Ana içeriğe atla

ORHUN'U ve LEVENT'İ YOLLA ,MICHAEL JORDAN'I SEÇME ,UFUK SARICAYI PİVOT OYNAT






1996 yılında Paris’te yapılan Nike Euro Camp’a görevli olarak gittiğimde beni iki şey heyecanlandırmıştı, biri henüz 16 yaşında olmasına rağmen kamptaki bir çocuğun NBA oyuncusu olacağını tahmin etmek. (  Gerçi çocuk Amerikalı antrenörlerin gözetiminde olan ve boyu  2.16 olan Yao Ming ‘di :) 

Diğeri ise yıllardır duyduğum bir hikayenin kahramanı, Michael Jordan’ı draftda seçme şansını elinde bulunduran ancak seçmeyen Amerikalı coach Jack Ramsey’i görmek.



MICHAEL JORDAN

1984 Yılında Michael Jordan drafta girdiği yıl Portland Trail Blazers takımının başında hem NCAA hem de NBA liginde en çok galibiyet alan efsane koçlarından bir tanesi Dr Jack Ramsey vardı.

Jack Ramsey’in gelecek sezon uzun oyuncuya ihtiyacı vardı ve kura sonucu Akeem Olajuwon yerine Sam Bowie’yi transfer etmek zorunda kaldı. 

Michael Jordan'ı düşünmedi bile.....



Daha sonra M.J , Dr. Jack Ramsey'i gördüğü her yerde ve her fırsatta “beni nasıl kaçırdın” diyerek takılıp dalga geçmiş.

Ramsey’de; ne yapabilirdim, senin pozisyonunda oynayan oyuncum vardı, eğer seni alsaydım yine bir uzun ile takas etmek zorundaydım ayrıca : 

“SENİN BÖYLE BİR OYUNCU OLACAĞINI NASIL BİLEBİLİRDİM” demiş.

MJ. nin bugünkü kariyerini bildikten sonra böyle bir seçim yapmış olmak gerçekten insanı yıpratır. 
Ancak daha önce şampiyonluk kazanmış ve tek ihtiyacı pivot olan bir koçun, tecrübeli forvetini bırakıp yerine genç bir oyuncu almaya çalışması da oldukça garip durum. 




                                  10 YAŞINDAKİ ERIK SPOELSTRA VE JACK RAMSEY

Resim: Tom Haberstroh


OYUNCU SEÇMEK

Oyuncu seçmek konusu çok ilginç ve de çok zor bir konu. 
Otuz beş yaşına gelmiş, geçmişte ne yaptığı ne ettiği belli olan bir oyuncunun takımınızın kimyasına uyup uymamasından bahsetmiyorum.

Altyapı da  fiziksel durumu nedeni ile, daha başlamadan basketbol hayatları biten çocuklardan bahsediyorum.

Bu konu ile ilgili bir yazı yazmaya karar verdiğimde sevgili Orhun Ene’yi aradım .

Daha önce altyapıda erken elenmesi ile ilgili bir şeyler yaşadığını duymuştum.

Orhun basketbol oyunculuğu ve antrenörlüğü kadar entelektüel yanıyla da insanı etkileyen çok özel bir insan.

Onunla ilgili duyduğum hikayenin aslını sorduğumda, günümüzde bu konunun daha ciddi bir sorun olduğunu ve bununla ilgili muhakkak bazı çalışmalar yapılması gerekliliğinden bahsetti.


ORHUN MİNİK TAKIMDA

Orhun Eczacıbaşı minik takımında ilk senesini geçirdikten sonra, fiziğinin diğer çocuklara nazaran zayıf olması nedeni ile bazı arkadaşları ile birlikte şimdi pilot takımı diyebileceğimiz Ortaköy takımına yollanıyor.

Orhun o sene Ortaköy takımı ile çok başarılı bir sene çıkarıyor ve arkadaşları ile birlikte Eczacıbaşı takımının yenemediği takımları bile yeniyorlar.

Ve ertesi yıl tekrar geriye dönüyor ,hepimizin bildiği muhteşem kariyerine başlıyor.

Orhun diyor ki; eğer Ortaköy bağımsız bir kulüp olsaydı Eczacıbaşı ile özel bir anlaşması olmasaydı ve beni orada tutmaya karar verselerdi, o zamanki kulübün şartları ve o antrenörler ile yola devam etseydim acaba geleceğim nasıl şekillenirdi ?

