Çoğu konuda olduğu gibi, tek bir doğrunun olmadığı oyuncu yetiştirmek konusunda, iki kulübün geçmişte yaptığı organizasyonlara değinmek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi, tüm oyuncu abilerin koçluk yaptığı geçmişin İTÜ’sü, diğeri ise Yalçın Granit’in gelmesiyle bir anda, oyuncudan çok antrenör ile antrenman yapan Galatasaray takımı.
Şöyle bir sahne hayal edin; basketbol oynamak için salona giren bir çocuk, potlara dağılmış ikişer üçer kişilik guruplar görüyor ve bu gurupların başında çocuklardan yaşça büyük abiler "kolunu uzat ,ayağını çek, bileğini bük" gibi talimatlar veriyor. Bu durumda çocuğun basketbolun alfabesinin temel teknik olduğuna inanması çok doğal değil mi?
Ve yine bu çalışmaların sonrası veya öncesinde yapılan takım antrenmanlarında, o hareketleri yapmayı başaran arkadaşlarını gördükçe, temel hareketlere olan ilgisinin artması..
Ve bu hareketleri uygulamak için antrenmanlara erken gelmeye başlaması...
Diğer bir organizasyon hayal edin, çocuk geldiği antrenmanda kendinden biraz daha büyük bir abinin direktifiyle sıraya geçip üçlü dörtlü kombine çalışmalar yapmaya başladığında, koşacağı kulvarları ve vermesi gereken pasları doğru yapmak için konsantre olacaktır ve abiden azar işitmemek için enerjisini kombine organizasyonlara verecektir.
Böylece bireysel gelişim geri kalacaktır.
Hareketleri konuşacak tartışacak kimse olmadığı için esas önemli olan bu konu ihmal edilecektir.
Temel teknik hareketlerinin her şey olduğunun basketbol oyununu oynayabilmek için temel teknik hareketler çalışılması gerektiğini oyunculara anlatabilmenin tek yolu koçun ve organizasyonun bu konuya verdiği öneme bağlı.

Yorumlar
Yorum Gönder