Genç milli takım antrenörlüğü yaptığım dönemlerde her zaman boy
sorunu yaşardık, o zamanlar uzun oyuncu bulmak bugünkü kadar kolay değildi, bu
nedenle alt yapı milli takımlarımız uzun takımlar karşısında çok zorlanıyordu.
Biz ne kadar iyi hücum edersek edelim “ikinci atış” şansımız olmadığı için böyle
takımlar karşısında hep düşük skorlarda kalıyorduk.
Bu durum benim adıma Mirsad’ın aramıza katıldığı bir Avrupa şampiyonasına
kadar sürdü. Hiç unutmuyorum İsrail’de ki bu turnuvada, bizden çok uzun bir
Hırvat takımına karşı oynuyorduk, Mirsad üç dört uzun oyuncu arasından tüm
ribauntları almaya başlayınca “Böyle maç
idare etmek ne kadar güzelmiş, bu ne rahatlıkmış ”diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Uzun oyuncuları
genelde savunmada yavaş kaldıkları veya orta mesafeden şut sokamadıkları için
oyundan çıkarmak zorunda kalırsınız. Ancak ilk yıllarında, bacakları bir guard
kadar çabuk olan ve dışarıdan şut sokabilen bir oyuncu olduğu için Mirsad’ı sürekli
olarak oyunda tutabiliyorduk.
O maçta Mirsad’ın aldığı hücum ribauntları sayesinde, en az altı
veya yedi ikinci atış kullanma şansını ele geçirmiştik. Sanırım yine aynı turnuvada,(daha
sonra, büyükler kategorisinde sürekli olarak kazanacağı ) en çok ribaunt alan ilk
Türk oyuncu unvanına ulaşmıştı.
Aramıza hoş geldin MİRSAD.
CEM AKDAĞ

Yorumlar
Yorum Gönder