Öncelikle Bugün büyük bütçelere sahip birçok takımın yapmadığını o yıllarda yaparak ülkemize birbirinden değerli oyuncular kazandırdığı için o zamanki Eczacıbaşı basketbol kulübünün yöneticisi Nur Gencer’i kutlamak lazım.


Orhun devam ediyor; bazı evrelerde ,gelişme çağında olan çocukların, beş altı ay erken doğması fiziksel olarak ciddi farklar yaratabilir. Biz aralarında 10 ay fark olan çocukları aynı takımda aynı antrenmana çıkarıyoruz sonra fiziksel üstünlüğe sahip olan için bu iyi olacak deyip işin içinden çıkıyoruz.

BİR DE AİLEDEN GELEN GENLERİ DÜŞÜNÜN..


Ayrıca çocuğun ailesinden getirdiği genlerinin gelişmenin üzerindeki etkisini düşünürsek ,erkenden elediğimiz birçok çocuğa haksızlık yapmış olmuyor muyuz?

Eğer oyuncu bulmakta zorluk çekiyorsanız fizikleri birbirine yakın olan yeterli sayıda oyuncuya sahip değilseniz, o zamanda aşağıdaki hikayeyi okuyun derim. 




UFUK SARICA MİNİK TAKIMDA 

Eczacıbaşı küçük takımında antrenörlük yaparken en önemli rakibimiz, Ufuk Sarıca’nın oynadığı Efes Pilsen
takımıydı. Ufuk, fizik olarak herkesten daha uzun ve güçlü  bir oyuncuydu. Pozisyon olarak dizilişte dört numara gibi başlardı. Ufuk o yıllarda eğer üç beş alt yapı takımı dışında kalan  takımlardan birinde oynasaydı, muhakkak takımın pivotu olurdu. Bugün de, pozisyonu için boyu kısa kaldığından alt liglerde oynamış bir oyuncu olarak antrenörlük yaşantısına başlardı. 

Efes Pilsen o yıllarda tüm oyuncularına aynı şansı veren serbest transition ve “Flex’ adındaki bir hücum setini oynardı, böylelikle Ufuk dış adam olma şansını ele geçirdi.

Burada da, onlarca oyuncuyu böyle bir vizyon ile Türk basketboluna kazandıran Aydın Örs  başta olmak üzere, Hakan Yavuz’u ve emeği geçen tüm antrenörleri kutlamak lazım.



LEVENT TOPSAKALI GÖNDERDİ

Türkiye’de geçen son bir hikaye daha. 
Orhun ile sohbetimiz sırasında yine daha önce duyduğum ancak emin olmadığım bir konuyu daha sordum .
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi kısalarından Levent Topsakal minik takımı seçmeleri için Eczacıbaşı’na geldiğinde, tartışmasız Türkiye'nin en iyilerinden diyebileceğimiz ,duayen antrenör Aydan Siyavuş tarafında fiziği beğenilmediği için yollanmış. 
Sonrası ise İTÜ de başlayan müthiş bir kariyer..


NE YAPABİLİRSİNİZ



Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak birçok oyuncunun küçük yaşlarda fiziksel handikapları olduğu için erkenden elemine edildiği ve bundan dolayı elinizden çok önemli yıldızları kaçırma ihtimaliniz olduğu ortaya çıkıyor.

Öncelikle oyuncuları fiziki güçlerine göre pilot takımlara yollamak veya antrenmanda eşit güçteki oyuncuları eşleştirme imkanınız yoksa ,sabredin, bekleyin, bütün oyuncuların ilgisini sıcak tutacak yollar bulun. kadronuzdaki her oyuncuyu önemseyin. 

Hiç birimiz falcı değiliz hiç beklemediğimiz oyuncular umulmadık pozisyonlara gelebilir.

Ön yargılarınızdan kurtulun, gerekiyorsa eğitim şeklinizi hatta felsefenizi değiştirin.

A takımları taklit ederseniz ve takımınızdaki oyunculara onlar gibi davranırsanız, altyapılarda şampiyon olabilirsiniz ancak fark yaratamazsınız.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...