Ana içeriğe atla

TECRÜBE DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?


 


JİM BOEHEIM 47 YIL SYRCUSE KOLEJİNDE KOÇLUK YAPTI 



Öncelikle yaklaşık kırk senelik antrenörlük yaşantım sonrası tekrar altyapı antrenörlüğüne başladıktan sonra her geçen günümün özel ve anlamlı olması gerektiğini düşünerek çalıştığımı söyleyebilirim. 

 

Her geçen günümün, basketbola ve gençlere bir şeyler katarak geçmesini ve bundan sonraki yaşantımda mutlulukla hatırlayacağım izler bırakmasını istiyorum.

 

GENÇLERLE ÇALIŞMAK İSTEYEN ABİLERİM VARDI

 

Geçmişte birçok abimizin tecrübelerini aktarmak için böyle imkanlar aradıklarını ancak yaşadıkları birçok nahoş olay sonunda, vizyon sahibi olmayan tecrübesiz yöneticiler tarafından reddedildiklerini ve çok üzüldüklerini hatırlıyorum. 

 

Rahmetle andığım, bilgi ve donanım bakımından Türkiye’nin en iyi antrenörleri arasında olan ve son yıllarında sadece altyapıyla uğraşan bir abimizin, vefatından sonra sürekli olarak takdir edilişini ancak hayattayken aynı değerin verilmediğini, zor günler geçirdiğini unutmam mümkün değil.

 

 

 

 A TAKIM KOÇLUĞU ALTYAPI KOÇLUĞU

 

Eğer altyapıda koçluğa başlayıp kategoriler arasında geçiş yaparak A takım koçu olduysanız, farkına varmadan temel teknik öğretimi başta olmak üzere bazı konuların oyuncular tarafından halledilmesini bekliyorsunuz. 

 

Bunun için zaman harcamak size zor geliyor. Tekrar temele dönmek, size zaman kaybı gibi geliyor ve bu durumda oyunculara temel tekniklerinin yetebileceği roller veriyor, bazılarını da kenarda oturtuyorsunuz. 

 

Örneğin top getirmeyen bir oyuncunun top getirmesi için çaba harcamak yerine topu getirebilen oyuncuya bu görevi veriyorsunuz.

 

Veya ribaunt alamayan, savunma yapmayan bir uzunu kenarda oturtup ribaunt alabilen savunma yapabilen daha kısa boylu bir oyuncuyu oynatıyorsunuz. 

 

Şut sokamayan oyuncularınızın şutunu geliştirmek için saatlerce antrenman yerine, şut sokabilen oyuncuları oynatıyorsunuz.

 

Uzun vadede, belki sizin göremeyeceğiniz bir zaman için çaba harcamak yerine, oyuncularınıza savunma ve hücum düzenleri gösterip maçta işinizi kolaylaştırmak istiyorsunuz. 

 

Taktik savunmalarda duracağı yeri öğrenemeyen, set hücumunu anlamayan oyuncular, perde yapmasını, perde kullanmasını bilmeyen oyuncular yerine yapabilenleri tercih ediyorsunuz. 

 

Bunları yapmadığınız takdirde maçları kaybedecek ve büyük bir ihtimalle işinizden olacaksınız. 

 

İşte altyapı antrenörlüğünün en zor kısmı tam da burası, tüm genç arkadaşlarımız kazanmak mecburiyetinde oldukları için, aynı A takımlarda olduğu gibi, “yapabilen oyuncular” ile oynuyorlar, yapabilenlerin daha iyi yapması için çaba gösteriyorlar. 

 

Bence bulunduğumuz ortamda antrenörlüğe devam etmek için de yerden göğe kadar haklılar. 

 

A takım setleri, gelişmesini bitirmiş rolleri belli olan oyuncuların, takımlarına maç kazandırmaları için dizayn edilmiş hücum düzenleridir. 

 

Bu oyun düzenleri sadece belirli hareketleri kapsar. Oyuncular ve koçlar savunmanın vereceği reaksiyona göre hücum üzerinde küçük oynamalar yaparlar. 

