Boby Knight'ın "Zaferin Kıyısında" adlı kitabı, bizim jenerasyonumuz için çok önemli bir kitap.
Bu kitap bir NCAA takımının sene içinde yaşadıklarını tüm açıklığıyla anlatıyor.
Aşırı agresif yapıda olan koçun disiplin konusuna verdiği önem ve sert yaklaşımı o dönemde çok konuşuluyordu.
Boby Knight'ın İtalya'da verdiği bir seminerden sonra, Türkiye'de birçok genç koçun Knight'i taklit etmeye çalıştığını ,özellikle disiplin ve savunma konusunda oyuncularına zor günler yaşadığına şahit oldum.
Sonuç olarak genç koçların hala ders çıkarabileceği önemli bir kitap.
Elimden geldiğince kısa paragrafları ,başlıklar altına almaya çalıştım.
İlginizi çekeceğini düşünüyorum.
İSTEDİĞİNİZ ZAMAN ANTRENMANLARI BAŞLAMAZSINIZ
Üniversite basketbolunda hiçbir gün 15 Ekim’den daha anlamlı değildir. Oyuncular genellikle okul açıldığından beri her öğlen birbirlerine karşı oynarlar ama asıl mesele 15 Ekim’dir .
Koçlar artık gözlem için tribünlerin üst sıralarında oturmazlar –ki aslında bu bile herkesin göz ardı ettiği NCAA kurallarını ihlal etmektir- öğretmek , koçluk yapmak ve bağırmak için sahaya inerler.
KOÇLUĞA BAŞLAMAK ÖYLE ÇOK KOLAY DEĞİL
Mezun asistanların statüsü tam zamanlı dört koçunkinden epeyce farklıydı.
Koçların konforlu soyunma odasında giyinmiyor, bunun yerine oyuncuların soyunma odasının bir adım uzağındaki küçük bir ofiste üstlerini değiştiriyorlardı.
Kasetlere diğer koçlarla birlikte bakmıyorlardı , onların işi kasetleri toplayıp kullanıma hazır hale getirmekti.
Takımla nadiren deplasmana giderlerdi.
Onlar koç olmak için eğitim alan koçlardı , kendilerinden yaşlı koçların monoton işlerini yaparak görevlerini ifa ediyorlardı.
ANTRENMANLARDA İLK BEŞ BELLİ OLURDU
Indiana’da ilk beş oynayacak takım idmanlarda kırmızı , yedekler beyaz forma giyerdi.
ANTRENMANDAN KOVULAN BİR OYUNCU ..
Bir Indiana oyuncusu idmandan atıldığı zaman soyunma odasına gidip beklemesi gerekiyordu.
Belki geri çağrılırdı ya da Koç söylediklerine ilave bir takım şeyler söylemek için gelirdi, veyahut atılan oyuncu tüm takım gelene kadar yalnız başına beklemek zorundaydı.
MAĞLUBİYETTEN SONRA ÇOK ÇALIŞIR
Bazı zamanlar okul çalışanları mağlubiyetten sonra geç saatlerde koçların odadan çıkmadıklarını evlerine gitmediklerini görürlerdi.
AKADEMİK EĞİTİM HER ŞEYİN ÜZERİNDE
“SCHOLASTIK APTITUDE TEST “ SAT
Sean Kemp ( Shawn değil ) NCAA SAT puanı tutturamadığı için olaylı bir biçimde okuldan kaydını aldırıp erken NBA seçmelerine girdi . Daha önceden böyle bir şansı yoktu.
Dersleri veya danışmanla olan toplantıyı asmak Indiana’da affedilemez bir suçtu.
Indiana’da on dört sene içerisinde sadece iki oyuncu dört sene kalıp da mezun olmamıştı.
KOLEJLERDE İDMAN SAATLERİ
İdmanlar her gün yaklaşık öğlen 3.30’da başlıyordu . Oyuncular genelde spor salonuna 2.30 da gelip giyinip ısınmaya başlarlardı . Son derslerinin bitiş saati 2.15 idi.
OYUNCULARA ÖZ ELEŞTİRİ ŞANSI VERMEK
Knight genelde kötü bir idman veya bir maç sonrasında oyuncuları konuşmaları için soyunma odasında yalnız bırakırdı.
ISINMALAR KOÇUN İLGİ ALANINA GİRMEZDİ
Bazen oyuncular ısınmalarını bitirdikten sonra , koç odasından çıkar ve “hadi içeri girelim” derdi . Herkes koçun kendilerine günün idman planını özetleyeceği soyunma odasına girerdi.
