On yedi yaşında genç bir oyuncuyken, ağzına kadar dolu Spor Sergi Sarayı'nda, bir Fenerbahçe Galatasaray maçının en heyecanlı anında, Amerikalı antrenörümüz beni oyuna sokmuştu. Yaşadığım güven patlaması ile, bir şut sokup ardından kaptığım top ile bir de turnike atmıştım.
Rotasyonda benim önümde olan tecrübeli iki abinin kenarda oturması, trübündeki eski basketbolcu abilerin hoşuna gitmedi ki , idareciye, benim de duyabileciğim yüksek sesle ,"koça söyle Cem'i çıkarsın X'i oyuna soksun" diye bağırmışlardı.
Çıkış o çıkış, ancak üç sezon sonra tecrübeli oyuncular transfer olup da takımdan gidince takımın önemli bir oyuncusu olabildim.
DÖRT ARTI BİR KURALI
Bu sene yabancı oyucu sayısında ( bir tane bile olsa ) azalmaya gidildi. Bunun yanı sıra bütçelerin iyice düşmesi ile ülkemize gelen çoğu yabancı oyuncunun eskisi kadar kaliteli olmadığı da ortada.
Artık daha çok Türk oyuncuyu sahada görmeye başladık.
Biraz erken olsa da, ( önümüzdeki günlerin ne getireceği belli olmadığı için ) ileride yazmayı düşündüğüm bu yazıyı şimdiden yazayım dedim.
Yabancı koçların daha az uyguladığı ancak Türk koçların yıllardır uyguladığı bir rotasyon çeşidi var.
Hücum konusunda becerisi diğer oyuncular ile kıyaslandığında, çok gerilerde kalan ancak rakip takımın oyun kurucusunu veya skorerini yıldırmak için oynatılan ( genç ) bir savunma oyuncusu.
Bu yöntem sayesinde, genç oyuncular önemli takımların ilk beşlerinde yer alıyorlar.
Ancak bu yaklaşım, ilk bakışta genç oyunculara fırsat verilmesi açısından yararlı gibi gözükse de, bu adetin oyunculardan çok koçların işine geldiğini söylemek lazım.
Aynı değerde oyunculara sahip geniş bir rotasyonu idare etmek öyle çok da kolay değil.
İlk beşte iki üç tane yeri kesinleşmiş olanlar dışında kalan oyuncuların oyun sürelerini idare etmek ciddi sorunlar yaratır.
Ancak tecrübeli bir oyuncu, kalite olarak ondan çok daha düşük seviyede genç bir oyuncunun, sadece savunma amacıyla oyunda olmasını olgunlukla karşılar.
Koçlar bu yolla, bir yandan istedikleri taktik varyasyonu gerçekleştirirken, bir yandan da rotasyon konusunda biraz rahatlıyorlar.
Peki savunmacı genç oyuncular ? Onlar da halinden memnundur çünkü ellerine bulunmaz bir fırsat geçmiştir.
Her an oyundan alınıp alınmamak pek de umurlarında değildir. Böyle bir fırsat onlar için " Rol oyunculuğu " bile olsa devler arasında atılan bir adımdır.
Ben bu yolla milli takım seviyesine gelen oyuncuların bizim beklediğimiz yıldız oyuncular olmadığını söylemek istiyorum.
Bence genç oyuncuyu yıldız oyuncu olabilmesi için gereken yol; ona, sadece savunmayı değil , tüm yeteneklerini sergileyebileceği fırsatın verilmesidir.
Gerçi o oyuncuya sahada kaldığı süre yetmez, çıkarken savunmacılar gibi mutlu bir yüzle değil asık bir yüzle oyundan çıkacaktır.
Ama bunu da yıldız oyuncu kazanmanın küçük bedeli olarak kabul edin.



Yorumlar
Yorum Gönder