Ana içeriğe atla

BASKETBOLU SORGULAMAK

 

1980 yılında, fastbreak'de top ortadan getirilir.
2015 yılında, fastbreak'de top kenardan getirilir.

1980 yılında, bacak arasından top değiştirmek fantezi.
2015 yılında, bacak arasında yön değiştirmeyen oyuncu yok.

1980 yılında, iki elinle pas ver.
2015 yılında, scoop pas veya dribble pitch pas (kepçeleyerek pas) çok gerekli.

HAFTAYA YARIM ASIR OLACAK 

1967 yılında basketbol ile tanıştım ve bugüne kadar basketbolu düşünmeden geçirdiğim gün sayısı en fazla beş  veya altıdır.
Basketbol, önceleri çocukken zevk aldığım bir oyunken, daha sonra kendiliğinden bir meslek haline geldi.

Şimdi düşünüyorum da o zamanlar da bugün olduğu gibi hep değişik şeyler peşindeymişim.
Hiç kimsenin bilmediği bir atışı keşfetmek, herkesten çok sayı atmak ,tüm oyunculardan daha fazla asist yapmak vs..


Antrenör olduktan sonra ise tüm bu arayışlarım son buldu çünkü belirli bir istikrar sağlamak için oyuncuların kafalarını karıştırmamak ve maç kazanmak gerekiyordu.

Bende her antrenör gibi ,oyuncularıma temel teknik konusunda bildiğim her şeyi öğretmeye çalıştım. Onlara ne zaman şut , ne zaman turnike atacaklarını öğrettim. Ve nasıl şut pozisyonunu bulacaklarını... yani aklınıza gelen tüm bilgileri verdim.

Ancak biraz başarı biraz da tecrübe kazandıktan sonra tekrar basketbolu sorgulama dönemim başladı ve bugün, biraz olsun beni diğer koçlardan farklı kılan bir konuda ,yüksek tempolu basketbol konusunda iyi bir şeyler yapmayı başardım.






Yukarıdaki görüntüler, 17 yıl şampiyon olan Rus kadın takımına karşı, daha önce hiç Avrupa şampiyonasına katılmamış olan Türk kadın takımının 2005 yılında oynadığı ve son topla kaybettiği maçtan . 
Türk takımının 10 saniyeden önce çembere atığı top sayısı, toplam atış sayısının % 50 sinden fazla !

Kadroda bulunan oyuncuların, kısa sürede Avrupa çapında oyuncular haline gelmesi o zamanlar doğru bir yol bulduğumuzu gösteriyor. 


ALT YAPIDA YENİ ARAYIŞLAR

Şimdi yılların verdiği tecrübe ile aklıma altyapıda uygulanabilecek  bazı fikirler geliyor.

Bugün binlerce altyapı antrenörü var ve bu gençlerin profesyonel olarak çalışabilecekleri ve isimlerini duyurup kendilerini tanıtabilecekleri kulüp sayısı bu rakama göre çok az. Yıldızlar liginde veya gençler liginde alacağınız bir şampiyonluk bile size çare olmuyor. 
Bu defa rakipleriniz, elinizdeki imkanların çokluğundan dolayı başarılı olduğunuzu veya tesadüf olduğunu, tekrar edemeyeceğinizi söyleyerek sizi devre dışı bırakıyorlar.

Öyle bir şey yapmalısınız ki herkes sizin farklı bir antrenör olduğunuzu görsün maddi olmasa bile en azından manevi tatmini yaşayın.

İşte bu görüşten hareketle daha önce anlatmaya çalıştığım bir konuya açıklık getirmek istiyorum.





ŞUT

Okumaya meraklıyım ve okuduğum her kitaptan basketbol için kullanacağım fikirler çıkarmaya çalışırım. Honore de Balzac oldukça geç tanıştığım bir Fransız yazar . Yazarın aklıma takılan bir görüşü var . 
Cümlelerini tam olarak hatırlayamadım ama özetlemeye çalışırsak “ Tek bir şeye, tutku ile bağlanırsanız ve ondan başka bir şey düşünmezseniz her zaman diğerlerinden daha farklı olursunuz .” Belki bunun sonucu olarak diğer konularda averaj bir insandan daha aşağılarda kalabilirsiniz ancak sizi o tutku mutlu kılar ve yaşatmaya devam eder.

Bu fikirden hareketle bireysel eğitimde, genç basketbolcuların ,diğer tekniklerini averaj bir hale getirdikten sonra ,sadece ve sadece şuta önem verecek olsak sadece şutörlerden oluşan bir takım ile fark yaratabilir miyiz?


Yorumlar