Ana içeriğe atla

KALİTELİ OYUNCU SAYISINI ARTIRMAK

            




Yeterli imkana sahip bir kulübünüz varsa ve amacınız her sene alt yapıda Türkiye şampiyonasına giden bir takımınızın olması ve ekipte birinci ligde oynama ihtimali olan bir oyuncunun varlığıysa , o zaman sizin için sorun yok demektir.

Ancak kendi yaş gurubunda başarılı olan bu ekibin başlangıçta kaç oyuncu arasından seçildiğine bakarsanız önemli bir oyuncu potansiyelden yararlanamadığınızı görürsünüz.

Bence bunun en önemli sebeplerinden biri işinden olmamak ve bir an önce yöneticilerin başarı olarak gördüğü sonuçlara ulaşmak zorunda kalan genç antrenörlerdir.




İşin ilginç tarafı, antrenörlerin kısa süre içinde yapmak zorunda kaldıkları oyuncu eliminasyonu ve temel teknik yerine daha çok taktik ağırlıklı hızlandırılmış basketbol eğitimi kimse tarafından garipsenmemektedir.




Eskiden katıldığım seminerlerde, oyuncu bulmakta zorlanan kulüplerin alt yapı antrenörlerine kısa fakat trajikomik ! bir hikaye anlatırdım. Hikaye ,en başta 15 kişi ile yola çıkan bir yıldız takımının sezonun ortasına doğru antrenman yapacak on oyuncuyu bulamaması ile ilgiliydi.

Hikayemiz, antrenmanlar sırasında maç yapan iki takımın dışında kalan ve bir iki dakika dışında sürekli bankta oturan oyuncuların basketboldan soğuması ile başlar ve resmi maçlar başladıktan  sonra yedek kalan diğer beş oyuncunun memnuniyetsizlikleri nedeni ile yavaş yavaş takımdan ayrılmaları ile devam ederdi.



Nüfusu bizden çok daha az olan bazı ülkelerde basketbolcu sayısın bizim ülkemizden çok daha fazla olmasının nedenlerinden biri de  basketbolu sevdirmek ancak bundan da önemlisi bu sevgiyi sürdürebilmektir.

Bu gün TV de Euroleauge ve NBA maçlarını seyreden çocukları ve inanılmaz paralar kazanan oyuncuları gören velileri koşarak basketbol salonlarına getirmek mümkün.

Ancak salonlarda karşılaşılan bazı gerçekler, en fazla bir iki kulüp değiştirdikten sonra bu ateşin kısa sürede sönmesine neden oluyor.

İşin üzücü tarafı ise hemen hemen her maçta görmeye alıştığımız ve aslında bir hiç uğruna tribünlerde yapılan anlamsız veli kavgaları.




Sanırım geniş oyuncu yelpazesi oluşturmak için yöneticilerin antrenörleri kısa sürede başarı kazanmaları için sıkıştırmamaları, bunun yerine geniş rotasyon ile oynayan takımlar kurmalarını sağlayıp iki ,üç senelik programlar yapmaları için onları desteklemeleri .



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...