Altyapıda oynadığımız basketbolun uzun bir zamandır A milli takımımıza “Oyun kurucu” kazandıramadığını düşünürsek.
Kendi kendimizi kandırmaktan vaz geçip oyun kurucu tandanslı basketbol yerine, diğer pozisyonlardaki oyuncuları daha donanımlı yetiştirmek için çaba sarf etmemiz gerekmez mi?
Bugün herhangi bir altyapı maçı seyrettiğinizde, genellikle iki farklı senaryo görüyorsunuz.
SENARYO 1
Bir tanesi, agresif ve saldırgan savunma yapan ve topu ele geçirince, dripling ile karşı potaya gitmeye çalışan ve sadece durdurulunca pas vermek zorunda kalan oyuncular.
Devamı mı?
Zoraki verilen pası aldıktan sonra, hemen şut atan veya hiç düşünmeden faul beklentisiyle içeriye dalış yapan oyuncular.
SENARYO 2
Diğer senaryo ise;
Savunmada, adamlarına bir iki metre uzaklıkta dizlerini bükmeden duran oyuncular.
Hücumda ise, savunmanın önünde, arkası dönük vaziyette dripling yapan ve perde bekleyen bir oyuncu, ve belirli bölgelerde durarak kendilerine pas verilmesini bekleyen diğer oyuncular.
BASKETBOL KOŞARAK OYNANIR
Bence altyapıda oyuncular basketbolun koşarak oynanan bir oyun olduğunu öğrenmeliler.
( Bazen, altyapı maçlarında basketbolu yürüyerek oynanan bir spor olarak algılayan oyuncular görüyorum )
Yarı sahada savunma ile karşılaşınca ise, sürekli hareket etmenin ve bu hareketleri çabuk yapmalarının çok önemli olduğunu anlamalılar.
Savunmada ise, geriye çabuk koşup en azından yarı sahada adamları bulup yakın ve agresif savunma yapılmasının olmazsa olmaz bir kural olduğunu bilmeliler.
1. SENERYOMUZ , bu tarife yakın, ancak yüksek tempo ve agresif oyun tarzının doğru yol için ilk adım olduğunu unutmamak gerek.
Çünkü bu tarz bir oyun şekli eğer organize değilse tam bir kaos ortamı yaratacak ve birçok hataya neden olacaktır.
Hataları ve yanlışları, tempoyu düşürmeden en aza indirmek için hızlı hücumları, hareketli set hücumlarını ve savunmadaki yardımları organize hale getirmek gerekli.
Ancak maalesef, genelde koçların bu ortamda “hata düzeltmek” yerine, heyecana kapılıp, oyuncusuna “daha çabuk daha agresif “olmasını söyleyerek kaosu körüklediğini görüyoruz.
Ve ardından işler istediği gibi gitmediği zaman, önce oyuncusuna, sonra hakeme reaksiyon göstermeye başlıyorlar.
Bu senaryonun sonunda ise (kontrolü ele almak için), tempoyu düşürüp, yavaş bir hücumu tercih ettiklerini görüyoruz.
İşin zorluğu ortada, heyecan dolu bir ortam içinden sıyrılıp, yanlışları tespit etmek ve oyunculara antrenmanlarda çalıştıklarımızı anlatabilmek öyle çok kolay değil.
Yukarıda bahsettiğim ilk örnekte sürekli karşı potaya dripling ile giden oyuncunun pas vermesini, diğerlerinin doğru kulvarlardan koşmasını, arkadan hücum ribaundu almak için koşulmasını, organize etmek ve bu yapılırken oyuncuların yavaşlamasına asla izin vermemek gerekli.
Yarı saha hücumda ise, altyapı koçlarının işi daha zor, çünkü oyuncular ne kadar çok ve ne kadar hızlı hareket ederse ve o kadar fazla hata oluyor.
Ve sonunda tercih maalesef, en iyi oyuncuna topu ver diğeri de perde yapsın şeklindeki hücuma dönüşüyor.
Yorumlar
Yorum Gönder