Aşağıda, sol eli dripling yapamayan kısalara sahip bir takımın, adam adama prese karşı , kesinlikle uygulamaması gereken güzel ! bir oyun var.
Ama eminim bazı koçlar, bu oyunu sıkıştıkları zaman uygulamak üzere akıllarının bir köşesine yazacaklar. ( Aynı zone savunma yapmak gibi )
Bu örnek bize, "koç aklının" oyuncu gelişimine nasıl engel olduğunu gösteriyor.
Oyuncularımızınsağ ile kuvvetli ama sol eli zayıf . PG , G'nin sağ elle gidebileceği alanı açmak için shalow cut yapıyor ve onun driplinge başladığı yerin biraz daha aşağısına gidiyor. G topu alınca sağ tarafa doğru hızla dripling yapıyor.
Böylece oyuncularımız prese karşı, sol elleri ile dripling yapmadan başarıyla topu getiriyorlar.
SONUÇ ;
Zeki bir antrenör olduğumuzu kanıtladık aferin bize, ama... oyuncularımızın sol eli zayıf kalacak ve çalışmaya gerek duymayacaklar.
Ben altyapıdan istediğimiz kalitede oyuncu çıkmamasının en önemli nedenelerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum.
Böyle bir oyun çizmek ve top kaybetmeden maçı bitirmek, koçun taktisyenliğine artı olarak yazılır .
Ancak oyuncunun sol elini geliştirmesi için ortada bir neden bırakmaz.
Bundan da önemlisi oyuncuda özgüven kaybına neden olur.
Tabii bunun gibi onlarca örnek sayabiliriz ;
Tüm topları sadece bir iki oyuncunun kullanmasına izin vermek, bazı oyunculardan sadece perdeleme yapmasını istemek vs… gibi
Genç antrenörlerin bu hataya düşmesi çok normal.
Çünkü taktisyenlik, antrenörlüğün en cazip yanı.
Geçmişte bu tarz antrenörlere cin antrenör denilirdi.
Bu tarz antrenörler oyuncunun yükünü üzerine alırken aynı zamanda bütün krediyi de kendileri alıyor ve bu yönde şöhrete kavuşuyorlardı.
Amerika'da "Taktik Tahtasının Tanrısı" dedikleri "cin koçlar.."
Size, bu yönüyle meşhur olmuş bir antrenör için yardımcılarından birinin bana ilettiği bir anektodu aktarayım;
"Kendi organize ettiği bir baskete, takımı dört sayı atmış kadar sevinir ancak oyuncunun kendi yetenekleri ile bulduğu sayıya hiç sevinmezdi.
ANTRENMANLARDA OYUNCULARIN YÜKÜNÜ ARTIRIN
Ben, ( özellikle altyapıda ) basketbolun, hızlanması, sertleşmesi ve agresifleşmesi dışında büyük bir değişiklik olduğuna inanmıyorum.
Bu nedenle, geçmişte uygulanan çalışmaları günün şartlarına uyarlayarak kullanabiliriz.
Örneğin eski yıllarda ,oyuncunun üzerinden yükü almayan ve onların gelişmesini sağlayan koçlar sadece iki tane set yaparlardı.
Böylelikle savunma hücumun ne yapacağını önceden bilirdi.
Özellikle antrenmanlarda savunmadaki oyuncuların ellerine setleri bozmak için bir fırsat çıkardı.
Koç bu zorluğa rağmen organizasyonu sonuna kadar yapamanızı ister, savunmanın şikeli davranmasına sesini çıkarmazdı.
( set soldan başlayacaksa o tarafı kapatmak gibi…)
Hücum oyuncusu bu durumda şikeli savunmayı basketle cezalandırmak veya oyunu devam ettirmek zorundaydı.
Eğer şikeli savunmayı cezalandırmak için seti bozar ve basket atamazsanız işte o zaman koçtan fırçayı yerdiniz.
Savunmayı koça şikayet etmeyi aklınıza bile getirmezdiniz ! O zaman maçta oynamama riskini göze almanız gerekirdi.
Bu zorluklar içinde hücum çalışmak oyuncuyu olgunlaştırır, maç içinde başına gelecek sorunların fazlasını yaşatırdı.
Bugün ise, oyuncuların on tane seti var, biri olmadığı zaman , koç diğerine geçin diyor bu da oyuncunun değil koçun gelişmesini sağlıyor.
NASIL YÜKÜ ARTIRABİLİRİZ
Yukarıda , basketbolun hangi yönde değiştiğini açıklamaya çalışmıştım.
Hızlanması , sertleşmesi, agresifleşmesi.
Bu özellikleri antrenmanlarımıza nasıl taşıyabiliriz?
Öncelikle bu anlatacaklarımın büyük kısmını daha önce temel teknik konusunda eğitim almış ve belirli bir seviyeye gelmiş oyucular üzerinde uyguladığımı söylemeliyim.
Öncelikle 3 ya da 4 kilik guruplar halinde uzun ve kesintisiz çalışma yapmak, oyuncuların dayanıklılarını artıracaktır.
Antrenmanda kuralları değiştirmek en önemli kozumuz.
Hızlanmak için süreyi azaltmak en kolay yollardan biri.
Yarı sahayı 4 saniyede geçmek, topu potaya 14 saniye de atmak, driplingi yasakalamak veya tek bir driplinge izin vermek, bunların hepsi oyuncuların daha hızlı oynamasını sağlayacak türde çalışmalar.
Sertleşme ve agresifleşme konusunda ise , oyuncuların temas etmesini istemek, faul itirazlarını önemsememek.. örneğin ; rakibin elinde top varsa savunmadan ona temas etmesini istemek .
Burada en önemli konu eller ve kollarla vurmak, itmek ve savurmak ve vücut ile yapılan sert çarpışmalara dışındaki temaslara ve kontaklara faul çalmamak.

Yorumlar
Yorum Gönder