A takım koçluğu ile altyapıdaki koçluğun arasındaki en büyük farkı anlayabilmek için aşağıdaki hikayeleri okumanız kafi.
Gerçi bunlar koçlar tarafından pek dile getirilmez, netice olarak prestij kaybına neden olur ancak bu tarz olaylardan bahsedilmediği için genç koçlar A takım antrenörlüğünü altyapı gibi sanıyorlar. Ve böyle bir durumda kalınca ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Bunlar benim yaşadıklarım arasından seçilmiş iki tane hikaye , bir de başka koçlardan duyduğum öyle hikayeler var ki, şaşarsınız.
A takım hedefi ile yola çıkan genç antrenörlere, işin en zor kısmının bu bölüm olduğunu söyleyebilirim.
Hiç unutmam Eczacıbaşı Kulübü'nde Altyapı antrenörlüğü yaptığım bir sezon rahmetli A takım antrenörü Batur abinin antrenmanını izliyordum, antrenmanın iyice kızıştığı anda, oyun devam ederken bir oyuncu Batur abiye saygısızlık yaptı ancak Batur abi herhangi bir reaksiyon göstermedi ve antrenman devam etti. Antrenmana ara verilince Batur abiye sordum ; " abi hareketi görmediniz mi ? "diye.
Batur abinini bu sözü hala kulaklarımda çınlar . "Oğlum, bazen bir antrenör olarak üç maymunu oynamak gerekli !"
Uyum kelimesi bizlere her ne kadar olumlu bir ifade gibi gelse de, bazen hedefimize ulaşmak için uyumsuz oyunculara ihtiyacımız oluyor.
Düşük bütçeli bir kadronuz var, bilgili bir koç olarak kendinize güveniyorsunuz ancak biliyorsunuz ki elinizdeki oyuncuların yetenekleri sizi hedefinize taşıyacak güçte değil.
Bu durumda hangi taktiği uygularsanız uygulayın tüm rakiplere yenileceğinizi siz hatta tüm camia net bir şeklide görüyor.
Çözüm, bizim gördüklerimizden farklı şeyler gören ve pek tercih edilmeyen bir oyuncu tipi olabilir.
Bu oyuncuları tarif edecek olursak; "Takıma uyum sağlayamayan ancak takımdaki tüm oyunculardan daha yetenekli olan, sorunlu ve sivri karakterli oyuncu tipi."
Benim gibi geçmişte katı disiplin altında oynamış oyuncular daha sonra koç olduklarında, koçuna duyduğu saygıyı kendi oyuncularından da beklerler.
Ama zaman değişiyor, basketbol artık farklı kültürde yetişen insanlarla doldu, zaman değiştikçe insan davranışları da değişiyor ve siz pozisyonunuzu korumak için bir seviyeye kadar bu davranışlara katlanmak zorunda kalıyorsunuz .
Sakın aklınıza saha dışı veya bench deki davranışlar gelmesin, orası bir çok koç gibi benim kırmızı çizgim oldu, bahsettiklerim oyun oynanırken çizdiğim kuralların dışına çıkan oyuncular.
Örneğin bir maçta çok özel pivot oyuncumuz ilk pas vermek yerine, sahayı dripling ile geçerken ne kadar utandığımı hiç unutmam. ( ancak bu pivotun bize her maç onunun üzerine ribaund aldığın en az on beş sayı attığını düşünün )
Normalde bu tip hareketler takımdaki diğer oyuncular tarafından sorun haline getir . Ben çözümü müthiş karakter sahibi kaptanımız aracılığı ile oyuncularla görüşüp "bu oyuncuya hep birlikte katlanmak zorundayız, idare edeceğiz çünkü o olmazsa hedefimiz ulaşamayız." diyerek bulmuştum.
Bir diğer sezon ise ,topu eline aldığı zaman takımı hatta kendini unutan bir oyuncu ile oynamak zorundaydım.
Bu defa takım bu oyuncuyu kabullenmedi ve sezon başından sonuna kadar sorun yaşadık .
Örneğin oyuncu antrenman sırasında takıma küsüp "ben oynamayacağım" diyerek adeta bir mızıkçı bir çocuk gibi benche oturuyor ve ben " hadi lütfen devam et, hadi gel koçum aslanım " gibi laflar sarf ediyorum .
Diğer oyuncuların gözünde ne kadar kötü duruma düştüğümü hayal edebilirsiniz her halde.
Netice mi ?
bahsettiğim oyuncu ligin sayı kralı ve takımım hedefine ulaşmış ancak ömrümden kaç sene gitmiştir kim bilir ?
bahsettiğim oyuncu ligin sayı kralı ve takımım hedefine ulaşmış ancak ömrümden kaç sene gitmiştir kim bilir ?
Şimdi birçoğunuz "hiç dinlemem hemen takımdan atarım" böyle şeye izin vermem diyebilirsiniz.
Ancak NBA de neler yaşandığını okuduktan sonra bunların çok küçük tavizler olduğunu söyleyebilirim.
Bazen düşünüyorum, eğer hiç taviz vermeseydim ve kendi doğrularımla koçluğa devam etseydim ne olurdu diye.
İnanın dendim .
İnanın dendim .
Hiçbir yönetici sizin doğrularınız ile uzun vade de gelecek başarıyı beklemiyor.
Sizi hayalleriniz ile yaşamanız için hemen evinize yolluyor.
İşler iyiye doğru giderken bir de bakmışızınız ki işinizi kaybetmişsiniz.
Yüksek bütçe, oyuncuların davranışları limitlerinizi aşınca onları değiştirebilme şansı, sizin ile aynı frekansta düşünen yöneticiler vs.. Tüm bunlara ulaşabilmek için sadece basketbol bilgisi yetmiyor.
Çok farkılı beceriler gerekiyor.



Yorumlar
Yorum Gönder