Ana içeriğe atla

1969 YILINDA BASKETBOLDA IRKÇILIK KONUSU




Okuduğum March And Madness kitabında aşağıdaki paragrafla karşılaşınca bayağı şaşırdım. 

Ve biraz araştırma yaptım. 

Karşıma ilk çıkan sayfa Rupp'ı ırkçılıkla suçluyordu ancak daha sonra Rupp'ın bir siyahi oyuncudan ödül aldığı resmin altında konuya başka bir açıdan bakan bir makale gördüm. 


Doğrusu nedir bilemem ama eğer yalansa aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen "çamur at izi kalsın" lafının bir kere daha doğru olduğunu anladım. 

 

"1966 NCAA finalinde, tamamı beyazlardan oluşan Kentucky’siyle tamamı zencilerden oluşan Texas Western’e kaybetmiş olan Rupp’ın yerel gazete editörlerine, siyahi oyuncuların yanına bir yıldız koymalarını, böylece oyuncu alımı döneminde kimi takıma almaması gerektiğini anlamaya yardımcı olmalarını söylemesi, yıllarca konuşulmuştu. Fakat 1969 yılında, deblene debelene ve yana yakıla Rupp en sonunda siyahi bir oyuncuyu takımına almıştı."


Ayrıca başka bir yerde Deford adında biri soyunma odasında dolaba girip gizlice konuşanları dinleyip Rupp'ı ırkçılıkla suçladığı yazıyormuş. Onun da cevabı en altta. 


AI  BU KONUDA NE DİYOR; 

 

Söz konusu iddia, Rupp hakkında anlatılan ve yıllar içinde kulaktan kulağa yayılan asılsız efsanelerden ve karalama anlatılarından biridir.

Bu konudaki tarihsel gerçekler şöyledir:

1. "İsimlerin Yanına Yıldız Koyma" İddiasının Aslı Nedir?

İddiaya göre Rupp, gazete editörlerinden veya gözlemcilerden siyahi oyuncuların isimlerinin yanına yıldız (veya bir işaret) koymalarını istemiş, böylece "yanlışlıkla" siyahi bir oyuncuyu takıma çağırmak istemediğini ima etmiştir.

  • Tarihsel Gerçek: Ne Kentucky Üniversitesinin arşivlerinde, ne o dönemin spor gazetecilerinin (örneğin Dave Kindred, Billy Reed gibi isimlerin) tanıklıklarında, ne de herhangi bir basılı belgede Rupp'ın böyle bir talepte bulunduğuna dair en ufak bir kanıt bulunmamaktadır.

  • Aksine, Rupp o dönemde ırk ayrımcılığı (segregation) uygulayan güney liginde (SEC) yer almasına rağmen Siyah yetenekleri takip ediyor ve onları kadrosuna katmak istiyordu.

2. Rupp Gerçekten Siyahi Oyuncu İstemiyor muydu?

Rupp'ın Siyah oyuncuları takıma almamak için özel çaba sarf ettiği iddiası, gerçek kayıtlarla tamamen çelişir:

  • Wes Unseld ve Butch Beard: Rupp, 1960'ların ortasında dönemin en büyük Siyah lise yıldızlarından Wes Unseld'i kadroya katmak için bizzat 13 kez ailesinin evine gitmiş ve burs teklif etmiştir. Benzer şekilde bir diğer Siyah yıldız Butch Beard'ı da ikna etmeye çok yaklaşmış (Beard önce Kentucky'ye söz vermiş, son anda karar değiştirmiştir).

  • Irk Ayrımcılığına Karşı Resmi Adım: 1961 yılında Kentucky Üniversitesi Rektörü ile birlikte Güneydoğu Konferansı'na (SEC) başvurarak ligdeki ırk kısıtlamasının kaldırılmasını talep etmiştir.

3. Bu Tür Hikayeler Neden Yayıldı?

1966 NCAA Finali (tamamı beyazlardan oluşan Kentucky ile ilk kez 5 Siyah oyuncuyla sahaya çıkan Texas Western karşılaşması), Amerikan spor tarihinin ve Sivil Haklar Hareketi'nin en sembolik anlarından biri haline gelmiştir.

Bu tarihi maçı ve iki takım arasındaki zıtlığı daha dramatik, "iyi ile kötünün mücadelesi" şeklinde göstermek isteyen medya haberleri, kurgusal anlatılar ve özellikle 2006 yapımı Glory Road (Kader Yolu) filmi gibi Hollywood yapımları,Rupp karakterini bir "ırkçılık sembolü" haline getirmek için bu tür asılsız şehir efsanelerini ve abartılı iddiaları senaryolara dahil etmiştir.




Deford o maçın soyunma odasında değildi. 
O soyunma odasında bulunan oyuncuların ve koçların tamamı, devre arasında soyunma odasında hiçbir spor yazarının bulunmadığını söylemiştir. 
Daha sonra Deford bu gerçekle yüzleştirildiğinde hikayesini değiştirmiş; soyunma odasına gizlice sızdığını ve bir dolabın içine saklandığını iddia etmiştir. Odadaki oyuncuların ve koçların anlatımları, dolapların bir metre doksan beş santim (6 feet 4 inches) boyundaki Deford'u saklayamayacak kadar küçük olduğu konusunda hemfikirdir. Koç Rupp'ın devre arasında soyunma odasına hiçbir ziyaretçiyi almadığı ve hatta üniversite rektörünün içeri girmesine bile izin vermemesiyle ünlü olduğu bilinen bir gerçekti.Dahası, odadaki oyuncular Koç Rupp'ın Deford'un iddia ettiği şeyleri söylediğini reddetmektedir.

“Yanımda aşağılayıcı veya ırkçı/ayrımcı tek bir kelime bile sarf ettiğini duymadım. Asla.” - Larry Conley, 1963-1966 yılları arasındaki oyuncu

“O gece soyunma odamızda aklımızdaki son şey ırktı. Bu konu hiç gündeme gelmedi. Bütün düşündüğümüz maçı nasıl kazanacağımızdı. Tek istediğimiz ulusal şampiyonluğu kazanmaktı. Hepsi bu. Eğer insanlar bizi bundan farklı bir şekilde tasvir ederlerse, bu kesinlikle yanlıştır.” - Larry Conley

Bu hikaye gerçek dışıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...