Ana içeriğe atla

VALDEMARO VE KADIN MİLLİ TAKIMIMIZ



Hiç unutmam art arda Avrupa'da muhteşem sonuçlar alan  bir İspanyol takımı vardı . Takımın en iyi oyuncusu Amaya Valdemaro   (sanırım bir sezon Türkiye’de oynadı ) milli takımı bıraktığında “artık biz bu İspanyolları yenebiliriz” diye düşünmüştüm. 

Sanırım ,Nevriye ve Yasemin basketbolu bıraktığında bizi gözüne kestiren birçok takımın koçu , artık biz bu takımı yenebiliriz diye düşünmüştür.



Aslında bugünlere nasıl geldiğimizi anlamak için geçmişe kısa bir yolculuk yapmak lazım..

Öncelikle bize Avrupa Şampiyonası finali ve iki Olimpiyat tecrübesi yaşatan jenerasyonun nasıl ortaya çıktığını hatırlamakta yarar var.

Avrupa şampiyonalarına katılmaya başladığımız 2005 yılına geri döndüğümüzde, eski demir perde ülkelerinin egemenliğindeki kadın basketbolunda var olabilmek için farklı bir yol tercih etmiştik.  

Antrenörlüğünü yaptığım kadromuzda, o yıllarda alışılmışın dışında beş oyun kurucu ile yüksek tempolu hücum ve agresif savunmayı tercih etmiştik.

2005 ve 2007 turnuvalarının ardından 2009 yılında, sevgili Ceyhun Yıldızoğlu kaliteli devşirme oyuncular ve her geçen sene daha da tecrübelenen  milli oyuncularımız ile sistemi revize etti böylelikle art arda başarılı sonuçlar gelmeye başladı. 


2014 yılında Ekrem Memnun antrenör olduktan sonra takım farklı bir sistem ile oynamaya başladı ve bu sayede başarılı sonuçlar gelemeye devam etti. 
Farklı sistemi ; sert savunma , kontrollü yarı saha hücum. Ve savunma kaynaklı hızlı hücumlar diyerek özetleyebilirim. 

Ancak tecrübeli oyuncularımız o dönemde yavaş yavaş basketbolu bırakmaya başlamıştı. O  süreçte Ekrem Memnun , eksiklikleri , son derece başarılı müdahaleler ile kapatmayı başardı. 

Ancak bu sistemi sürdürebilmek için adeta bir kulüp takımı olmak ve yapılan her şeye odaklanmak gerekiyordu. Oyuncular kulüp takımlarına gittikleri zaman ( yabancılar nedeniyle ) skorerlerimiz  rol oyuncularına dönüyor ,çok farklı bir ortama giriyorlardı.

tekrar milli takıma geldiklerinde ise daha önce oynadıkları bu sisteme adapte olamıyorlardı.

Ceyhun Yıldızoğlu geri döndüğü zaman çok karışık bir takım kimyası ile karşılaştı .

Artık elinde her hücumu kontrollü oynamaya alışmış , yarı saha hücumunda her bölgeden hücum edebilen, her oyuncunun farklı bir rollü olduğu bir takım vardı.
Ve bu takım sadece savunma kaynaklı hızlı hücumlar ile coşuyordu.

Yeni devşirme oyuncumuzun hücumda yumuşak kalması , Işıl’ın skora katkı verememesi  ve son maça kadar Bahar’ın ve Tuğçe’nin hücumda hiç varlık gösterememesi daha az disiplinli set hücumlarında tıkanmamıza neden oldu. 
Bu sebeple iyi bir dış atıcı olan Cansu’dan da pek fazla yararlanamadık. 

Koçumuz Ceyhun Yıldızoğlu hücumdaki çözümün hızlı oynamak olduğunu biliyordu ancak bu takım bu oyun tarzına çok uzaktı. 
Ve sonuç olarak bu başarısız netice alındı.

Şimdi neler yapmak lazım ?

Avrupa’da buna benzer durumlar yaşanıldığında örneğin bir zamanların Yugoslavya’sında tecrübeli antrenörlerin bir masaya oturup tartıştığını ve ülke basketbolu için ortak karar aldığını ve herkesin altyapılarında ve kulüplerinde milli takımın menfaati için temelde aynı konulara önem verdiğini duymuştum.
Gerçi o dönemde Yugoslavya’da yabancı basketbolcu yoktu. 
Bazen bizler neden böyle bir yol izleyemeyiz diye akılıma geliyor. Neticede bu hepimizin milli takımı.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...