Hepinizin bildiği gibi oldukça uzun bir süredir bloğum var . Ve burada basketbol ile ilgili bir çok bilgi paylaşıyorum.
Bu blogda, tecrübelerimden, okuduğum kitaplardan , internet vasıtası ile ulaştığım bilgilerden , antrenör arkadaşlarım ile yaptığım sohbetlerden, seyrettiğim ve idare ettiğim maçlardaki gözlemlerimden ve daha bir çok kaynaktan edindiğim bilgilere yer veriyorum.
Diğer bir merakımda farklı konularda kitap okumak ve bu okuduğum kitaplarda bana ilginç gelen satırların ve hikayelerin altını çizmek .
Daha sonra ise altını çizdiğim bu satırları bilgisayarıma geçiriyorum.
Facebook hesabımda ,” benim kütüphanem” adında bir bölüm var. İşte bu satırları da o bölüme geçiriyorum.
https://www.facebook.com/benimkutupanem/
https://www.facebook.com/benimkutupanem/
Yıllar önce Avrupa’da yapılan ilk “NIKE CAMP”a gitmiştim. Organizasyonun başında George Ravelling adlı eski bir koç vardı.
Geçenlerde internette bir yazıda, basketbol kitapları okumanın öneminden bahsederken, bu adamın bir makalesinin okunmasını şiddetle tavsiye ediliyordu.
Ben o yazıyı buldum ve elimden geldiğince ,kör topal tercüme etmeye çalıştım.
Buyurun;
GEORGE RAVELLING
Kim olduğumuzu yeteneklerimiz değil seçimlerimiz ortaya koyar.
Eğer kendinizi geliştirmiyorsanız yavaş yavaş bitiyorsunuz demektir.
Eğer her şeyi bildiğinizi sanıyorsanız hiç bir zaman yeni bir şeyler öğrenemezsiniz.
İçinde olduğumuz 21 . yüzyıl hızlı değişikliklerin olduğu ,yeni keşiflerin yapıldığı ve farklı düşünme metotlarının uygulandığı bir süreç .
Sıradan olmak için yanlış bir zamanda yaşıyoruz . Yaşadığımız bu günlerde mesleğimizde fark yaratmak çok kolay.
Günlük yaşantımızdan biraz uzaklaşarak kendimizi geliştirmek için muhakkak zaman ayırmamız gerekiyor.
İşimize yarayacak bilgilere ulaşıp bu bilgilere bağlı yeni keşifler yapmamız neredeyse zorunluluk haline geldi.
İş konusundaki mücadele, sadece bilgi edinmekle kalmayıp bilgiyi
bilgeliğe çevirmek aşamasına geldi.
Bilgi edinmek farklı, kanaat sahibi olmak çok farklı konular.Bu nedenle
bilgiye iyice odaklanmalı onu takip etmeli ve onu işimizde kullanacak bir hale getirmeliyiz.
Kitap okumak benim her gün yaptığım bir şey değil, benim her şeyim,
benim hayatım.
Her okuduğum kitap beni bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculukta farklı
dünyalara gider, buradan da yeni bilgiler ile geri dönerim.
Sonsuz olasılıkları keşfetmenin eşsiz fırsatı kitapların gücünde yatmaktadır.
Ben okuma sayesinde olaylara farklı bakmaya başladım ve bu sayede akılımı daha yaratıcı bir şeklide kullanmaya başladım.
Kitap okuma alışkanlığım ile ilgili yirmi madden oluşan bir listem var .
Aşağıda sıraladığım bu listenin sizlere yardımcı olabileceğini düşünüyorum.
Yanınızda hep kitap taşıyın.
Yanınızda kağıt, kalem taşıyın.
Aynı anda dört kitap okuyabilirsiniz.
Notlar alın ilginç satırları çizin ve bu konuları araştırın.
Okumak önceliğiniz olsun ve her gün en az üç saatinizi ayırın.
Okuma sürenizi, kitaplar ve makaleler şeklinde ikiye ayırın.
Kendinizi kötü okumak alışkanlıklarından koruyun.
Kitaplardan özlü sözleri alın.
Kitaplarla ilgili tavsiyeler verin tavsiyeler alın.
Kitapla ilgili tv programı varsa izleyin, bloglar takip edin.
Ben kitaplardan aldığım tüm bu bilgileri kendi bloğumda yazı yazdığım dergilere aktarıyorum.
Haftada en az iki kere kitapçıya uğrayın.
Bilgileri başkalarına aktarmadan önce kendinize göre yorumlayın ve akıl süzgecinizden geçirin.
Kişiler, kavramlar, kelimeler ve prensipler için listesi yapın.
Mümkün olduğunca çok bilgi edinecek kitaplar okuyun.
Ve bu bilgileri diğerleri ile paylaşın.
Sürekli yeni konular bulmaya çalışın.
Ve her gün kendinize, bugün okuduklarımdan ne öğrendim diye sorun.


Yorumlar
Yorum Gönder