Ana içeriğe atla

BASKIYA KARŞI TOPU GETİREBİLMEK ( GENÇ OYUNCUNUN SINAVI )


Sürekli olarak A takım ve altyapı arasındaki farkın çok açıldığını, özellikle dört artı üç kuralı geldikten sonra gençler için Süper Lig’de oynamanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

 

Aslında geçmişte, BGL ve altyapı milli takımlarımızda başarılı performans gösteren oyuncuların şu anda hangi liglerde oynadıklarına, ne kadar süre aldıklarına ve istatistiklerine bakarsak bunu kolayca görebiliriz.  

 

En büyük değişiklik, basketbolun artık çok sert bir spor haline gelmesi. 

 

Diğer büyük sorunumuz ise, altyapıda legal sertlik ve illegal sertliğin arasındaki farkının genç hakemler tarafından algılanamaması.

 

Daha önceki yıllarda böyle bir sorunumuz yoktu; çünkü hücumda biraz daha iyi, biraz daha tecrübeli olan oyuncular, savunmada tüm maç agresif savunmaya yapmıyorlardı 

(Daha az yabancı oyuncu vardı) ve A takımlarda oynama şansı bulan genç oyunkurucularımız rahatça top getirip becerilerini gösterme şansı buluyorlardı.

 

Gelin bugün çok sık karşılaştığımız bir senaryodan bahsedelim; altyapı takımınızda ,akranlarına göre fizik olarak daha zayıf bir oyun kurucunuz var, ilk görevi baskıya karşı topu ön sahaya getirmek, daha sora ise, hücum düzeniniz gereği ,sizin istediğiniz oyuncuya pas vermek. 


Bu oyuncunuzun karşısında, topu getirmekte zorlanacağı bir savuma var, biliyorsunuz ki oyuncunuz bu durumda kontrollü bir şekilde topu getirmesi çok zor. 

 

Tek çareniz var, o da oyuncunuz sürati vasıtası ile rakibi geçmesi ve baskıyı cezalandırması. 

Dolayısı ile baskıdan sadece hızlı atak ederek kurtulabiliyorsunuz. 

 

Şimdi aynı oyuncuyu A takım seviyesinde hayal edelim, artık fizikler değişti, oyuncular kuvvetlendi ve irileşti, genç oyuncunuzun topu karşı sahaya sağlıklı bir şekilde getirmesi gerekli ancak bu defa, hücum düzenini de uygulayabilmesi lazım. 

 

Çünkü her hücumda hızı atak ederek savunmayı cezalandırmak, hele bir genç oyuncu vasıtası ile çok zor, çünkü burası altyapı değil, her hücumun planlı olması lazım, her hücumda rakip savunmanın zayıf noktalarını kullanmak gerekli.

 

Baskıya ceza vermek için, tecrübeli güçlü akıllı bir oyun kurucunuz olmalı, yoksa 20 yaşında bir çocuğun hücum düzenine uymadan yaptığı erken atakların hepsinden kazançlı çıkmanıza imkân yok. 

 

Ne kadar acı değil mi, artık genç bir oyun kurucunun A takımda topu getirebilmesi bile büyük sorun. 

 

Ayrıca aynı genç oyun kurucunun savunmada kendinden tecrübeli ve güçlü bir oyuncuyu tutabilmesi de daha da büyük bir problem. 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...