Ana içeriğe atla

OYUNCUNUN ÜZERİNDEN YÜK ALMAK !



Aşağıda, sol eli dripling yapamayan kısalara sahip bir takımın, adam adama prese karşı , kesinlikle uygulamaması gereken güzel ! bir oyun var.  


Ama eminim bazı koçlar, bu oyunu sıkıştıkları zaman uygulamak üzere akıllarının bir köşesine yazacaklar. ( Aynı zone savunma yapmak gibi ) 


Bu örnek bize, "koç aklının" oyuncu gelişimine nasıl engel olduğunu gösteriyor.  







Oyuncularımızınsağ ile kuvvetli ama sol eli zayıf .  PG , G'nin sağ elle gidebileceği alanı açmak için shalow cut yapıyor ve onun driplinge başladığı yerin biraz daha aşağısına gidiyor. G topu alınca sağ tarafa doğru hızla dripling yapıyor. 




G yan çizgiye yaklaşırken topu PG ye atıyor bu pas genelde kolay bir pas oluyor çünkü PG'nin savunması top çizgisini korumaya özen gösteriyor. 

Pası veren G aynı PG gibi bir shalow cut yaparak G'nin sağ tarafını açıyor. 
Ve PG sağ taraftan dripling ile topu karşı sahaya getiriyor.

Böylece oyuncularımız prese karşı, sol elleri ile dripling yapmadan başarıyla topu getiriyorlar.


SONUÇ ; 


Zeki bir antrenör olduğumuzu kanıtladık aferin bize, ama... oyuncularımızın sol eli zayıf kalacak ve çalışmaya gerek duymayacaklar.


Ben altyapıdan istediğimiz kalitede oyuncu çıkmamasının en önemli nedenelerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum.


Böyle bir oyun çizmek ve top kaybetmeden maçı bitirmek, koçun taktisyenliğine artı olarak yazılır . 


Ancak oyuncunun sol elini geliştirmesi için ortada bir neden bırakmaz. 


Bundan da önemlisi oyuncuda  özgüven kaybına neden olur.


Tabii bunun gibi onlarca örnek sayabiliriz ; 

Tüm topları  sadece bir iki oyuncunun kullanmasına izin vermek, bazı oyunculardan sadece perdeleme yapmasını istemek vs… gibi


Genç antrenörlerin bu hataya düşmesi çok normal. 

Çünkü taktisyenlik, antrenörlüğün en cazip yanı. 


Geçmişte bu tarz antrenörlere cin antrenör denilirdi. 

Bu tarz antrenörler oyuncunun yükünü üzerine alırken aynı zamanda bütün krediyi de kendileri alıyor ve bu yönde şöhrete kavuşuyorlardı. 


Amerika'da "Taktik Tahtasının Tanrısı" dedikleri "cin koçlar.."


Size, bu yönüyle meşhur olmuş bir antrenör için yardımcılarından birinin bana ilettiği bir anektodu aktarayım; 


"Kendi organize ettiği bir baskete, takımı dört sayı atmış kadar sevinir  ancak oyuncunun kendi yetenekleri ile bulduğu sayıya hiç sevinmezdi. 


ANTRENMANLARDA OYUNCULARIN YÜKÜNÜ ARTIRIN 


Ben, ( özellikle altyapıda ) basketbolun, hızlanması, sertleşmesi ve agresifleşmesi dışında büyük bir değişiklik olduğuna inanmıyorum. 


Bu nedenle, geçmişte uygulanan çalışmaları günün şartlarına uyarlayarak kullanabiliriz. 


Örneğin eski yıllarda ,oyuncunun üzerinden yükü almayan ve onların gelişmesini sağlayan koçlar sadece iki tane set yaparlardı. 


Böylelikle savunma hücumun ne yapacağını önceden bilirdi. 

Özellikle antrenmanlarda savunmadaki oyuncuların ellerine setleri bozmak için bir fırsat çıkardı. 


Koç bu zorluğa rağmen organizasyonu sonuna kadar yapamanızı ister, savunmanın şikeli davranmasına sesini çıkarmazdı.

 ( set soldan başlayacaksa o tarafı kapatmak gibi…) 

 

Hücum oyuncusu bu durumda şikeli savunmayı basketle cezalandırmak veya oyunu devam ettirmek zorundaydı. 


Eğer şikeli savunmayı cezalandırmak için seti bozar ve basket atamazsanız işte o zaman koçtan fırçayı yerdiniz. 


Savunmayı koça şikayet etmeyi aklınıza bile getirmezdiniz ! O zaman maçta oynamama riskini göze almanız gerekirdi. 


Bu zorluklar içinde hücum çalışmak oyuncuyu olgunlaştırır, maç içinde başına gelecek sorunların fazlasını yaşatırdı. 


Bugün ise, oyuncuların on tane seti var, biri olmadığı zaman , koç diğerine geçin diyor bu da oyuncunun değil koçun gelişmesini sağlıyor. 


NASIL YÜKÜ ARTIRABİLİRİZ 


Yukarıda , basketbolun hangi yönde değiştiğini açıklamaya çalışmıştım. 

Hızlanması , sertleşmesi, agresifleşmesi. 

Bu özellikleri antrenmanlarımıza nasıl taşıyabiliriz? 

Öncelikle bu anlatacaklarımın büyük kısmını daha önce temel teknik konusunda eğitim almış ve belirli bir seviyeye gelmiş oyucular üzerinde uyguladığımı söylemeliyim.

 

Öncelikle 3 ya da 4 kilik guruplar halinde uzun ve kesintisiz çalışma yapmak, oyuncuların dayanıklılarını artıracaktır. 


Antrenmanda kuralları değiştirmek en önemli kozumuz. 

Hızlanmak için süreyi azaltmak en kolay yollardan biri.


Yarı sahayı 4 saniyede geçmek, topu potaya 14 saniye de atmak, driplingi yasakalamak veya tek bir driplinge izin vermek, bunların hepsi oyuncuların daha hızlı oynamasını sağlayacak türde çalışmalar. 


Sertleşme ve agresifleşme konusunda ise , oyuncuların temas etmesini istemek, faul itirazlarını önemsememek.. örneğin ; rakibin elinde top varsa savunmadan ona temas etmesini istemek . 


Burada en önemli konu eller ve kollarla vurmak, itmek ve savurmak ve vücut ile yapılan sert çarpışmalara dışındaki temaslara ve kontaklara faul çalmamak.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...