Ana içeriğe atla

ZOR BİR GÖREV ( BELKİ BİR GÜN İŞİNİZE YARAR )





NCAA 'da mücadele eden oyuncular ve koçların yaşadıklarını anlatan Mart Çılgınlığı kitabından genç antrenörlerin öğreneceği çok şey var. 

Zor bir görev alan genç antrenörün hikayesinden bir gün yararlanmak durumunda kalabilirsiniz. 



 

Başarılı olmak için her şeyi yeniden öğrenmek zorunda değilsiniz. Ama öğrendiklerinizi doğru yerde kullanmayı bilmelisiniz.

 

Bir antrenör düşünün…

 

Kendisinden önce görev yapan antrenör, çalıştığı kulüpte neredeyse efsaneleşmiş. Beklentiler çok yüksek. Taraftarın, yönetimin ve çevrenin beklentisi yalnızca başarılı olmak değil, önceki dönemin başarılarını da devam ettirmek.

 

Böyle bir görevi kabul etmek, aslında sadece bir takımın başına geçmek değildir. Aynı zamanda geçmişin başarılarıyla, insanların beklentileriyle ve kaçınılmaz karşılaştırmalarla mücadele etmeyi kabul etmektir.

 

Üstelik bu antrenör henüz kariyerinin başındadır. Farklı üniversitelerde, farklı antrenörlerle çalışmış, değişik basketbol kültürlerini gözlemlemiş ve her görevinde yeni bir şeyler öğrenmeye çalışmıştır.

 

Şimdi bütün bu birikimini kullanabileceği, fakat hata yapma lüksünün oldukça sınırlı olduğu bir ortamın içindedir.

 

Peki, ne yapacaktır?

 

Önceki antrenörün kopyası olmaya çalışmak yerine, bugüne kadar öğrendiklerini kendi antrenörlük kimliğinin bir parçası haline getirecektir.

 

Birlikte çalıştığı antrenörlerden farklı şeyler öğrenmiştir. Birinden oyuncu seçerken acele etmemeyi ve doğru oyuncuyu bulmanın önemini, diğerinden tempolu basketbolu ve sert adam adama savunmayı, bir başkasından baskılı savunmayı ve hücumda potaya yönelmeyi öğrenmiştir.

 

Ancak öğrendikleri bunlarla sınırlı değildir.

 

İyi antrenörlerin yalnızca saha içindeki problemleri değil, saha dışındaki sorunları da nasıl çözdüklerini merak etmiştir. Alan savunmasına karşı nasıl hazırlanıyorlar? Medyayla nasıl iletişim kuruyorlar? Oyuncuların aileleriyle yaşanan sorunları nasıl yönetiyorlar?

 

Sorular sormuş, gözlemlemiş ve dinlemiştir.

 

Çünkü antrenörlüğün yalnızca antrenman yaptırmak ve maç kazanmak olmadığını anlamıştır.

 

Öğrenmenin bir başka boyutu da insanları yönetmektir.

 

Belki de en önemli kazanımı, her konuda aynı derecede katı olmamak gerektiğini öğrenmesidir.

 

Bazı kuralların tartışılması mümkün değildir: Aktif olmak, derse ve çalışmaya katılmak, insanlara saygılı davranmak…

 

Bunlar vazgeçilmezdir.

 

Ancak diğer konularda esnek olmak gerekir. Bir oyuncunun yaptığı ve kendisini bağırmaya sevk edecek bir davranış, başka bir oyuncu tarafından yapıldığında farklı değerlendirilebilir. Her oyuncu aynı değildir. Her oyuncunun karakteri, tepkisi ve motivasyonu farklıdır.

 

İyi antrenör, herkese aynı şekilde davranmanın her zaman adil olmak anlamına gelmediğini bilir.

 

Bir başka önemli ders ise öfkesini kontrol etmektir.

 

Mağlubiyetler, hakem kararları, oyuncuların hataları ve çevresel baskılar… Bunların hepsi antrenörün kontrolünü kaybetmesine neden olabilir. Ancak iyi bir antrenör yalnızca başkalarını dinlemeyi değil, gerektiğinde eleştiriyi kabul etmeyi ve kendi davranışlarını değiştirmeyi de öğrenir.

 

Hatta kendisini eleştiren insanları dinlemekten kaçınmaz. Çünkü bazen gelişmesini sağlayacak en önemli düşünce, duymak istemediği bir düşüncedir.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...