Gününe ve ruh haline bağlı olarak otuz saniye veya on beş dakika da konuşabilirdi.
PRES
Kötü takımları presle yenebilirsin ama iyi takımları presle yenemezsin.
HATA YAPABİLİR ANCAK ANTRENMANA KONSANTRE OLMAMAK...
Knight için düşünememek en büyük günahtı .
Oyuncular şut kaçıracaklar ,topu kaptıracaklar kötü paslar atacaklardı – Knight hemen hemen hiçbir zaman - eğer aptalca kaçırmadıysa- bir oyuncuya atış kaçırdığı için yüklenmezdi .
Ama bazı şeyler vardı ki affedilemezdi; box etmek savunmada adamını bulamamak, düzgün yere koşmamak .
Bunlar konsantrasyon eksikliğinden dolayı ortaya çıkmış zihinsel hatalardı. Buna bahane yoktu.
Indiana idmanları hiçbir zaman çok uzun olmazdı genellikle iki saate yakın sürerdi.
MONİTÖRLER ANTRENMAN VEREN OYUNCULAR
NCAA takımlarının antrenmanlarında, sezon başında oyunculara pas veren ,oyuncuları çalıştıran sezon ortasında ise, hafta sonu rakip takımın yaptıklarını uygulayan (bizlerin yedek oyuncuları kullandığı pozisyonda ) bir monitör gurubu vardır .
Indiana’lı monitörler takımın gündelik yönetimi ile ilgili hayati bir rol oynarlar .
Koçun genelde en azından on iki tane monitörü olur .
Birinci sınıftan beri idarecilik yapıyorlarsa kendilerine burs verilen kıdemli monitör , her sonbaharda gelecek olan monitörlerle mülakat yapıp onları seçerlerdi.
Sıklıkla monitörler koçluğa geçerlerdi .
Son sınıf oyuncusunun sezonu bittiği gün koç ile ilişkisinin tamamen değiştiği gün olurdu . Ve koç artık sizin çok iyi bir arkadaşınız olurdu.
DİN VE SPOR
Koyu dindar bir aileden geliyordu ancak oyuncuların Tanrıyı yardıma çağırmasını sorunlu buluyordu.
Bir toplantıda, Amerikan futbolu müsabakasında zaman dolmak üzereyken SMU’yu yenecek isabeti kaydeden Texas A&M vurucusunun , Tanrı‘nın o isabeti bulmama yardım etti demişti. “
Bunun anlamı “ demişti Knight “ Tanrı’nın SMU’ ya geçirmek istemiş olması mıdır?
Tanrının maçlarla alakası yok . Olmamalı zaten.
İLK HAZIRLIK MAÇINDAN ÖNCE NELER YAPIYORLAR
Analiz , yani rakibi gözden geçirmek , Indiana’nın maç günü ritüellerinin başlangıcıydı . Belki de basketbol tarihindeki hiçbir koç gözden geçirilmeye bu kadar çok inanamazdı.
Gözden geçirme bir provaydı. Asistan koçlardan bir tanesi karşı takımla ilgili gözlemci raporunun üzerinden geçer , oyunculara hücumlarda nerede şaşırtmalar yapacaklarını , hangi pasları atmaya çalışacaklarını , top oyuna sokulduğunda nereye gidebileceklerini gösterirdi.
Ayrıca Indiana’nın karşı takımın oynaması muhtemel savunması üzerine kurulu olan hücumun üzerinden geçerdi.
Takım genelde maçtan bir gece önce , akşam yemeğinden sonra gündelik kıyafetleriyle 30 dakikalığına gözden geçirme için buluşurdu.
Sonra 7.30’daki karşılaşma için takım idman kıyafetlerini saat 3 civarında giyerdi.
Sık sık koç , oyunculara rakip takımın kasetten belli hücumlarını gösterir, onları sahaya gözden geçirmeye götürür, sonra da soyunma odasında başka bir hücumu izlettirirdi. Bazen takım saha ile soyunma odası arasında altı yedi sefer mekik dokurdu.
Gözden geçirme bittiğinde koç takımla kısa bir konuşma yapardı. Genelde maçın temasını tekrarlayıp dururdu.
MAÇ ÖNCESİ YEMEĞİ
Maç öncesi yemeği , maç günü ritüelinin ikinci adımıydı . Takım , yemeği öğrenci binasında , üçüncü kattaki şık toplantı odasında yerdi.
Genelde kumaş pantolon ve kazak giymiş halde gelen koç haricinde herkes, oyuncular ve koçlar , ceket giyip kravat takarlardı.
