Ana içeriğe atla

KAZANMAK MI ? YOKSA EĞİTMEK Mİ ?



 
 
 
 
Yerli yabancı birçok basketbol  seminerine katılmış bir koç olarak oldukça önemli bir tespitim var; hangi organizasyona gidersem gideyim, sahada konuşma yapan dünyaca ünlü ve sayısız şampiyonluklar kazanmış koçlardan biri bile olsa, her cümlesinin ardından” Yine mi aynı şey? Biz zaten bunları biliyoruz” mırıltılarını duyarım.

Basketbol aynı ölçülerde ve aynı kurallar ile oynandığı sürece seminerlerde çok farklı şeyler duymak neredeyse imkânsız.

Ama biz basketbol koçları, seminere katılan diğer koçların anlayamayacağı, sadece bizim anlayabileceğimiz ve uyguladığımız anda bizi şampiyonluğa ulaştıracak sihirli kelimeleri duymak istiyoruz.

Bugüne kadar görevli olduğum seminerlerde, katılımcıların hangi kategoride çalıştıklarını ve hangi konularda bilgi edinmek istediklerini sormayı adet haline getirdim.
 Aldığım cevaplar karşısında herkesin farklı sorunları olduğu ortaya çıktı. Örneğin aynı kulvarda olduğunu düşündüğünüz, alt yapı koçlarının bile çalıştıkları kategorilere bağlı olarak çok farklı soruları var.

 Minik takımdaki oyuncular ile genç takımdaki oyuncuların bilgi düzeyleri gibi fiziksel gelişimleri de oldukça farklı olduğundan, her kategoriye aynı tavsiyelerde bulunmanız neredeyse imkânsız.

Eğer üst yapı antrenörüyseniz bu defa müsabakalara ne kadar zaman kaldığı ve takımınızın kimyası sizi diğerlerinden farklı kılıyor.

Tüm bu farklılıklar karşısında tüm koçlara ortak bir cevap bulamıyorsunuz. Buna bir de  yöneticilerin beklentilerini de ilave ederseniz işin içinden çıkmak iyice zorlaşıyor.
 

Ben bu soruna, bu meslekte geçirdiğim kırk sene boyunca yaşadığım kız, erkek, alt yapı, üst yapı tecrübelerime dayanarak bir çözüm bulduğumu düşünüyorum. En azından izlediğim seminerleri bu yöntemle analiz ediyor ve en fazla yararı sağlıyorum.

Birinci tarz seminerler; sadece “kazanmak” için neler yapılacağı anlatılan seminerler. Yöntemler, ipuçları kurnazlıklar veya sistemler.
İkinci tarz ise kazanmanın arkadan geldiği, bir bakıma ikinci planda kaldığı geniş kitlelere basketbolu öğreten ve sevdiren ve öncelikle oyuncu yetiştirmeyi amaçlayan eğitim seminerleri.

Çoğu koçun aklından geçen ancak itiraf etmediği bu ayırımı yaptığınız zaman işiniz çok kolaylaşıyor.Şimdi bazıları bu iki kavramı birbirinden ayırmak imkansız bunlar iç içe geçmiş konulardır diyebilir.Böyle düşünmeye başlarsanız işin ucu kaçıyor,küçük bir taktik sizi başka dünyalara götürüyor.
 “Boyu o pozisyona uygun değil, çocuk harcanıyor.”Küçücük çocuklara zone pres yaptırıyor”,”Zone alt yapıda kalkmalı”,”sadece beş oyuncu ile oynuyor”,”Çocukları serbest bırakmıyor vs.. gibi bir çok eleştiriyi bir kenara koymak ve aynı kulvardaymış gibi gözüken bu iki metodu ayrı ayrı işlemek hepimizin işini kolaylaştıracaktır.

Özellikle hepimiz alt yapıda ikinci metodu "eğiticiliği" tercih ederiz ancak sezon sonunda şampiyon olan takım için yukarıdaki nedenlerden birini de söylemeden de geçemeyiz.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...