Ana içeriğe atla

RON ARTEST


 




En beğendim özellikleri; cüssesi (2.01 boyunda 118 kg ağırlığındaydı) kuvveti ve bunaltıcı savunmasıydı. Yakın zamanda genel menajerler arsında yapılan bir ankette NBA’nin “en serseri” oyuncusu seçilen Ron , Boston’lu Paul Pierce gibi kuvvetli ,hareketli forvetleri etkisiz hale getirebilecek kadar güçlü ve kurnazdı.

Fakat Ron hücumda istikrarsızdı ve Trevor kadar hızlı değildi, bu durumda çabuk ve hızı hücum oyunumuzu değiştirerek daha yavaş yarı saha hücumuna geçmek zorundaydık.

 

Ron’un tahmin edilemezliği beni endişelendiriyordu. 2004’de Pacers forması giyerken o meşhur kavga Ron potaya giden Ben Wallace ‘a faul yapıp Wallace’ın da Ron’u göğsünden itmesinin tadından çıkmıştı. Kavganın ortalarında Detroitli bir taraftar, Ron’a bardak atınca Ron tribünlere çıkıp seyirciye saldırmıştı; Bu olaydan sonra Ron yetmiş üç maç oynamama cezası almıştı. NBA tarihinin uyuşturucu yahut kumarla alakalı olmayan en uzun cezasıydı bu.

 

Ron geçmişine ve sert oynamaya meyilli olmasına karşın saha dışında çocuklar için pek çok hayır işleri yapan iyi huylu biridir. Bir keresinde Çin’deyken Ron küçük bir hayranıyla karşılaşmış; çocuk bırakın Ron’un imzalı basketbol ayakkabılarını, ders kitaplarını bile alamıyormuş. Bunun üzerine Ron kırk beş bin dolarlık saatini çıkarıp çocuğun eğitim masrafları için açık artırmada satmış.

Ron’un tuhaf davranışları vardır. 

King’s de oynarken arkadaşı Boniz Wells’in başka bir takıma gitmesini engellemek için -bir sonuç almasa da- bir yıllık maaşından feragat etmeyi teklif etmişti. 

 

Ron belli bir spor programına bağlı kalmakta zorluk çektiğinden şut atmayı yeğliyordu. 

Tek sorun, her gün farklı bir stille şut atmasıydı. Ve bu da maçlardaki performansını etkiliyordu. Bazen şansı yaver gidiyor attığını sokuyordu. Bazen de ne olacağını asla kestiremiyordunuz.

 

Bir antrenmanda Ron’a bir şut stili seçip ona bağlı kalmasını önerdim ama beni yanlış anladı. “Neden sürekli benimle uğraşıyorsun” dedi. 

Seninle uğraştığım falan yok diye karşılık verdim.

“Sadece sana yardım etmek istiyorum”

 

İkimiz de sinirli konuşmuyorduk ama yardımcı koç Brain Shaw beni kenara çekip,” tehlikeli sularda yüzüyorsun Phil, dedi Buz kesildim. Destekleyici olmaya çalıştığımı sanıyordum. 

O olaydan sonra Ron’la iletişim kurmanın en iyi yolunun her şeyi olumlu bir dilde ifade etmek olduğunu fark ettim; sadece kullandığım kelimelere değil, el kol hareketlerim ve yüz ifadelerimle de. En nihayetinde sistemi öğrendi ve Kobe’yle ve diğerlerinin yardımıyla kendini takımın DNA’sıyla bütünleştirmeye başladı. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...