OTUZ YIL ÖNCE ALT YAPI
Eskiden basketbol ile
ilgili çok az kitap ve dergi vardı, o zamanlar antrenör ağabeylerimizin
tecrübelerinden yararlanmak için dört gözle bir şeyler yazmalarını beklerdik
ancak nedendir bilinmez, o sıralarda antrenörler arasında pek fazla bilgi
paylaşımı yoktu ve bu tarz kitapları bulamazdık. Aynı dönemde, salonu, topu,
oyuncusu, organizasyonu ile bize hiç benzemeyen Amerikan kolej antrenörlerinin,
kendi kasabalarında nasıl başarılı olduklarına dair yazdıkları kitapları okur
ve bir şeyler öğrenmeye çalışırdık. Aramızda şanslı olanlar, zamanın ünlü
antrenörleri ile çalışma fırsatı bulanlardı. Bahsettiğim efsane isimlerden
sadece bir iki küçük tavsiye duymak için, kapılarında yatan kalkan bir çok genç
antrenör olduğu bugün bile anlatılır.
Ben bu konuda en şanslılardan biriyim. O dönemde neredeyse
İstanbul’da yaşayan tüm basketbol duayenleri ile birlikte çalışma fırsatını ele
geçirdim. Ve nasıl olduğunu bilmiyorum ama oyunculuk döneminden itibaren, bende
bir not tutma alışkanlığı başladı, bu sayede elimde oyunculuk günlerimden,
bugünlere kadar uzanan, geniş bir arşiv mevcut.
İnternetin ortaya çıkması ile birlikte, artık bilgiye
ulaşmak çok kolay. Ancak bizden farklı kültürlere sahip ülkelerde uygulanan
sistemleri birebir taklit etmek ne derece doğru ve yararlı? Belki ileride bir
gün, bu cümle gelecek nesiller için hiçbir anlam ifade etmeyecek ancak
günümüzde, sanırım biraz da Türk insanın yapısına bağlı olarak, dış kaynaklı bilgilere
kolayca adapte olmakta zorlanıyoruz. Aşağıda vakit buldukça sizinle
paylaşacağım yazıları, ister birer hatıra, isterseniz yararlanabilecek eski
bilgi kırıntıları olarak görebilirisiniz. Umarım içinde işinize yarayacak
bilgiler çıkar ve sıkılmadan okuyabilirsiniz.
MİNİK TAKIM ANTRENÖRÜ
İlk olarak, 1987 Senesinde Eczacıbaşı genç takımı antrenörüyken,
beş yıl önce çalıştırmaya başladığım minik takım programını nasıl oluşturduğumu, oyunculuktan gelen tecrübesiz bir antrenörün,ilk antrenmanıymış gibi anlatmaya çalışıyorum.
BASKETBOL ANTRENÖRLÜĞÜNE İLK ADIM
Sonunda on iki oyuncuyu karşınıza aldınız. Sahada küçük
oyuncu adayları, basketbol topları ve siz varsınız. Küçük çocuklar merakla ne
yapmaları gerektiğini sizin söylemenizi bekliyorlar. Eğer hiçbir hazırlığınız
ve tecrübeniz yoksa aklınızdan basketbol ile ilgili ne kadar çok şey bildiğiniz
geçecektir. Ama nereden ve nasıl başlamalısınız? Öyle bir başlangıç olmalı ki,
önce çocuklar sıkılmasın, hemen kavrasınlar, evlerine dönünce soranlara, TV
video ve mecmualardaki Amerikalıların yaptıklarına benzeyen bir şeyler öğrendiklerini
anlatabilsinler. Ayrıca yaptıklarınız ileride oynayacağınız maçlar da hazırlık
da teşkil etmeli.
BAŞLANGIÇ
Hemen aklınıza oyuncuyken sürekli olarak yaptığınız üçlü ÖRME
drilli geliyor. Çocukları yerleştiriyorsunuz, önce öndeki guruba hareketi
yürüyerek yaptırıyor, uzun uzun izah ediyorsunuz ve daha sonra” haydi Başlayın!”
Ancak toplar elden kaçıyor, çocuklar çarpışıyor, sırasını bekleyenler endişeyle,
bir öndeki gurubun düştüğü duruma, bir de size bakıyorlar. Kızmaya başlıyorsunuz,
hemen onları durdurup böyle olmayacağını başka ve basit bir şey yapmanızın daha
doğru olacağına karar veriyorsunuz, ama ne yapmalı?