Oyuncular uzun masaya oturup spagetti, ekmeksiz hamburger , omlet, pankek ve dondurma yerdi . Portakal suyu veya soğuk çay içerlerdi. Yemek her zaman aynıydı , kendi (sahaları) evlerinde de deplasmanlarda . Koç hiçbir maç öncesi yemeğini yemek için oturmazdı .
Masanın başındaki sandalye hep boştu. Oyuncular her yemekte aynı sandalyeye otururdu. Yeni oyuncular mezuniyet sebebi ile boşalan sandalyelere oturur ve takımda kaldıkları sürece o sandalye onların olurdu. Eğer bir oyuncu sakatsa onun sandalyesi boş kalırdı.
Yemekte bir şey istemek dışında kimse konuşmazdı. Asistanlar kendi aralarında fısıldaşırlardı. Ruh hali hüzünlüydü. Oyuncuların önlerindeki işe konsantre olmaları bekleniyordu.
Genelde koç oyun öncesi yemeğine dondurma ile aynı zamanda gelirdi . Antrede oyuncularla bir konuşma daha yapmak için onların yemeklerini bitirmelerini beklerdi.
Maçın teması tekrara edilirdi.
Rakip takıma karşı nasıl oynanması gerektiğine dair hatırlatmalar yapılırdı.
SOYUNMA ODASI
Her ne kadar ilk maç bir hazırlık müsabakası olsa da 17. 259 kişilik Assembly Hall’da 15000 ‘den fazla koltuk satılmıştı.
Asistanlar odada daire oluşturmuş , savunmaya dönme , topu sahada ileri taşıma ve temel şeylerle ilgili hatırlatmaları düşük sesle tekrara ediyorlardı.
Odanın duvarlarında bir sürü yazı ve poster asılıydı.
“Zafer en az hata yapan takımı şereflendirir.” Koçun favorisiydi.
Aynı köşede kasetlerin gösterildiği TV seti bulunuyordu. Kasetler gösterilirken oyuncular dolaplarındaki küçük plastik sandalyelerini alır ve televizyonun etrafında yarım halka düzeninde otururlardı.
Koç içeri girmiş yazı tahtasına doğru ilerlemiş rakip takımın ilk beşindeki her oyuncunun ismini ve numarasını yazmıştı . Bu isimleri gözlemci raporlarından okumuş ,kasetten izlemiş ve gözden geçirmişti.
Her rakibin isminin yanına onu tutacak oyuncunun isminin baş harfini not düşmüştü. Sonrasında detaylara girecekti. Oyuncu solak mı yoksa atış yapmak için fake atıp top mu sürer , tarzı hatırlatmalar .
Sonra da genelde maçın temasına dönülen son kelimeler söylenirdi. “ Gidip oynayabildiğimiz kadar iyi basketbol oynayalım. Düşün ,düşün . Unutmayın bu bir başlangıç ama iyi bir başlangıç yapıp buradan öyle ayrılalım.
NOT DEFTERLERİ
Maç geceleri , koçun oyuncuları ile dizlerini üzerinde not defteri olmadan konuştuğu tek zamandı .
Diğer tüm zamanlarda her oyuncunun kırmızı spiral defteri yanında olmak zorundaydı .
Koç kendisi konuşurken öğrencilerin İngilizce veya tarih derslerinde not aldıkları gibi not almaması için hiçbir sebep görmezdi “ Aradaki tek fark , o dersler için geri dönüp kullanabilecekleri ders kitapları var.
Benimleyken ise ders kitabı falan yok “
Koç yıllar içinde arada bir defteri eline geçirip sayfalara göz atmayı alışkanlık haline getirmişti.
KÜFÜRLER
Andre, bu takımda tek elle basketbola yer yok .
Eğer Tanrı bu oyunu tek elinle oynamanı isteseydi g.tünden çıkan bir el verirdi sana.
CEZA İDMANI
Cuma günü idmanın ortasında hepsini kovup “ onlara yarın sabah sizi burada saat altıda göreceğim “ dedi.
Birçok koçun kitabında sabah erken yapılan idmanlar en eski cezalandırma yönetmelerindendi.
Ama koç için değil.
Hiçbir zaman standart cezalandırma yöntemlerine baş vurmazdı-erken idmanlar , sprint, dört ya da beş saat idman .
Koç olarak görev yaptığı yirmi bir sene içerisinde sadece iki sefer bu tip yöntemlere baş vurmuştu.
