Ana içeriğe atla

BAZILARI BUNA EKOL DİYOR



1973 GALATASARAY TAKIMI 

1973 senesinde henüz genç takım yaşı dolmamışken Galatasaray A takımı ile ABD’ye gitmiştik. 
Benim yaşıtlarımın oynadığı üç farklı kolej takımı ile maç yapmış, kaldığımız kolejin takımı ile aynı salonda, aynı saatlerde farklı sahada en az altı yedi antrenman yapmıştık .

Tam 30 yıl sonra kadın milli takımı ile tekrar ABD’ye gittim ve on farklı kolej takımı ile maç yaptık . 

Beni en çok şaşırtan olay , aradan o kadar zaman geçmesine rağmen salonlar , soyunma odaları ,dolaplar , koridorlar hep aynıydı, oyuncuların antrenman ve maç formaları ve biçimleri hatta kumaşları bile aynıydı. 
Açıkçası ben, kolejlerde ,artık uzay üssü gibi salonlar olmasını bekliyordum. 



KADIN MİLLİ TAKIM 2003 

Otuz sene geriye döndüğümde, o günden bu yana Türk basketbolunda çok şey değişti . 

Büyük şehirlerde birçok salon yapıldı .
Artık oyuncularımız yıkanınca çeken ve solan pamuklu formalar yerine, yıllar önce Amerika’da gördüğüm formalardan giyiyorlar . 
Artık antrenmanlarda, çıplak giyinik takımlar yerine, yine 30 yıl önce ABD’de olduğu gibi çift taraflı formalar var. 
Salonlarımızda, üç hatta daha fazla pota var.

Ancak ABD’de hiç bir zaman değişmeyen alışkanlıklar, ritüeller bizde tam oturmaya başlamışken, aniden birçok yeni kurulan kulübün iştiraki ile değişti.
Bugünlerde bundan kaynaklanan ciddi sorunlar yaşıyoruz.



Gençler Türkiye şampiyonası GS ve Aydan Siyavuş

Koçların saygınlığı azaldı, koçlar ile oyuncuların arasındaki ilişkiler , yine koçlar ile yardımcıların arasındaki ilişkiler . Velilerin ve üçüncü şahısların konuya direkt dahil olması. 
(Yirmi yıl önce veliler, baş antrenör ile görüşmek için utana sıkıla randevu alırken, bu gün tribünden taktik veriyorlar.)

Disiplin konusu, antrenman düzenleri, 
( bireysel çalışmalar yerine beşe beş maçların 
artması ) toplantıların çay partilerine dönmesi , yemek yerken uyulan kurallar ( cep telefonu ) , yolculuk sırasında giyilen kıyafetler ,davranış biçimleri ve bunlar gibi pek çok konu ,kaba tabiriyle çok yozlaştı.


KSK ŞAMPİYON GENÇ TAKIMI

Halen o tarihten başlayarak günümüze kadar bu tarz konulara önem veren bir iki kulüp ve organizasyonumuz var. 
Zaten bu ekipler her zaman mücadelede en ön sırada oldular . 
Ancak dışarıda kalan bazı kulüplerin yetkilileri , geçmişte bahsettiğim tecrübeleri hiç yaşamadıkları için , kazanılan başarıların bu alışkanlıklardan kaynaklandığını anlayamadılar ve anlayamıyorlar. 

Onlar genelde başarının, verilen taktiklere ve kişilere bağımlı olduğunu düşünüyorlar. Ve sonunda her şeyi maddiyata bağlıyorlar. 


Aslında organizasyonda başarının sırrı, düzenli olarak antrenman yapılacak bir salon, güncel teknik ve taktikleri yakından takip eden koçlar ve düzenli işleyen bir disipline bağlı.

Yorumlar

  1. " Yönetim katı " -neredeyse- mevcut olmayan bir organizasyon için emek veren bir antrenör olarak; sürekli aklımı kurcalayan bir soru var hocam. Yazı ile de ilintili. Şirket takımları sahne almadan önce kulüp takımlarında, organizasyonel planlamada koç'un etkinliği ne durumda idi ? Veyahut sadece şunu sormak isterim: Bir altyapı basketbol organizasyonunu ( 100'lerce sporcuyu kapsayan değil de bizim gibi bir kasaba takımı örneğin. Daha butik bir yapı. ) baştan sona planlama durumunda kalsanız ilk adımınız ne olurdu ? Mümkünse şayet , sadece ilk adımı öğrenebilir miyim ?