Evet! Pas çalışmalı “İki kişi karşılıklı birbirinize göğüs pası verin” beş dakika boyunca oyuncular büyük bir zevkle paslaşırken, artık sıkılmaya başlıyorlar, bu arada aklınızdan “maç içinde oyuncularım böyle paslaşırsa bütün topları kaybederiz” diye geçiyor ancak süreniz doldu yeni bir şeyler lazım,“Dripling” tam zamanında aklınıza geliyor. Herkesi sıraya sokuyor “gidiş sağ elle, dönüş sol elle” diyorsunuz. Ama giden geriye bir türlü dönemiyor! Sahanın dışına kaçan toplar, yine birbirine çarpan oyuncular. Kızıyorsunuz, tekrar “ne yapmalı?” Diye kara kara düşünmeye başlıyorsunuz.
Evet! Pas çalışmalı “İki kişi karşılıklı birbirinize göğüs pası verin” beş dakika boyunca oyuncular büyük bir zevkle paslaşırken, artık sıkılmaya başlıyorlar, bu arada aklınızdan “maç içinde oyuncularım böyle paslaşırsa bütün topları kaybederiz” diye geçiyor ancak süreniz doldu yeni bir şeyler lazım,“Dripling” tam zamanında aklınıza geliyor. Herkesi sıraya sokuyor “gidiş sağ elle, dönüş sol elle” diyorsunuz. Ama giden geriye bir türlü dönemiyor! Sahanın dışına kaçan toplar, yine birbirine çarpan oyuncular. Kızıyorsunuz, tekrar “ne yapmalı?” Diye kara kara düşünmeye başlıyorsunuz.
BENİM BASKETBOL FELSEFEM ÇOK DERİN AMA…
Demeçlerden ve konuşmalardan çıkan sonuca göre Türkiye’de
süratli hücum etmek ve agresif savunma yapmak en geçerli tarz. Peki, en ideal
sistem buysa halen ne düşünüyoruz? Ama bu çocuklar daha dururken pas
vermiyorlar, yavaş dripling bile yapamıyorlar hatta dripling sözcüğünün ne
anlama geldiğini bile bilmeyenler var.”En iyisi hepsini yavaş yavaş öğreteyim sonra
onlar alıştıkça hızlandırırım”. İşte çoğu kişinin düştüğü yanlış yol bu.
Mahsurları nedir? En basitinden çocuklar sıkılır ve size zaman yetmez. O zaman
nasıl bir yol izlemeliyiz? İdeal
antrenman tarifi nedir?”Basit, hızlı akışkan olmalı ayrıca basketbolu cazip
kılan ”çemberin içinden topu geçirmek” kavramı ön plana alınmalı. Böyle bir
antrenman nasıl düzenlenir? Zaten maçlar da az kaldı?
Sakin olun düşünün. En kolay basket nasıl olur? Cevap kolay,
potanın altından turnike ile. O kadar çok şey bilemenin zararları en kolay şey
en son aklımıza geliyor. İşte ilk keşfimiz! önce turnike atmasını öğretmeliyiz
ancak maçta bu fırsatı yakaladığımız zaman, ön, arka, sağ, sol, hızlı, yavaş,
engelli, engelsiz her şekilde sayı kazanmamız lazım, biliyorum daha öğretilecek
çok şey var ama bu işi çok önemli ve yarım yapmamalıyız.
Peki, maç içinde
oyuncularımız bu pozisyonu nasıl bulacaklar, savunma ribaundunu aldık veya
çemberin içinden top geçti, tüm gücümüzle karşı potaya gitsek bizden önce oraya
giden birileri karşımıza çıkacaktır. peki top elimize geçtiğimizde karşı potaya
yakın olan biri, hemen ileri koşsa biz ona topu nasıl ulaştırabiliriz? ”Baseball
pas “olabilir başka, uzun dripling ile gidip rakibin üzerinden aşırtma bir pas
atarak (Bombeli pas) .İşte olayı çözmeye başladık birinci çalışma turnike çeşitleri,
ikinci çalışma baseball pas, üçüncü çalışma uzun dripling ve bombeli pas ve
dördüncü ve en önemlisi nereden koşacağız ve topu nasıl yakalayacağız. Bunları birleştirince kısa vadede maç
içinde hemen kullanabileceğimiz bir konuyu halletmiş olduk. Bu çalışmalar
sırasında maç için gerekli oyun kurallarını da öğretirsek iyi bir başlangıç
yapmış sayılırız.
