Bugün istikrarlı ve yüksek yüzdeyle şut atmayan genç oyuncuların işleri çok zor.
Fiziki özellikleri ve diğer teknikleri ne kadar iyi olursa olsun, şut sokamayan oyuncu her zaman ikinci planda kalıyor.
Çok uzun zamandan bu yana şut konusunun öneminden bahsediyorum.
Daha önceki bir yazıda, sakatlık sırasında, bir ay basketbol topunu eline almamış bir oyuncunun ilk antrenmanda attığı tüm şutları sokması ve maçtan bir gün önceki antrenmanda tüm şutları sokan bir oyuncunun maç da hiç isabet bulamaması gibi sıklıkla karşılaştığımız ama hala bize anormal gelen olayları bir kenara koyacak olursak, doğru mekanik ile çok tekrarı bir çözüm olarak görüyoruz.
Belki doğru mekanik ile çok tekrar sayesinde yüzdesini artıran oyuncular vardır ama, NBA veya A milli takımda oynayıp hala bu sorunu çözemeyen oyuncular olduğunu da unutmamak lazım.
Şut konusunda “atış zamanı” (erken atış) ve “savunmanın durumu” (zor atış) gibi konular ile oyuncunun “hissetmesi”ni (sıcak oyuncu) bir bütün olarak düşünürsek işimiz zorlaşıyor.
Hisseden oyuncu her şartta sokabilirken hissetmeyen oyuncu bomboş vaziyette bile sokamıyor.
Şu his meselesi maalesef her şeyi bozuyor.
Peki biz bir koç olarak ne yapabiliriz?
Biz oyuncularımıza doğru mekaniği gösterebiliriz, mümkün olduğunca maç şartlarında tekrar yaptırabiliriz.
Ve son olarak da tüm oyuncularımızı şut atmaya teşvik edecek bir anlayışla hücum düzenlerimizi kurarız.
Oyuncuların, bireysel antrenmanlarda, çok tekrar yapması ve o hissi yakalamak için çabalaması biraz kendilerine kalan bir durum, sanırım bu konuda yapabileceklerimiz oldukça sınırlı.


Yorumlar
Yorum Gönder