgimi çeken konuları başlıklar halinde sizinle paylaşacağım. İdari kararlarından teknik yaklaşımlarına, taktik düşüncelerinden basketbol felsefesine, hatta kullandığı retorik ve anlattığı ilginç anılara kadar…
Belki bunların hepsi size yeni bir şey söylemeyecek. Ama içlerinden bir tanesi bile sizi düşündürürse, bu kitabı ve bu yazıyı paylaşmış olmamın bir anlamı olacak.
KİTABIN TANITIMI
Trump'ın destekçilerinden biri olan Bobby Knight ile bir sezon.
Eskiden internet olmadığından, basketbol sporunda, ABD 'de nasıl çalışmalar yapıldığını çok az insan biliyordu.
Ancak Türkiye'de ve Avrupa'da bir isim sürekli duyuluyordu. Bobby Knight.
Bobby Knight'ın isminin duyulması sadece çalıştırdığı Indiana takımının iyi derece alması değildi.
Bu ilgi daha çok Knight'ın tarzından kaynaklanıyordu.
Koçun felsefesi oyuncularını korkutmak üzerine kurulmuştu.
Korku her zaman koçun bir numaralı silahıydı. Bir oyuncunun kendisine bağırılmasından korkmasının ya da gözden düşmemesinin onun daha iyi oynamasına yarayacağına inanırdı.
Ve eğer ondan rakipten korktuklarından daha fazla korkarlarsa muhtemelen daha iyi oynayacaklardı.
Koçun kendini duygularına kaptırıp fiziksel saldırıları, örneğin "sahaya sandalyesini atması" gibi olaylar basının hoşuna gidiyor bu konuda sürekli haberler yapıyorlardı.
Maçlarda hakemlerle ağız dalaşı yapması, basınla sürekli kavga etmesi çok ilgi çekiyordu. İnternetten araştırma yaparsanız, kibarca İngilizcede "Eski Okul" denilen ancak içinde faşizan davranışlar bulunduran, akla zarar disiplin içeren bu sistemin temsilcisi Bobby Knight'ı ABD başkanı Trump'ın nadir destekçilerinden biri olarak görürsünüz. Avrupa 'da verdiği bir seminerden sonra (belki inanmayacaksınız ama) bu felsefeyi Türkiye'ye taşıyan ve adından söz ettiren birkaç antrenör ortaya çıktı.
Bu kitap, o dönemde, cesur bir yazarın (izin alarak) tüm seneyi takım ile birlikte geçirdikten sonra yazdığı bir hikâye. Bu kitap sayesinde, Askeri okul mezunu olan bu koçun senelik programını, oyuncuları ve çalışanlar ile arasındaki ilişkileri ve hayat görüşünü anlıyoruz. İşin en ilginç yanı geçen seneye kadar ABD milli takım antrenörü olan Koç "K" de Bobby Knight'ın yetiştirdiği bir koçtu ve davranışları da aynı hocası gibiydi. Disiplin, disiplin.
ANTRENMANDAN ATINCA
Peki siz ne yapardınız?
Bir Indiana oyuncusunun idmandan atıldığı zaman soyunma odasına gidip beklemesi gerekirdi.
Belki geri çağrıldı ya da Knight söylediklerine ek olarak bir şeyler demek için gelebilirdi, veyahut atılan oyuncu takım oraya gelene kadar yalnız başına oturabilirdi.
Bu defa Alford beklememişti.
GECE GÜNDÜZ ÇALIŞMAK
Antrenmandan sonra hemen evinize gidiyor musunu?
Bazı zamanlar sekreterler mağlubiyetten sonra gelip koçların halen odada olduğunu, evlerine henüz gitmediklerini görürdü.
AKADEMİK BAŞARISIZLIK VE LİSEDEN NBA GİTMEK
Oyuncunun eğitimi sizin için önemli mi ?
Knight, aralık ayının başlarında Elkhart’a uçup 2.08’lik lise son sınıf öğrencisi Sean Kemp’i görmeye bile gitmişti.
Kentucky Üniversitesi’ne kaydolan Kemp, SAT’lerde NCAA’nın istediği not ortalamasını tutturamadığı için okulun basketbol takımında oynama izni alamamıştır ve bu yüzden kısa süre içerisinde üniversiteden olaylı bir biçimde kaydını aldırarak 1989 yılında doğrudan NBA draftına katılmıştır.
O döneme dek, mevcut kurallar dahilinde Mosese Malone dışında tüm ABD’li oyuncuların NBA’e üniversite okuduktan sonra gittiği hesaba katılırsa, Kemp, liseden direkt NBA’e geçen Kobe Byrant, Kevbin Garnet, Tracy Mc Grady, LeBron James, Dwight Howard, ve Jermain O’Nail gibi müstakbel NBA yıldızlarının hakiki öncüsü sayılabilir.
REKABET VE OYUNCUNUN ÜZERİNE GİTMEK
1983-84 sezonu boyunca Alford ne zaman idmanlarda çuvallarsa Knight ona, “ Delray Brooks seneye buraya geldiğinde sen bir daha oynayamayacaksın kimsem senin adını bile duymayacak” . derdi.
Nancy Knight, Duke üniversitesin’de on hafta kalmak için Bloomington’dan gitmişti. Orada Duke’in “pirinç diyetine “gidecek sonra da Aralık ayında eve on beş kilo vermiş olarak dönecekti.
PROGRAM
sizin çalışma düzeniz ne?
İdman her gün yaklaşık öğlen 3.30’da başlıyordu. Oyuncular genelde spor salonuna 2.30’da gelip giyinip ve ısınmaya başlarlardı.
Son derslerinin bitiş saati 2.15 ‘ti.
Dersleri veya danışmanla olan toplantıyı asmak, Indiana’da atfedilemez suçlardandı.

Yorumlar
Yorum Gönder