Fakat sizi düşündüren bir konu daha var eğer hızlı hücum
bulamazsak sayı atamayız, bir de rakibin her hücumu sayı ile neticelenirse o
zaman maç kazanmak imkânsız. Esas büyük sorun bu galiba nasıl başlamalıyım?
Yavaş hücum kolay, turnike atışları öncesine bir iki fake koyarım, bir de stop
ile şutu ilave ederim. Çalışmalarda pota altına bir savunma koyarım, oyuncular
şut atmak zorunda kalırlar, zaten hızlı top kullandıktan sonra yavaşını herkes
kullanabilir.
SAVUNMA
Esas savunma ne
olacak? Oyuncularıma birebir top ile hücum eden adama karşı savunmayı öğretmeye
kalksam ya faul yapacak ya da geniş sahada geçilecekler. Ve daha baştan
savunmaya inançları kaybolacak. Rakip antrenör benim gibi düşünüp hep pota
altından sayı atmayı denerse?
Tek çıkar yol oyuncularımı pota altına toplamalıyım, ama bu
alan savunması olur. Biz prensip olarak bunu istemiyoruz. O zaman önce dripling
savunması öğretelim sonra cut savunmasını öğretelim, çabuk öğrenenler ile
bunları yaparız ancak diğerlerine, hata yapanların hatalarını örtmek için
gömülü adam adama savunmayı öğretelim. Onlarda en azından hem pota altını
savunur hem de “adam ben pota” üçgenini öğrenmiş olurlar.
Hücumda yavaştan hızlıya gitmeyi kabullenmedik ama savunmaya
gelince işler niye böyle değişti? Sanırım bu eksiğimizi hemen gidermemiz lazım.
Belki biraz acele ediyoruz ancak biz çalışmalarımızda hep yakın ve doğru
savunmayı uygulayalım, sadece maç tecrübesi için kazanmamız gereken
müsabakalarda ( Başkalarının 40 dakika zone savunma yaptığını düşünürsek) gömülü
savunmaya bir on dakika ayırmamız o kadar da çok değil. Tabii oyuncularımıza, yakın savunma yapmadan bu takımda basketbol
hayatlarına devam edemeyeceklerini de belirtmeliyiz. Bakın işler ilerlemeye
başladı. Artık üzerine yoğunlaştığımız hızlı hücumu maçta uygulamak için
savunma ribaundu alabiliyoruz, bunun sayısını artırmak için bundan sonra
baskılı savunmalara bile geçebiliriz.
ARTIK SİZİN ARAŞTIRICILIĞINIZ VE BECERİNİZE SIRA GELDİ
Bu aşamadan sonra kitaplar, kendi buluşlarınızı, antrenör
arkadaş ve ağabeylerin tavsiyelerini, yakından tanıdığınız ve algılama
kapasitelerini çok iyi bildiğiniz oyuncularınıza öğretebilirsiniz.
İçiniz rahat olmalı, artık adam adama savunma, süratli hücum
uygulayan bir takımınız ve bunları öğrenerek önlerinde ufuklar açılan
oyuncularınız var. Bununla birlikte belki de hiç ummadığınız kısa vadede bir
takım başarısı ve aralarından bir iki yıldız adayı çıkacak on iki oyuncuya
sahipsiniz.
Yukarıda izah etmeye çalıştığım yöntemi beş yıl önce
basketbol okulundan çıkan tecrübesiz on iki küçük oyuncu ile haftada sadece iki
gün çalışarak uyguladım. Yaş küçültme oyuncular ile dolu rakip takımlara karşı
küçükler liginde otuz maçta sadece iki mağlubiyet aldık. Aynı takımdan yıldız
milli takıma dört oyuncumuz çağrıldı. Bu sonuç belkide oyunculuk hayatımda hiç
tadamadığım bir duyguyu bana yaşattı.l
Başarılar arkadaşlar.
CEM AKDAĞ

Yorumlar
Yorum Gönder