 

Yani altyapıda baş rolü alan oyuncular A takıma geçtiklerinde farklı rolleri üstlenmek zorunda kalıyorlar, çünkü A takımda baş rolleri alan oyuncular genellikle yabancı oyuncular oluyor ve Türk oyuncular ise yan rolleri alıyor. 

 

Yan rolleri alan oyuncuları daha donanımlı hale getirerek bir nebze olsun bu duruma çare bulabileceğimizi düşünüyorum

  

 

 

 

DAHA ÇOK OYUNCUNUN KATILMASINI SAĞLAMAK

 

Altyapıya yeniden başlarken ilk gayem oyuncuların bireysel gelişimini geliştirebilecekleri ve gösterebilecekleri bir hücum düzeninin tüm antrenörler tarafından uygulanabileceğini göstermekti. 

 

 

Bahsettiğim düzen; bazılarının “hareketli hücum düzeni” diye isimlendirdiği, (MOTION OFFENSE) sahadaki tüm oyuncuların aktif olduğu, yüksek tempolu, hareketli, pas trafiği yoğun olan akıcı bir hücum şekli.

 

 

 

TOPU PAYLAŞMAK 

 

Uygulamaya çalıştığım hücum düzeninde ikilileri asgari seviyede tutarak, bunun yerine pas kat ve perdeleme ağırlıklı oynamak.


Bu düzenin içinde oyuncuların gelişmesi ana hedefimiz ancak uygulama sırasında karşımıza iki önemli engel çıkıyor kuvvet ve sabırsızlık. 


Bu engellerde maç kazanmamızı zorlaştırırken motivasyonunuzu düşürüyor.

 

KUVVET HER ŞEYİN BAŞLANGICI  

 

Yeterli kuvvetiniz olmadığı zaman savunma ribaundu alamıyorsunuz, hızlanamıyorsunuz, hatta harekete bile başlayamıyorsunuz ve sert savunmalar ile başa çıkmanız imkânsız hale geliyor. 

 

Bu nedenle oyuncularınızın muhakkak en az rakipler kadar kuvvetli olması gerekiyor.

 

 

KADIN TAKIMI İLE ERKEK GENÇ TAKIMI MAÇ YAPSA  

 

Şöyle düşünün, tecrübe ve temel teknik olarak çok ileri seviyede olan bir kadın takımı ile bir genç erkek takımı maç yapsa sonucu ne olur? 

 

Daha önce tecrübe ettiğim için gayet iyi biliyorum, kadınların bir erkek yıldız takımını yenme şansları var, ama bir genç takımı yenmeleri çok zor. 

 

Her geçen gün daha fazla vücut temasına izin verilen bu sporu yaparken kuvvetiniz yeterli değilse işiniz çok zor.

 

YAŞ 17 ORTA ÖĞRETİMİN BİTMESİNE İKİ SENE VAR 

 

Somut örnekler verecek olursak. Elinizdeki 17 yaşındaki bu genç, eğer çok özel bir oyuncu değilse ne fiziksel ne de teknik anlamda 2. Ligde tecrübe edinecek süreyi alması çok zor. 

 

18 yaşında yani 2006 doğumlu oyuncuların çoğu fizik olarak bu seviye için yeterli sayılabilir. Ancak yeteri kadar kuvvetli değilse, aynı 17 yaş gibi maçlarda alacağı süre moralini bozmaktan öteye gitmeyecektir.

 

 

2005 doğumlu yani 19 yaşındaki oyuncular için ise 2. Lig kendilerini gösterebilecekleri bir lig. 

Oyuncuların bu seviyede potansiyellerini rahatça görebiliyorsunuz. 

 

2004 ve 2003 ise, artık oyuncuların limitlerinin belli olduğu bir yaş grubu. 

Dikkatli seyrettiğinizde bu yaştaki oyuncuların artık Süper lig, TBL veya TB2L gibi liglerin hangisinde oynayabileceğini kolayca anlayabiliyorsunuz.  

 

Henüz bu oyuncuların potansiyelleri hakkında bir karara varmadıysanız, belki bir, en fazla iki sene varsa pilot takımınız da, başka bir takıma kiralık olarak verebilirsiniz.  

Ancak alt kategorilerde aldığı sürelerin onlara bir şey katabileceğini düşünüyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...