GERÇEKÇİ YAKLAŞIM
Ben biliyorum hepimiz biliyor ki , sizden isteğim her şeyi yapmaya çalışıyorsunuz .
Bunun her zaman kolay olmadığının farkındayım.
Aslına bakarsanız bazen s.ksen olmayacak şeyler bunlar. Ama denemek zorundasınız .
Yorgunken dahi oynamak zorundasınız.
Scot Skiles (üç kere tutuklanmış) gibi çocukları istemiyoruz.
Ama Scot sağlam .
Basketbol oyununu kazandıran şey sağlamlıktır, çocuklar. Zekadır basketbol maçlarını kazandıran .
Düşüncedir basketbol maçlarını kazandıran .
Daireler çizerek , düşünmeyerek ancak kaybedersiniz.
Haris dışında hiçbiriniz muhteşem bir atlet değilsiniz .
Alford dışında hiçbiriniz muhteşem şutörde değilsiniz .
Kısasınız .
Kazanmak için her gün rakip oyunculardan daha zeki ve daha güçlü olmak zorundasınız .
Ve maç başlayınca da büyülü bir formülle daha akıllı , daha güçlü olmak diye bir şey de yok.
Her gün idmana gelip çabalamanız gerekir.
İDARECİLER
Deplasmandayken otobüslerin takımı karşılamaya hazır olmasında da idareciler sorumluydu.
TARZ
Bu koçun temel felsefesiydi.
Korku bir numaralı silahıydı.
Bir oyuncunun kendisine bağırılmasından korkmasının ya da gözden düşmemesinin onun daha iyi oynamasına yarayacağına inanırdı.
Ve eğer ondan rakipten korktuklarından daha fazla korkarlarsa muhtemelen daha iyi oynayacaklar demek ki.
Antrenmandan sonra akşam 8’de “ Gece iyi bir uyku çekin “, dedi .Sizinle burada 9.15 de buluşuruz. “ maç öğleden sonar 2’deydi.
MESAJ
Maç sabahı takım soyunma odasına girdiğinde karşısında kırmızı harflerle yazılı bir mesaj bulmuştu:
“Miami 63 Indiana 57 “Koç bu küçük mesajlara güvenirdi . bu, sezon boyunca vereceği mesajın ilkiydi.
Takım son bir kez rakibi gözden geçirme seansını bitirdikten sonra . Bir ( takım sporlarıyla ilgili ) arkadaşını konuşması için getirmişti. Koç bunu iki sebepten yapmıştı ,ilki oyuncularının arada sırada farklı bir ses duymasının iyi olacağına olan inancıydı, , ikincisi ise arkadaşının bundan keyif alacağını bilmesiydi.
Konuşma bitince oyuncuları yemeğe gönderdi. Oyuncuların tabaklarında birer küçük kart vardı “ Miami 63 Indiana 57 “
Soyunma odasında yazan mesajın aynısıydı. Tahmini maç skoru.
MAÇ HEYECANI
Maçtan önce soyunma odasında bir gerginlik vardı .
Bu öğleden sonraya kadar olan kırk sekiz antrenmanın anıları bir araya gelerek korku hissi yaratmıştı.
(İlk maça kadar tam 48 antrenman yapılmış)
RAKİBE SAYGI
Eğer oyuncuları onun rakibe saygı duymadığını görürlerse , koç onların da rakibe saygı duymayacağını düşünürdü. Ve bu da berbat bir oyunun habercisiydi.
BASKETBOL YAZARLARI
Bir basketbol yazarı için okuyucularınızın merak ettiği bir şeyi haber yapmazsanız gazete için değeriniz uzun süreli olmayacaktır .
Bazı yerel yazarlar diğer takımlar ile ilgili yazdıklarında önyargılarının devreye girmesine önem verirler.
DEVRE ARASI KÜFÜRLER VE MOTİVASYON
Devre arası konuşması ; Harris ve Jadlow’a “Burası s.kdiğimin iki senelik okulu değil” demişti onlara . “Bir işiniz bile ters gitse hemen surat asıp dudak büküyorsunuz” . Ribauntta koca bir beyaz balina gibi debelenip duruyorsun. Senin elinde olan on beş tane ribaundu onlara verdin.
“Ribauntlarda 17- 9 gerideyiz” dedi “ Eğer bu takım sizi ribauntlarda geçiyorsa sizce haftaya oynayacağımız takıma karşı ribaunt sayımız ne olur ? Topu bile göstermezler size .”
