Basketbol hayatım boyunca, her yaştan yüzlerce erkek ve kız sporcuya antrenörlük yaptım.
Birçok oyuncuyla çalıştım ama iki tanesi benim için her zaman çok özel olmuştur.
Hayır, aklınıza geçmişte çalıştığım ünlü isimler gelmesin.
Bu çocukların benim için özel olma nedeni, bana bir oyuncunun değerinin ne kadar yetenekli olduğuyla değil, yeteneğini ne kadar kullanabildiğiyle ölçüldüğünü göstermeleriydi.
Bu oyuncular gerçekten inanılmaz yetenekliydi.
Ama antrenman başlar başlamaz, o yetenek bir anda ortadan kayboluyordu.
Maç başladığında ise, sanki o güven dolu yıldızlar gitmiş, yerlerine küçük, tecrübesiz çocuklar gelmişti.
Hatta, ısınmalar sırasında onları görseniz, “Bu takımın yıldızı kesin bu çocuk.” derdiniz.
Ama maçın içine girildiğinde durum tamamen değişirdi.
Gerçek Değer, Zamanla Ortaya Çıkar
Altyapıda çalışan herkes bilir: Bazı oyuncular diğerlerine göre biraz daha geç gelişir.
Bu yüzden bir oyuncu hakkında hemen karar vermemek, onu gözlemlemek çok önemlidir.
Biz antrenörler; doğru şut seçimini, savunmaya geri koşmanın gerekliliğini, gerektiğinde pas vermeyi öğretmeye çalışırız.
Ancak bir oyuncu altyapıdan A takıma yükseldiyse, artık bekleme dönemi bitmiştir.
Artık herkes için önemli olan, o oyuncunun takıma katkısıdır.
Yani oyuncu, “Koç bana süre versin.” demek yerine,
“Ben o süreyi hak etmek için ne yapıyorum?” diye sormalıdır.
Gerçek Profesyonellik: Kendini Bilmek
Oyunu bilmek, yetenekli olmak, gerçekçi davranmak, çok çalışmak…
Bunların hepsi önemli.
Ama en önemlisi, kendinin değil, başkalarının gözünde değerinin ne olduğunu anlayabilmektir.
Bir örnek vereyim:
Zamanında altyapı milli takımında oynayan bir oyuncu vardı.
BSL seviyesine çıkamayacağı belliydi ama o, TBL’de de tutunamadı.
Sonunda küme düşmemeye çalışan bir takımda yer aldı.
Önemli bir oyuncunun sakatlanması sonunda BSL’de kendisi için yer açıldığını ve ona transfer teklifi yapılacağını düşünüyordu. Bu, yeteneksizlik değil; gerçeklikten kopukluktu.
Oyunu Bilmek, Oyunu Hissetmektir
Maçın kritik anında, top çevirmek yerine hemen şut atan bir oyuncu aslında “Ben bu oyunu bilmiyorum.” demektedir.
Ama aynı pozisyonda, boş turnikeyi atmayıp dripling ile savunmadan kaçan oyuncu “Ben bu oyunu biliyorum.” der.
Yetenekli olmak elbette önemlidir.
Ama hatasından ders çıkarmayan, hâlâ “Ben 30 sayı attım, 10 asist yaptım.” diyen bir oyuncu hiçbir zaman profesyonel basketbolun ön saflarında yer alamaz.
Bazı oyuncular olağanüstü yetenekleri sayesinde, yaptıkları büyük hatalara rağmen yükselebilir.
Evet, böyle örneklere az da olsa rastladım.
Ama asıl sorun, onları örnek alan gençlerin hayatlarının dramatik bir şekilde yön değiştirmesi.
Yorumlar
Yorum Gönder