Sosyal medyada, bazı genç koçlar yaptıkları antrenmanı videoya çekip paylaşıyor.
Bu videolarda oyuncuların nasıl dripling yaptıklarını görünce, akılıma on beş yaşında yaşadığım bir hikaye geldi. Ve sizinle paylaşmak istedim.
Şöyle bir sahne hayal edin, A takım antrenörü haftanın belli günlerinde antrenman yaptırmak için genç ve yıldız takım oyuncularını salona çağırıyor.
Antrenmana salonuna çıktığınızda ,hafta sonları 5000 seyircinin doldurduğu salonda, hayran olduğunuz abilerinizin maçını idare eden, 55-60 yaşlarındaki koç ( babanızla aynı yaşta olmasına rağmen adeta 30 yaşında gibi gözüküyor ) şortunu ve tişörtünü giymiş karşınızda duruyor.
Önce sizi etrafına topluyor ( aranızda genç takımdan oyuncular da var ) ve nasıl dripling yapılacağını gösteriyor, görünüşü çok etkileyeci, aynı A takımda oynayan ve hayranı olduğunuz oyuncu gibi dripling yaparken anlatmaya başlıyor ;
" Dizlerinizi kolayca harekete başlayacak kadar bükmelisiniz, kalçanız yere yaklaşmalı ancak beliniz dik olmalı , topa bakmayın, başınız yukarıda olacak çünkü sahada ne olduğunu görmelisiniz , topu korumak için dripling yapmadığınız diğer ön kolunuzu topun tam önüne getirin, böylece rakip topa uzanırsa onu kolayca mani olabilecek şeklide vücudunuzu döndürebilirsiniz.
Topu bacaklarınızın tam arasında sektirin .
Topu yere çok sert atın, merak etmeyin top tekrar elinize gelecektir . O nedenle topa bakmanıza hiç gerek yok.
Koç daha sonra yavaş yavaş sekerek ilerliyor.
( bir ayağı diğer ayağını geçmeden )
Hemen aklınıza hafta sonu dolu trübünlerin karşısında topu karşı sahaya taşıyan oyuncular geliyor.
Anlatmaya devam ediyor topu iterken elinizin durumu nasılsa ( özellikle açık olan parmaklarınız ) yerden sekip geldiğinde de aynı bölüme gelmesi için mümkün olduğu kadar şiddetli yere çarptırın.
Belirli bir süre sekerek ilerledikten sonra topu aniden önüne doğru atıyor ve iki tane yüksek dripling yapıyor.
O anda yine aklınıza hayranı olduğunuz oyuncunun rakibi geçerek attığı turnike geliyor.
Sahayı enlemesine kullanacak şekilde oyuncuları üç kişilik guruplara bölüyor ve oyuncular onun komutu ile dripling yapmaya başlıyorlar.
Koç tek tek tüm oyuncuların yanına gidiyor ve yanlış pozisyonda olanları düzeltiyor.
Herkese topu daha şiddetli yere vurmasını söylüyor. Bazı oyuncular topa bakmadıkları için beceremiyor ve top ayaklarına çarpıyor. Ve panik halde koşarak topu almak için koşuyorlar.
Şaka değil koç çevrenizde dolaşıp sizi izlerken siz sabit pozisyona dizler bükülü belki yirmi dakika dripling yapıyorsunuz, topu kaçıranlar koşup topu alıyor tekrar driplinge başlıyor.
Koçun en kızdığı şey kafanızı öne eğmek topa bakmak ve topu yere yavaş vurmak.
Düşünün henüz el değiştirmeye bile geçmeden bu pozisyonda çalışmaya devam ediyorsunuz.
Eğer bu antrenmanları bir iki hafta yapmışsanız artık herkes driplingi aynı koçun söylediği gibi yapmaya başlıyor ve artık top hereksin eline yapışmış gibi oluyor. Bu da artık kontrollü şeklide topu ileri atma bölümüne geçmek demek.
Ancak hiç bir zaman bir önce öğrendiklerinizi unutmamalı ve her şeyi otomatik hale getirmelisiniz. Koçun gözü her zaman üzerinizde.
İlk antrenmanda başka hiçbir şey hiçbir şey yapmıyor sürekli olarak, sizden istenen şeyleri uyguluyorsunuz evinize giderken bile kollarınızın ağrısı size topu nasıl yere vuracağınız hatırlatıyor.
Sadece topu sektirmişsiniz ama antrenman bittiğinde hepiniz terden sırılsıklam olmuş bir şekilde soyunma odasına gidiyorsunuz.
Ama aklınızda tek bir şey var topu nasıl sektireceksiniz ve topu yere vururken vücudunuz hangi durumda olacak.
NOT : Burada ismi geçen koç, rahmetli Cavit Altunay ve hayranı olduğum yıldız oyuncu da Şengül Kaplanoğlu'dur.



Yorumlar
Yorum Gönder