Karınca ile Ağustos böceğinin hikâyesini bilirsiniz.
Bütün yaz şarkı söyleyip eğlenen Ağustos böceği kış geldiğinde aç kalır, bütün yaz çalışan karınca ise kışı rahat geçirir.
Basketbolda ise hikâye biraz farklı.
Çünkü altyapı oyuncusu için sadece yazın çalışmak yetmez. Asıl mesele, kış geldiğinde yani maçlar başladığında da çalışmaya devam etmek ve yazın öğrendiklerini maçta uygulayabilmektir.
Fakat bunun giderek zorlaştığı bir döneme giriyoruz.
Altyapının gündem olduğu, kazanmaktan çok eğitimin ve öğretimin konuşulduğu günler maalesef yavaş yavaş geride kalıyor.
Bundan sonra herkes BSL ve Avrupa Ligi maçlarına bakacak. Altyapıyla ilgili konuşulanlar ise büyük ölçüde sosyal medyadaki “kazandık, kaybettik, hakemler kötüydü, veliler kavga etti” tartışmalarından ibaret kalacak.
Genç oyuncular da kendilerinden söz edilmesi için maçların bitmesini bekleyecek.
İşte asıl tehlike burada.
Çünkü artık koçunuzun da, tribündekilerin de, çevrenizdeki insanların da gözü daha çok sonuçta olacak.
Basket atıyorsanız sorun yok gibi görünecek.
Sol taraftan sol elle turnike atmanız gerekmiyor olabilir, savunmada yanlış yerde durabilirsiniz, boş arkadaşınıza pas vermek yerine zor bir şut kullanabilirsiniz.
Ama basket girdiyse bunların hiçbirinin önemi kalmayacak.
Hatta yanlış yaptığınız bazı şeyler, basket girdiği için doğru bile sanılacak.
Zıplayarak atmanız gereken şutu zıplamadan atabilirsiniz.
Boş arkadaşınıza pas vermek yerine şut kullanabilirsiniz.
İki oyuncunun üzerinden zor bir atış yapabilirsiniz.
Hücum ribaundunu aldıktan sonra dışarı pas vermek yerine zorlama bir atış kullanabilirsiniz.
Top çemberden geçtiği sürece tribün alkışlayacak.
Belki koçunuz da sevinecek.
Ama sizin doğru basketbolu öğrenip öğrenmediğinize bakan kaç kişi olacak?
İşte burada kendi kendinize kalacaksınız.
Çünkü artık herkes sonuca bakarken, doğru olanı yapmaya devam etmek sizin sorumluluğunuz olacak.
Bu, yazın yaptığınız bireysel çalışmalardan daha zor bir sınavdır.
Çünkü yazın çalışırken kimse size “neden çalışıyorsun?” diye sormaz.
Ama sezon içinde yanlış yaptığınız halde basket atarsanız, çevrenizdeki herkes sizi alkışlarken doğruyu yapmak çok daha zordur.
Asıl oyunculuk biraz da burada başlar.
Basket attığınız için kendinizi iyi oyuncu sanmamakta...
Alkışlandığınız için yanlışınızı doğru kabul etmemekte...
Ve herkes sonuçla ilgilenirken, gelişiminizle ilgilenmekte.
Eğer başınızda, basket attığınız için sizi sadece tebrik etmek yerine, attığınız basketten bağımsız olarak yanlışlarınızı gören ve size bunları düzeltmeniz için hâlâ tavsiyeler veren bir antrenörünüz varsa...
Ne mutlu size.
Çünkü o antrenör sadece maçı kazanmaya değil ,sizi oyuncu yapmak için de çalışıyordur.
Yorumlar
Yorum Gönder