Eminim çoğu basketbol meraklısı, yine mi aynı konu diyecek. Evet, sizin için aynı olan bu konu her ülkede her takımda her sene birçok veli için yeni bir konu.
Bu defa Amerika lise takımının velisinden, diğer velilere tavsiye mektubu;
Hem bir antrenör hem de bir baba olarak Basketbol Ebeveynlerine bu konudaki kuralımı sunmak istiyorum:
Ebeveynler… bunun çocuğunuzun yolculuğu olduğu gerçeğini kabul etmelisiniz, sizin değil.
Sadece, destekleyici ve teşvik edici olun .
Antrenörler kazanmak için gerekenleri yapan çalışan rolünü benimseyen, doğru davranış içinde olan ve takımı benimseyen oyuncuları tercih eder.
Bir koçun çocuğunuzu 'sevmediğini' düşünüyorsanız; çocuğunuz büyük olasılıkla bu alanlardan birinde (veya daha fazlasında) yetersizdir.
Ebeveynler… Koçlar hep kazanmak ister. Hatta farklı kazanmak ister.
Eğer çocuğunuz onun kazanmasına yardımcı olacaksa… oynayacaktır. Değilse, daha az oynayacaktır.
Ebeveynler… koçlar çoğunuzun oyun süresini belirleme konusunda herkesten daha iyi durumdadır, çünkü onlar çocuklarınızı antrenmanlarda, toplantılarda, maçlarda tekrar tekrar izlerler ve nasıl oynadıklarını görürler (çoğu ebeveyn çocuklarını sadece maçta gördükleri için her zaman eksik bir bilgiye sahip olur. )
Ebeveynler… hem deneyim hem de meslekleri olduğu için koçlar daha iyi basketbol bilgisi vardır.
Bu nedenle onların yeteneklerini yargılamak uygunsuzdur.
Ebeveynler... Çocuğunuzu dünyadaki her şeyden daha çok seviyorsunuz. Onlar için her zaman en iyisini istersiniz (ki bu anlaşılabilir ve saygıdeğer bir durumdur).
Ancak, bir koçun yükümlülüğü takım için en iyi olanı yapmaktır. Birçok durumda, çocuğunuz için istediğiniz şey ile takım için en iyi olan şey birbiriyle uyuşmaz.
Ebeveynler... asla çocuğunuzun koçuyla oyun süresini, stratejiyi veya başka bir oyuncuyu tartışmaya zorlamamalısınız. Asla. Bu üç alan kutsaldır.
Ebeveynler... politika yapmak asla çocuğunuza daha fazla oynama süresi kazandırmaz. Emin olun bu yaklaşım vasıtası ile lise basketbol tarihinde hiçbir koç “ Ahmet’i veya Ayşe’yi daha fazla oynatmaya başlamalıyım çünkü annesi yeterince oynamadığını düşünüyor” dememiştir.
Ebeveynler... çocuğunuzun veya sizin bir sorununuz veya endişeniz varsa doğrudan koçuyla bir toplantı ayarlayarak iletmesi için teşvik etmelisiniz. Ancak burada bir ebeveyn olarak, sadece bir gözlemci olarak bu toplantıya katılma hakkınız vardır,
Ebeveynler... eve dönerken arabada ya da yemek masasında çocuğunuzun koçunun hakkında kötü konuşmayın “Koçun ne yaptığını bilmiyor' veya 'Daha fazla oynatması lazım” gibi ince, pasif agresif yorumlar çocuğunuzu rahatlatmaz hatta daha da kötüsü sürekli bahane uydurmaya teşvik eder.
Ebeveynler... eğer çocuğunuz istediği oyun süresini alamıyorsa ya da zor bir maçta kötü oynadıysa bu deneyimi güçlü bir öğretim aracı olarak kullanın.
Onlara bununla nasıl başa çıkmaları gerektiğini ileride farklı sonuç almaları için neler yapmaları gerektiğini öğretin.
Ebeveynler... hakemleri azarlamayı bırakın. Bu çok kötü bir örnek sizi çocuk durumuna düşürüyor. Hakemler ellerinden geleni yapıyorlar. Onlar çoğumuzdan daha iyi kuralları biliyorlar. Farklı düşüncelere kapılmayın gizli ajandalar aramayın bu bir oyun başka bir şey değil.
Emin olun hiçbir hakem” oyunu durduralım tribünden bağıran anne ve baba haklılar, hepinizden özür dilerim, oğluna faul yapmışlar ama ben göremedim.” demmiştir.
Ebeveynler... çocuğunuzun profesyonel basketbolcu olması çok zor. Aslında, istatistiksel olarak, sadece çok küçük bir yüzde profesyonel olabilecek.
Bu yüzden bırakın yolculuğun tadını çıkarsınlar.
Bugünler siz farkına bile varmadan bitmiş olacak.
Basketbolu, büyüdüklerinde ihtiyaç duyacakları hayat derslerini öğretmek için bir araç olarak kullanın.
Ebeveynler... çocuğunuzu çok zorlamayın. Teşvik etmekte sorun yok. Öneride bulunabilirsiniz.
Ancak onları 'fazladan atış yapmaya' ya da fazladan antrenman yapmaya zorlamayın.
Bu teklif onlardan gelmeli, sizden değil.
Eğer bunları kendi başlarına yapmayı seçerlerse, destekleyici olun. Yapmamayı seçerlerse, önemli bir karar vermiş olacaklar, kendi kararlarını.
Yorumlar
Yorum Gönder