İşin ilginç tarafı bu takım yine eski oyuncularımdan Birsel’in sahibi olduğu kulüptü .
Hakemlerden izin alarak, tüm maçı koçların yanında oturarak izleme şansını ele geçirdim.
Çok güzel bir maçtı, gerçi sonunda rakip takım az farkla maçı kazandı ama, velilerin ve koçların heyecanı ,hakemlerin kaliteli düdükleri ile harika zaman geçirdim diyebilirim.
Aslında, az oynadığı için koçuna küsen küçük oyuncuları , oğlunun oynadığı takım yenildiği için antrenörü suçlayan velileri bir kenara bırakıp sadece basketbol yorumu yaparak devam etmekte yarar var!
Bu özel bir lig olduğu için kurallar farklıydı ve bence çok başarılı bir düzenleme yapılmış .
Detayları bilmiyorum ama ilk üç periyotta tüm oyuncularınıza süre verirken son periyotta istediğiniz oyuncuları oynatabiliyorsunuz , saat durmuyor.
İşin en önemli tarafı ise her türlü hücum ve her türlü savunma yapmak serbest.
Bizim maçın sonucunu zone savunmaya karşı atılan ve bir türlü girmeyen şutlar belirledi.
Böyle şey olur mu?
Bu savunma şekli çocukların gelişmesini engelliyor, onları basketboldan soğutuyor.....vs.
Kesinlikle bu fikirlere katılmıyorum.
Eğer önümüze çıkan her zorlukta onu aşmaya çalışmak yerine kuralları değiştirirsek bir adım bile ileriye gidemeyiz.
Çok eski basketbol efsanelerini saymıyorum ama bugün NBA de oynayan Cedi , Furkan , Ömer, daha önce Mehmet Okur , Hidayet Türkoğlu , “zone savunma ” karşı oynamadan mı yetiştiler ? Tabii ki hayır.
Hiç düşündünüz mü ?
Sizi rahatsız eden bu savunma belki de sizi doğru basketbola yönlendiriyordur.
Çözüm ne olabilir ?
Örneğin; pres yaparak top kapmak veya rakibe acele ve dengesiz atış yaptırmak.
Kaptığınız top ile hızlı hücum yapmak. Ve rakip savunmaya yerleşmeden sayı bulmak.
Rakip zone savunmaya yerleştiği zaman ise boş şut pozisyonu bulmak için çalışmak ve bu atışları sayıya çevirebilmek.
Antrenmanlarda çalıştığınız turnikeleri hızlı hücumda ,şutları ise hem hızlı hem de set hücumunda kullanabilirsiniz.
NELER GÖRDÜM?
Bu yaş gurubunun , antrenmanda yaşadıkları atmosfer ile maç için de yaşadıkları atmosfer arasında çok fark var.
Maç içinde olan olaylar filim şeridi gibi geçip gidiyor.
İşin içine kazanmak kaybetmek girince tam kaos ortamı oluşuyor .
Oyuncuların aşırı heyecanlanmaları , antrenmanlarda yaptığı hareketleri maç içinde yapmalarına izin vermiyor.
Koçlar ümitsizce duruma müdahale etmeye çalışıyor . Ama sahada kontrol edilmesi imkansız bir olay var !
Doğal olarak bu kategoride fiziki güç çok önemli bir hale geliyor .
Çok maç oynayan, çok süre alan oyuncular avantajlı duruma geçiyor.
Strateji kurmak çok zor ancak sistem kurma imkanı var.
Maalesef bunun için sabır gerekiyor.
A takımda yapılan düzenleri buraya taşımak, hatta hücumda üçlü kombinasyonları uygulamaya çalışmak bile zaman kaybı.
Koçların kafasında bir basketbol var ama sahada çok farklı bir basketbol oynanıyor.
Aslında bireysel basketbol ve saha yerleşim işin özü.

Yorumlar
Yorum Gönder