Ana içeriğe atla

ALTYAPIMIZ ( BASKETFAUL'DEN BİR YAZI )




Bildiğiniz gibi son üç sezondur yeniden genç oyuncular ile çalışmaya başladım. 

Bu süreçte çok önemli tecrübeler edindiğimi düşünüyorum.

Sorduğunuz sorulara cevap vermeden önce belirtmek isteğim önemli bir konu var. 

Altyapılarda sürekli başarılı olmak öyle dışarıdan gözüktüğü kadar kolay değil. 

Takip etmeyenler için söyleyeyim 2021 senesinde Sırbistan U20 takımı aynı bu sene bizim yaşadığımız gibi B ligine düşmüştü. 

Yine bu sene son U18 şampiyonasında İspanya takımı küme düşmemek için mücadele ediyor. 

Peki neden bunları söylüyorum? 

Siz istediğiniz kadar ekol olun, belirli bir yaş grubunda yetenekli oyunculara sahip değilseniz bazen başarısızlık kaçınılmaz oluyor. 


SON ON YIL 


1990’lı yılların sonuna doğru, milli takımların çok uzun kamplar yaptığı yurt dışında özel turnuvalara katıldığı bir dönem başladı, ben bu yılların başında yıldız ve genç milli takım antrenörlükleri yapıyordum.


Bu dönemde oyuncularımız hem birlikte oynamaya alışıyor hem de Avrupa’daki rakiplerini tanıma fırsatını buluyordu.


Oyuncuların birlikte oynaması ve sürekli olarak aynı antrenör ile çalışması milli takımlarımızda bir kulüp havası yaratıyor ve turnuvalar için ciddi avantaj sağlıyordu.


Zaten bu süreçte dile getirilen tek konu; altyapılarda başarılıyken neden bu oyuncuları A takıma taşıyamıyoruz şeklindeydi.


Ancak bugün görüyoruz ki, konumuz hem altyapılarda alınan başarısız sonuçlar hem de oyuncularımızı A takıma taşıyamamak.


Eskisi kadar uzun kamplar ve özel turnuvalara katılmamak oyuncularımızın başka ülkelere gitmesi, belki son zamanlarda aldığımız başarısız sonuçlara neden olabilir. 


GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNÜMÜZ 


Bence bugün için altyapının en güçlü yanı, basketbola ilginin artması ve çok fazla gencin basketbola oynaması.  


Bunun getirdiği sorun ise, bu gençlerin, ailelerinin, yakınlarının, kulüplerin, yöneticilerin sabırsızlığı.

 

Bugün herkes sadece alınacak neticeye odaklanmış vaziyette, bu nedenle koçlar da netice almak için özellikle taktik konulara ağırlık verirken, altyapının olmazsa olmazı “sabır” göstermeyi ihmal ediyorlar. 


Diğer kontrol edilmesi zor olan sorun ise tüm yetenekli altyapı oyuncularının belirli bir, ya da iki kulüp tarafından transfer edilmesi.


Bu durumda, birbirleri ile mücadele ederek gelişecek oyuncular, maalesef aynı bankta yedek olarak bekliyor.


Diğer yandan, eskiden sayısız oyuncular yetiştiren bazı kulüplerimizin altyapıdaki oyunculardan Türkiye şampiyonasına giderken ücret talep ettiklerini duyuyoruz. 


18-21 yaş aralığında kalan oyuncuların oynayacağı bir ümitler ligine ihtiyacımız var. 


Bu konuyu TB2L ile halletmek maalesef çok zor. 

Bu ligde veteran oyunculara karşı oynamanın genç oyuncuların gelişimine pek yardım ettiğini sanmıyorum.  


Hakem konusu diğer önemli bir konu. Bence koçun genç oyuncuya verdiği yanlış bilgi ile hakemin maçta verdiği yanlış kararlar neredeyse aynı derecede sorun yaratıyor.


TEKNİK KONULAR DÜŞÜNCELERİM 


A takımlarda maç kazanmak için elinizdeki malzemeyi en iyi şekilde kullanmak ve çeşitli taktikler kullanmak yeterli. 


Ancak altyapıda elinizdeki oyuncuları geliştirmek ve ileriye hazırlamak gibi bir misyonunuz var. 


Hem maç kazanmak hem de oyuncuyu geliştirmek çok kolay bir şey değil. 


Antrenörlüğe yeni başlamış bir gencin maç kazanmak yerine oyuncu yetiştirmeyi öne koyması mümkün değil.


O genç kazanmak için A takım maçlarında neler yapılıyor onları seyrediyor ve çalıştırdığı altyapı takımında da gördüklerini uygulatıyor.


Bu durumda genç oyuncular teknik konuda gelişmezken, koç taktik olarak kendini geliştiriyor. 


Bu kısır döngü devam ettiği sürece başarılı olmak için yapabileceğimiz tek şey yetenekli oyuncuların gelmesini beklemek.   


Bence biz sadece kişileri değiştirmekle (koçları) işleri çözmeye çalışıyoruz, aslında kişileri değil düşünce şeklimizi değiştirmeliyiz. 


Koçun becerisi ile iyi derece almak işleri halletmiyor. 

Önce Basketbol felsefemizi değiştirmemiz lazım.


Bugün altyapıda teknik olarak ne yapılıyor, neler yapılması lazım ülkemizde bunlarla ilgili konuşan kimse yok. 


İnternette araştırdığınızda, yabancı milli takım koçları ile turnuva sonrasında yapılan röportajlarda, neler planladıklarını neler yapmaya çalıştıklarını ve turnuvada neler yaşadıklarını anlattıklarını görebiliyorsunuz.


Bu şeffaflık bence çok önemli. 

İnanmayacaksınız ama bundan yıllarca önce, Ankaralı bir altyapı milli takım antrenörümüzün, turnuvada hangi setleri hangi çalışmaları yaptığı içeren bir kitapçık çıkardığını hatırlıyorum. 

Bu basketbol konuşmak demek, bu bilgiyi paylaşmak demek, artık böyle şeyler yok. 

Sosyal medyada durumun ne kadar vahim olduğunu görebilirsiniz. 


BENİM FELSEFEM


Felsefem çok değişik değil ancak tek bir önceliğim var; oyuncularımın birlikte oynaması. 


Bu yüzden de takımlarımda pozisyonlar için erkenden rol dağılımı yapmıyorum.

 

Uygulamam üç bölümden oluşuyor. 


1) Yüksek tempo, bu anlayış oyuncuların maç içinde daha agresif olmalarını ve aynı zamanda cesur davranmalarını sağlıyor.


2) (Legal) Sert savunma, oyuncular ileri seviyede basketbol oynamak için güçlenmesi gerektiğini öğreniyor.


3) Pasa dayalı haraketli hücumlar, oyunculara paylaşmayı ve basketbolu daha kapsamlı öğrenmelerini sağlıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...