    YanıtlaSil
  2. Eskiden iki farklı organizasyon olduğunu hatırlıyorum . Antrenörlük mesleğini seçmiş ve kimsenin ses çıkaramayacağı, herkes tartından tanınan duayen koçlar. Diğerleri ise, bu koçlar için oynamış kabiliyetli oyuncular . Ancak bu oyunculardan bazıları antrenörlüğe devam ederler bazıları ise kısa süre sonra koçluğu bırakırlar ,bazıları da idareci olurlardı. Genelde yerlerine, daha genç ancak çok iyi oyunculuk kariyeri olmayanlar geldi. Bunlar çok meraklı ve araştırmacıydılar . Birçoğu daha sonra önemli konumlara geldi . Ancak onlar da idareci konumundaki eski oyuncularla savaşmak zorunda kaldı.
    Diğer soruna yanıtım ise; Yönetim katı olmaması bir anlamda önemli bir şans . Ben şartlarıma uygun, benim koyduğum idari ve teknik kuralları olan , takımımı rakiplerimden farklı kılan ve farkı önce kendi oyuncularım ve velilerin hissettiği ,daha sonra da diğer takımların hissedeceği bir organizasyon haline getiridim. Bunlar idari olarak antrenman saatlerine uymak ( en iyi oyuncum gelmese bile cezası neyse vermek ) Hedeflerimizi sene başında açıklamak ve hiç değiştirmemek ( netice olarak değil, oyun tarzı olarak örneğin baskı yapmak, hızlı olamak, zone yapmamak vs. gibi kendi anlayışına bağlı seçimler ) Bütün çalışmaları hedeflerime uygun yapardım . Not tutar gelişime varsa herkesle paylaşırdım. istatistiklere göre katkı veren herkese hakkını verirdim. Oyuncularıma bol bol maç seyrettirip nelerin iyi nelerin kötü olduğunu anlatırdım. Oyuncularım ve veliler ile arama mesafe koyardım . Bu konuda idare edebileceğiniz kadar idare edin ama, sadece antrenörlük yapmak için her şeye "eğildiğiniz" takdirde bunu gören oyuncularınızın karşısında otorite olmanıza imkan yok. Maalesef günümüzün en büyük sorunu . A takımdan küçük takıma .. Bu arada netice ne olacak diye soruyorsan planlı ve düzenli çalışmayla sağlam disiplin ile harikalar yartılabilir. yeterki basketbolu çok sev ve mücadeleden vaz geçme .

    YanıtlaSil
  3. Anladım hocam teşekkür ederim.
    Eski yapının da süreci baltalayan & çetrefilli tarafları varmış anlaşılan.

    Yanıtınız ile yaşadıklarım ve yapmaya çalıştıklarımın kesişim kümesinin oldukça büyük olması, beni okudukça daha da rahatlattı. Uzun vadeli planlama hususuna daha çok dikkat edeceğim.
    %110 şeklinde odaklanmış durumdayım ( Yüksek lisans tez alanımı dahi Basketbol ile ilintili çıktılar üretebilmek adına değiştirdim bu yıl. ) umarım onca riskin ardından, bahsettiğiniz doğru adamları zamanında atabilirim ve bu basketbol laboratuvarı ortamında Kız Yıldız takımdan, A Takıma kadar oyunu birlilkte oynayabilmiş bir ekip ortaya çıkar.

    Bu arada, basketbol aksiyonları ve oyun felsefesi ile alakalı olarak;

    tempolu oyun felsefesini ve varyasyonlarını araştırmaya başladığım gün faydalandığım ve tercüme ettiğim yabancı kaynaklar ışığında harekete geçmeye cesaret edemeyebilirdim. Yazılarınız sayesinde o eşiği atladım. Bunun için de genç bir antrenör olarak ayrıca müteşekkirim hocam.

    Cevap için ise tekrar teşekkürkler.



    YanıtlaSil

Yorum Gönder