Ancak toplantılara ve antrenmanlara başladıktan kısa bir süre sonra kendime bir tişört yaptırıp önüne “AMA ABİ” yazdırmayı düşündüm.
Şaka değil, olmadık durumlarda öfke krizi giriyorlar, siz onlar için endişelenmeye ve çözüm bulmak için düşünmeye başladığınız sırada, arkadaşları ile gülüp eğlenmeye devam ettiklerini görüyorsunuz.
Hata yaptıklarında, hep bir mantıklı sebepleri var, cevap bulamadıklarında “top elimden kaydı, “ayağım takıldı” gibi mazeretler öne sürüyorlar.
Ancak, “O”nun duyacağı şekilde” o yapınca bir şey söylemiyorsun, hep bana kızıyorsun” cevapları ise çok tehlikeli.
Basketbol oynamak daha fazla süre almak için her şeyi yapıyorlar ama bir bakıyorsunuz ertesi gün antrenmana gelmiyorlar, çok değil iki gün sonra da basketbolu bıraktıklarını duyorsunuz.
Eğer yirmi sene önceki metodlarla antrenörlük yapmayı denerseniz iyi bir sonuç alamayacağınıza bahse girerim.
Geçmişten gelen tecrübelerinizi kullanmak çok önemli ancak bu bilgileri günümüz oyununa ve gençlere uyarlamanın farklı bir yolu var.
Gençlerle geçirdiğim bu dört senede güldüm, kızdım ancak bu yolu öğrenme fırsatı buldum.
Ve o günleri yaşarken aldığım notları burada paylaşmaya başlıyorum.
Umarım hoşunuza gider.
Yorumlar
Yorum Gönder