Maç öncesi ritüelinde olduğu gibi , devre araları da hemen her zaman aynıydı : Koç içeri gelip oyuncularıyla konuşur , onlara ilk yarı ile ilgili fikirlerini söylerdi, ama bu seger böyle olmamıştı . Sonrasında o ve koçlar ,ilk yarıyı değerlendirip ikinci yarı için de kararlar alacakları , kapının hemen dışındaki özel koridora geçtiler .
Kıdemi en düşük olan koçun görevi ikinci yarının ne zaman başlayacağını bilmekle sorumluydu ve koç ona bunu defalarca sorardı. Diğer bir koç mola durumlarını ,bir başkası ise her iki takımdaki faul durumlarını takip etmek zorundaydı.
Koçların toplantısı genel olarak Baş koçun ilk yarı analizinden ibaret olurdu . Kendi oyuncular hakkındaki yorumları ise genelde acımasız olurdu . Bugün az süre almış olan Brooks ve Robinson onun hedefiydi. Sezon bitmeden önce her oyuncu için kullanacağı kelimeler ile “ Oynayamıyorlar , bu kadar açık “ dedi koçlara “ Robinson bir şey görenmiyor , Brooks’da hiçbir şey düşünemiyor .”
Koçlar dinlediler . Genelde Baş Koçun değerlendirmesine katılırlardı. Neredeyse aynı sıklıkla haddinden fazla sert olduğunu , duygusal durumlara çok tepki gösterdiğini de bilirlerdi . Ama araya girip de “ Koç , bence biraz fazla duygusal davranıyorsunuz” diyecek de değillerdi.
Koçlar ilk toplantıyı bitirdikten sonra oyunculara ne değişikliklerin yapılacağını söylemek için soyunma odasına dönmüşlerdi .
Bazen koç kullanacağı savunmayı şema ile gösterirdi ve ilk yorumlarını pekiştirirdi. Sonra koçlarla birlikte koridora çıkıp başka bir şey var mı ? diye sorardı. Bir fikir tartışıla bilir ya da herkes birbirine bakar omuz silkinebilirdi.
Dört dakika kalmıştı koç daha sakindi .
Son konuşma “ Hücum bağlamında bazı şeyleri iyi yaptınız . Takım arkadaşlarınızı bulmakta iyi iş çıkardınız , iyi hücumlara imza attınız , İlk yirmi dakikada bazı güzel anlar yakaladınız. Şimdi tekrar çıkıp iyi bir yirmi dakika daha oynayalım.
MAÇ SONU
Maç 89- 73 bitikten sonra rakip kazanmış olsaydı soyunma odası bundan daha sesiz olmazdı.
“Sizden çok daha sıkı ve akıllı oynayan bir takıma karşı oynadınız , hiç eğlenceli değil bu” dedi koç onlara. “Akıllıca oynamadınız , olmanız gereken yerde değildiniz. Bu takımın daha alacağı çok ama çok yol var . Geçen seneyi 17-13 ‘lük dereceyle bitirmiş ve iki en iyi skorerini yitirmiş bir takımı yenmek için çok fazla zorlandınız . Mücadeleye girmiyorsunuz , bir şey görmüyorsunuz . “
Çok az koç basına bir maçtan sonra gerçekten ne düşündüklerini söyler. Beğendiği bir sürü şey gördüğünü söylemişti . Hepsi de doğruydu , sadece tam değildi.
BİR SONRAKİ MAÇA HAZIRLIK
Asistan koçlar maçın kasetini gözden geçirmeye başlamışlardı.
Diğer iki koç gelecekteki önemli rakiplerinin maçını izledikleri şehirden dönüyorlardı . Bir tanesi maçta gözlemci raporu tutarken diğeri bir otelde yerel kanaldan yayınlanan maçı kaydetmişti.
Koç ise arabasını sürerken önündeki maçı düşünüyor ve
“ onlara yapılacak en iyi savunma şekli 2-3 alan savunması olacak” diye düşünüyordu. Hem bu şekilde David Rivers’da içeri penetre edemez . yarı sahada oynamaya zorlarız onları , ki bunda da iyi değiller.
Koçluk kariyerinde yirmi bir sene adam adama savunmasından sonra üç gün içinde alan savunmasına geçmesi pek muhtemel değildi . Ama adam adama savunmayı gömülerek yaparak Notre Dame’i alan savunması yaptıklarına inandırabilirdi.” Beni endişelendiren tek şey ise zamanımızın olmaması keşke üç günden fazla süremiz olsaydı.”














Yorumlar
Yorum Gönder