Amaç her şutu kesmek değil, rakibi her attığı şutu kesilebileceğinize inandırmaktır.
Bill Rusell

Tutuğumuz takımı ayrı bir tarafa koyarsak ,çoğumuz tarafsız olarak izlediğimiz bir maçta sürpriz olmasını, güçsüz olan tarafın kazanmasını isteriz.
Genellikle sonucu belli olan bir maçı seyretmektense bir sürprize şahit olmak her zaman tercih edilir.
İstatistikler bize
sonuçla ilgili bir fikir verebilir, ancak istatistiklere yansımayan motivasyon
unsuru tüm bu öngörüleri bir anda yok edebilir.
Güçsüz bir takımın, sürpriz galibiyetler almasını belki birçok nedene
bağlayabilirsiniz.
Ancak çoğunlukla ıskalanan bir parametre vardır,o da güçlü takımın motivasyonunun düşük olmasıdır.
Bu tarz maçlarda genellikle güçlü takım nasıl olsa kazanırım düşüncesi ile maça çıkar, kısa süre sonra işler kötüye gitmeye başladığında takımda bir panik başlar ancak bu süreçte zayıf takımın motivasyonu en üst sınıra gelmiştir ve maçı kolaylıkla kazanır.
Ancak çoğunlukla ıskalanan bir parametre vardır,o da güçlü takımın motivasyonunun düşük olmasıdır.
Bu tarz maçlarda genellikle güçlü takım nasıl olsa kazanırım düşüncesi ile maça çıkar, kısa süre sonra işler kötüye gitmeye başladığında takımda bir panik başlar ancak bu süreçte zayıf takımın motivasyonu en üst sınıra gelmiştir ve maçı kolaylıkla kazanır.
Motivasyon maçtan
önce, maçın içinde hatta maçın son saniyesine kadar değişebilir.
Şu anda antrenörlük yapmayan ancak herkesin tanıdığı koçlardan bir tanesi, takımı ilk yarıyı farklı mağlup bitirdiğinde ,ikinci yarı sanki maçı bırakmış ve mağlubiyeti kabul etmiş gibi davranırdı. ikinci yarıya daha önce hiç oynatmadığı yedek oyuncular ile başlayınca rakip oyuncular kaçınılmaz olarak gevşerlerdi. Belirli bir süre sonra fark kapanır ve maç tekrar başa baş hale gelirdi.
Motivasyon oyuncudan oyuncuya değişebilir.
Basit ve klasik yöntemlerle kolayca motive edilebileceğiniz oyuncular varken ,ne yaparsanız yapın hiç etkileyemeyeceğiniz oyuncular ile karşılaşabilirsiniz.
Bazı oyuncuların ne derece motive olduğu yüzlerinden belli olurken, bazılarının ne derece etkilendiğini ancak maç içindeki hareketlerinden anlayabilirsiniz.
Basit ve klasik yöntemlerle kolayca motive edilebileceğiniz oyuncular varken ,ne yaparsanız yapın hiç etkileyemeyeceğiniz oyuncular ile karşılaşabilirsiniz.
Motivasyon ile maçın gidişine, takımın coach’u ve idarecisi ne kadar etki edebiliyorsa,
oyuncunun akrabası veya bir dostunun tiribünde olması da etkili olabilir.
Kısa vadede özelikle maçtan hemen önce yöneticilerin oyunculara prim vaadetmesi veya taraftarın yaptığı tezahürat her zaman etkili motivasyonlardır.Uzun vadede ise ,takımını antrenman yerine cezaevine götüren ve oradaki ortamı oyuncularına göstererek, (bir bakıma hayat dersi vererek ) onları motive etmeye çalışan antrenör hikayeleri vardır.
Bazı takımların ismini söylediğinizde aklınıza hemen efsane bir oyuncu veya o kulübün önemli bir başkanı gelebilir ancak bazı takımların ismini söylediğinizde aklınıza hemen o takımın TARAFTARI gelir.
Takdir edilmek, ilgi
çekmek, diğerlerinden farklı olmak insanın doğasında var ve bu hiç
değişmeyecektir. Bu nedenle övmek, sırtını
sıvazlamak, hırslandırmak, motive etmenin birçok yolundan bir iki tanesidir.
Oyuncuyu şaşırtmak,
inandırmak, oyuncunun herkesin gördüğünden farklı bir manzara görmesini
sağlamak, motive etmenin yollarından biridir.
Motivasyonun en zor
tarafı sürdürebilirliğidir. Kısa süre sonra herkes sürprizlere alışır ve sizin
zorlukla oluşturduğunuz bu durum herkese normal gelmeye başlar.
Özellikle
oyuncularınız bu durumu normal görmeye başlar ve herkesin yaptığı klasik
yorumlardan etkilenmeye başlarsa, motivasyon ortadan kaybolmuş demektir.
Tatmin duygusunu
yenebilmek için, geçmişi hatırlamak ve hatırlatmak önemlidir.
Özellikle genç oyunculara sezon başında yazılı anket yapmak düşüncelerini almak bu konuda size yardımcı olabilir.






Yorumlar
Yorum Gönder