Ana içeriğe atla

AGRESİVİTE ( HER ŞEY DEĞİŞİYOR )






Monday, 09 November 2009 23:16 Yorumlar Cem Akdağ 


Bu hafta sonu hep birlikte, agresif oyun tarzının, sonuca etkisinin yanı sıra, basketbolu ne kadar güzelleştirdiğini izleme imkânını yakaladık. 

Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir, bu sporla yatıp kalkan profesyonel bir antrenör olmama rağmen, seyrettiğim spaktaküler hareketler karşısında, tekrar, tekrar, basketbolun ne kadar güzel bir oyun olduğunu düşündüm. 


İzleyenler bilir; NBA maçlarından sonra duymaya alıştığımız klasik bir yorum vardır, hem hücumda hem de savunmada agresif olmak. Ancak Türkiye de uzun yıllar, birçok oyuncu fazla agresif olduğu için hak ettiği yere gelemedi.

Sürekli olarak, oyunu okumak, akıllı olmak, hatasız olmak gibi antrenörlerin oyunu daha kolay kontrol etmelerini sağlayan vasıflar ön planda tutuldu. Bu nedenle, uzun üç numaralarçok yer kaplayan pivotlar, keskin nişancı şutörlerkendini yerden yere atan korkusuzca penetre eden kısalara tercih edildi. 


Ama bugün memnuniyetle görüyorum ki, birçok coach agresif özellikleri ön planda olan oyunculara daha fazla süre vermeye başladı. Agresiflik, tabiî ki yanında birçok sorunu birlikte getiriyor ancak sanırım bu sorunları aşmayı başaran teknik adamlar başarıya daha yakınlar.

İstatistik kağıdını elinize aldığınızda, oyuncuların pozisyonu ne olursa olsun, skor, ribaund, asist, top çalma, faul alma ve aldırma gibi bölümleri dolu ise bu oyuncular sahanın en agresif oyuncularıdır. Maalesef bugüne kadar, şut seçimlerindeki yanlışlar ve yaptıkları top kayıpları nedeniyle bu oyunculara sadece vazife adamı gözü ile bakıldı. Ancak, Ömer Onan ile birlikte, bu tarz oyuncular sahada daha fazla süre almaya başladılar. Yapı olarak agresif olup, bazı maçlarda çeşitli nedenlerden dolayı aynı enerjiyi sarf etmeyen oyuncular olabiliyor, yine de bugün, elinde bu tarz oyuncuya sahip olan takımlar, bence daha avantajlı. Gerçi coachlar bu tarz oyuncuları şimdilik maçın temposunu değiştirmek amacı ile kullanıyorlar ama bence eskiyle kıyasladığımızda, bu da iyi yolda olduğumuzu gösteriyor.

Bu hafta seyrettiğimiz maçlarda, başta bir zamanların efsane oyuncusu, Necati Güler'in oğulları, Sinan Güler ve Muratcan Güler ve diğerleri ,Charles Smith, Ender Aslan, Kaya Peker, Brad Newley, Cevher Özden, Ömer Onan, Semih Erden’i seyrederken birçok kişinin benimle aynı duyguları paylaştıklarına eminim.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...